Ceza mı yoksa mantıklı sonuç mu?

Konu, 'İşyerinde İletişim Teknikleri' kısmında Fatih Özcan tarafından paylaşıldı.

  1. Fatih Özcan

    Fatih Özcan Site Kurucusu Site Kurucusu

    Mesajlar:
    1.105
    Sabahleyin 10 dakika sonra evden çıkıp çocuğunuzu anaokuluna bırakmak üzereyken ufaklığınız ilan ediyor “Ben giyinmeyeceğim!”. Ne yaparsınız? Onu giydirirseniz, haftalardır uğraştığınız konuda geri adım atmış olup artık her sabah giydirmek zorunda kalacaksınız. Kesinlikle olmaz! Çikolata sözü verseniz? Bu rüşvet, olmaz! En iyisi ikna etmek. Üç, dört, beş, ne kadar dil dökseniz, nafile. Sinirlenmeye başlıyorsunuz. Hâlâ ilerleme yok. Ceza ile tehdit etseniz? Giyinmezse akşam televizyon yok! Karşınızda artık hem giyinmeyen hem de ağlayan bir çocuk var. Üstelik akşam televizyon da izleyemeyecek. O yarım saat aslında ne kadar da iyi geliyordu size. Ah, bir de artık geç kalmışsınız, sinirlisiniz, ne yaparsınız? Çocuğunuzu giydirirsiniz.

    Çok tipik bir durum, değil mi? Çocuklar bize karşı gelince çaresizliğe kapılıp ceza vermekte çözüm bulabileceğimizi düşünüyoruz. Ancak gerçekten çözüm oldu mu? Aslında hayır.

    Mantıklı sonuçla sorunu çözmek
    Korkunç başlayan o sabah için meğersem çok kolay ve verimli bir çözüm var: “Mantıklı sonuç” yöntemi. Tartışmaya hiç girmeden hazırlanması için onu uyardıktan sonra “Canikom, benim için hiç önemli değil, giyinmek istemiyorsan giyinme. Ama biz 5 dakika sonra çıkıyoruz. Hazır değilsen seni pijamalarla götüreceğim.” deyip kararı ona bırakmak en güzeli olurdu. Muhtemelen siz daha odadan çıkmadan giysilerini giymeye başlardı. Hâlâ giyinmezse, giysilerini çantasına koyup pijamalarla götüreceksiniz. Onu pijamalarla götürmek ceza mı olur? Hayır. Bu giyinmemesinin mantıklı sonucu çünkü belli bir saatte evden çıkılacağını biliyor.

    Terim kargaşası: mantıklı sonuç mu, ceza mı?
    Ancak maalesef laf gelişi ceza da denir. Kullandığımız yöntem ceza değilse, “ceza” adı da vermememiz gerekiyor bence. Çocuklara karşı çok net ve aynı zamanda da dikkatli konuşmamız gerekiyorsa aynı özeni çocuklar yanımızda yokken de göstermeliyiz. Ya özenliyiz ya değiliz, değil mi? Duruma göre özenli olmak bence, hele annelik gibi stresli bir konuda, pek mümkün değil. Ayrıca bir nesnenin/kavramın bir adı var. Bu adı başka bir şey için kullanamam. Tıpkı ikisi içecek olmasına rağmen süte ayran desem yanlış olur. Süt süttür, ayran da ayrandır. Süte ayran dediğim sürece, sütün aslında ayran olmadığını kabullenmiş olabilir miyim?

    Ama ben seni sadece izleyeceğim! Mutfakta yemek pişiriyorsunuz diyelim. Çocuğunuz mutfak tezgahında oturup sizi izliyor. Tabi ki bunu yapabilir. Ancak yerinde durmuyor. Kaşığı alıp çorbayı karıştırıyor, tencerenin kapağını açıyor, vs. Birçok işi aynı anda yapan siz onu sürekli izleyemiyorsunuz ve tedirgin oluyorsunuz. Hele birazdan et kızartacaksınız, yağlar sıçrayabilir. Bugün burası aslında ona uygun değil. Biraz daha uzağa kaymasını istediniz, yapmıyor. İllaki bir şeye el atacak. Sizi dinlememesinin mantıklı sonucu bu olur mesela: “Canım, sen burada sözümü dinlemezsen ben yemek yapamam. Çok tedirgin oluyorum, başına bir şey gelebilir diye. Lütfen artık sözümü dinle ya da yemek yapmayı bırakacağım.” Sözünüzü dinlemediği takdirde her şeyi bırakıp mutfaktan uzaklaşın. Eminim off poff diye arkanızdan gelir.

    Çocuklarımız istemediğimiz bir şeyi bile bile yapınca bu işin mantıklı sonucu vardır. Katlanmaları gereken mantıklı sonuç da diyebiliriz. Ancak burada vurgu mantıklı kelimesindedir. Sadecekatlandıkları sonuç da pek sevmiyorum çünkü o sonuç mantıklı olmak yerine keyfimize göre de olabilir. Bunun adı bedel de olamaz. Çünkü bedel bir şeyin kıymeti, fiyatı, değeri veya dengi olur ancak. Çocuklarımızla ödeşmiyoruz ki! Adı ceza hiç olmaz. Zira ceza otoriter bir kişinin gücünü göstermesidir. Ne güç gösterimine girmek istiyoruz ne de otoriter olmayı.

    Ceza ve mantıklı sonuç arasındaki fark ne?
    Ceza ve mantıklı sonucun arasındaki farkı ünlü çocuk psikoloğu R. Dreikurs’un kitabından özetleyerek anlatmak istiyorum. Kendisi böyle bir tablo çizmişti.
    aa.png
    Ceza iki yerde kullanılıyor. Yukarıdaki örnekte; istediğimizi elde etmek için ya da olup biten bir şeyin yanlışlığının bedeli olarak. Ancak iki durumda da anne-baba çocukların gözünde saygıyı yitiriyor. Disiplin konusunda istikrarlılık ve olumlu davranışların pekiştirmesi yerine bir de stratejilerini ortaya koyuyor. Olup biten işin bedeli olarak ceza verildiğinde ise çocuğa haksızlık etmiş oluruz. Zira sonucunun farkında olmadan yaptı. Örneğin, kalemleriyle duvarı boyayan çocuk muhtemelen yanlış yaptığının farkında bile değil. Eğer ona önce defalarca kalemleriyle duvarının boyanması gerektiğini tembih etmediyseniz bunu nereden bilecek? Boyarken aklında kötü bir niyeti yoktu, sadece yerdeki kağıt yapacağı esere küçük gelmiş ya da dikey pozisyonda çalışmak istemiştir.

    Mantıklı sonuç nasıl çalışır?
    Mantıklı sonuçlarda çocuk, kendi davranışının olumsuz sonucunu yaşıyor. Tabi ki bu sonuç anne-baba tarafından gerçekleştiriliyor. Özellikle bildikleri konularda anne-baba istediklerini bir kere net ifade ettikten sonra konuşmak yerine harekete geçmeli. Mantıklı sonuç genelde en iyi şekilde çocukların ilgi çekmek için gösterdikleri olumsuz davranışlarında çalışır. Ancak diğer durumlarda da çalışır. Sadece sağlığı veya güvenliği söz konusu olunca bu yöntem kullanılamaz. Zira mantıklı sonuç yöntemiyle çocuğa bir alternatif gösteriliyor. Yani ona bir nevi seçim hakkı veriliyor.

    Yemek yemek istemiyorum, oyun oynuyorum! Sofrayı kurdunuz diyelim. Salonun köşesinden bir ses geliyor: “Ama ben yemek yemek istemiyorum, ben oyun oynayacağım.” Bunun daha keyifli olduğundan şüphemiz yok zaten. Ama yarım saat sonra bu oyun bitmiş olacak ve “açıktım” diye başımızın etini yiyecek. Defalarca uyarmak, kavga etmek, yemekten sonra TV yasaklamak ya da yemeğin ardındaki dondurma sözüyle onu sofraya getirmektense mantıklı sonuç yönteminde bunu yaparsınız: Herkes sofrada olduğu sürece yemek yenebilir. Herkes yemeğini bitirip sofradan kalınca yemek bitmiş sayılıyor ve tabaklar kaldırılıyor. Bir sonraki yemeğe kadar yemek de yok.

    Tabi ki başka bir aile üyesi “Aç değilim, sonra yerim” diyemez. Zira biri için geçerli olan kural/serbestlik herkes için geçerlidir.
    Boya örneğimize bakarsak, onunla birlikte duvarı temizleyerek yaptığı işin sonucunu gösterilebilir. Ardından da bir daha duvarı boyarsa tüm bu temizlik işini tek başına yapacağı / kalemleri ancak yanınızda kullanabileceği söylemek olabilir. Bir daha duvarı boyamaya kalktığı anda ona bunu hatırlatarak mantıklı sonucu sunmuş olursunuz. Seçim ona ait. Bunu da ne kadar sakin ve hoş bir sesle söylerseniz o kadar da faydalı sonuçlar alırsınız.

    Bu da bizi mantıklı sonuç yönteminin püf noktasına getiriyor. Kontrol anne-babada değil! Bu bize ilk başta zor geliyor olabilir, ama çocuklarımızın durumdan ders çıkarması için çok önemli. Çocuk gerçekten sonuca katlanmayı seçerse biz anne-baba buna sonradan karşı çıkmamalıyız. Tam tersi, sonuç neyse onu gerçekten yaşamasını sağlamalıyız.

    Çocuklarımdan edindiğim tecrübelerime göre belli bir yaşa kadar mantıklı sonucun bir kere yaşanmış olması gerekiyor. Yaklaşık 3-3,5 yaşına kadar ancak o şekilde nelerin olacağını anlıyorlar ve bir daha ki seferde sadece söylemek yeterli oluyor.

    http://alternatifanne.com/ceza-mi-yoksa-mantikli-sonuc-mu/#.Uz5ZOc8WcII.google
     
    Uzeyle Elcik ve Onur Umur bunu beğendi.
  2. Fatih Özcan

    Fatih Özcan Site Kurucusu Site Kurucusu

    Mesajlar:
    1.105
    Sayın üyeler,

    Yukarıda yazan makaleyi okuduktan sonra paylaşmadan edemedim. " Fatih bey işyerinde çocuk mu yetiştiriyoruz" diyenler var gibi duyuyorum fakat benim amacım mantıklı sonuç kavramının iş yerlerimizde uygulanabilirliği hakkında beyin fırtınası yapmak hep birlikte..

    Sizce mantıklı sonuç kavramı iş yerlerinde uygulanabilir mi? ve hangi senaryolar ile nasıl kullanılabilir?
     
    Onur Umur bunu beğendi.
  3. Onur Umur

    Onur Umur isgTR Üyesi

    Mesajlar:
    25
    Fatih bey, hele bi cocuga uygulamayi basaralim da, isyerini dusunuruz :) isyerinde de sanirim isciyi verdigimiz talimatin gerekliligini anlatmaktan geciyor..ama tabii her kararimizdan sonra isciye hesap vereceksek isimizi de yapamayacagimizi anlatmak gerekir..:)
     
    Son düzenleme: 6 Nisan 2014