Fiziksel Meslek Hastalıkları

Konu, 'Meslek Hastalıkları,Tanı ve Bildirimleri' kısmında Musa Kamil Ekin tarafından paylaşıldı.

  1. Musa Kamil Ekin

    Musa Kamil Ekin Yönetim Grubu

    Mesajlar:
    1.849
    FİZİKSEL MESLEK HASTALIKLARI...
    a-) Gürültü ve sarsıntı:

    Oldukça önemli ve yaygın olan fiziksel meslek hastalığı etkenleridir. Günümüz modern yaşamında gürültüden kaçmak adeta imkânsız hale gelmiştir.

    Gürültü: Arzu edilmeyen sese gürültü denir. Gürültü, ruh ve sinir sistemi ile işitme duygusu üzerinde etki eder. Sesin şiddetinin birimi desibeldir. dB harfleri ile gösterilir. Sıfır (0) desibel duyma eşiğidir(sınırıdır). Yani sıfır desibelin altındaki sesleri duymayız. 75 desibelin üzerindeki sesler tehlikelidir. Sinir ve ruh sistemimizde şu etkileri görülür: Konsantrasyon, dikkat ve reaksiyon kapasitesi zayıflar. Yorgunluk, uyku bozuklukları, baş ağrısı, dolaşım sistemi bozuklukları gibi rahatsızlıklar görülür. Bu belirtiler gürültünün çeşitli faktörlerine bağlı olarak değişir. Örneğin yüksek frekanslı sesler düşük frekanslı seslere göre daha etkilidir. İşitme fonksiyonu üzerindeki etkileri ise; gürültüye maruz kalma süresi, gürültünün şiddeti, frekansı, kesintili olması (örneğin çekiç darbeleri gibi), kişinin yaşı, bireysel hassasiyetleri, iç kulağın fonksiyon bakımından durumu, önceden geçirilen veya halen devam eden hastalıklar gibi faktörlere bağlıdır. Şiddetli gürültüye maruz kalan kişilerde önce geçici bir sağırlık meydana gelir. Daha sonraları zamanla artan işitme yetersizlikleri ve tam bir sağırlık olabilir. Sağırlık başlangıçta kulağın hassas olduğu 4000 Hertz(Hz) civarındaki yüksek frekanslı tonlara karşı olur ve daha sonra diğer frekanslarda da görülür.

    Gürültünün insan sağlığı için zararlı olduğu eşik değer 85 dB olarak kabul edilmiştir. 85 db den daha gürültülü yerlerde çalışırken gerekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Gürültü, Havalı çekiç, Testere, Planya, Kırma makinelerini kullananlarda, rahatsızlık, dikkatin dağılması, ilerleyen aşamalarda duyma kaybı meydana getirir.


    Sarsıntı (Titreşim): İşyerinde makine, tezgah, araç ve gereçler ile tezgah üzerinde veya kurulmuş sistemlerde ya da binalarda meydana gelen titreşimlerdir. Örneğin delme işleminde kullanılan kompresörlerde, un fabrikalarında, uygun zemin üzerine oturtulmamış yüksek devirli makinelerde vibrasyon çok fazladır. Vibrasyonun varlığı çalışanı yorar ve sinirli yapar. Delme işleminde kullanılan kompresörlerde çalışanlarda parmakların hassasiyetinin kaybolduğu ve iltihaplanmalara sebep olduğu görülmüştür.

    b-) Tozlar:

    Tozlardan Meydana Gelen Meslek Hastalıkları aslında en önemli grubu oluştururlar. Tozlardan oluşan hastalıkların genel adları "Pnömokonyoz"dur. Zararlı toz parçacıkları madenciler tarafından ve diğer bazı işciler tarafından solunduğu zaman, akciğerlerde küçük bir iltihabi kitle oluşur. Bunlar ise, röntgen filminde, birer katı yumru olarak görülürler. Röntgen filminde, bu şekilde lekeli görüntü veren hastalıklara Pnömokonyoz denir. Akciğer dokusu incelir ve esnekliği kaybolur. Bu durum, Fibrozis olarak bilinir. Sonuçta hastadaki nefes darlığı, gün geçtikçe daha da artar ve durum kalıcı öksürüğe dönüşür. Hastalığa bir kez yakalanıldıktan sonra, solunan havadaki toz oranında azalma olsa da, akciğer dokusundaki hasar kalıcıdır. Kişi sonunda öyle kötü bir döneme girer ki, evinden dışarı çıkamaz. Solunan toz parçasının hangi madde olduğu röntgenden anlaşılabilir. Çünkü partiküllerin akciğerdeki dağılımları değişik şekiller gösterirler.

    Değişik pnömokonyozlar, neden olan toza göre isimlendirilirler. Meslek gruplarına bağlı olarak en sık, silikoz, asbestoz, berillioz, bisinoz gibi hastalıklar meydana gelmektedir.

    Pnömokonyozun meslek hastalığı sayılabilmesi için, sigortalının, havasında pnömokonyoz yapacak yoğunluk ve nitelikte toz bulunan yer altı ve yer üstü işlerinde toplam olarak en az üç yıl çalışmış olması gerekir. Yüksek sağlık Kurulunun onayı sağlanmak koşuluyla 3 yıllık süre indirilebilir..

    Silikoz: Silis oksitle meydana gelen akciğer fibrozisidir. Yaygın ve tehlikeli bir toz hastalığıdır. Kuartz taşlarından elde edilen tüm maden cevherlerinde silikoz tehlikesi vardır. Altın, bakır, kurşun, çinko, demir, antrasit maden kömürü ve adi maden kömürü madenciliğinde çalışan işçilerde silikoz gelişebilir. Dökümcülük, tünel, taş ocakçılığı, kumtaşı öğütme, beton kırma, granit oymacılığı ve porselen ya da seramik çanak çömlek gibi işlerinde çalışanlar silikoz riskiyle karşı karşıyadırlar. Silikoz, akciğerlerin solunabilen kristalize silika'ya aşırı maruz kalınması sonucu, akciğerlerde yaptığı sakatlayıcı ve geri dönüşü olmayan ve bazen da öldürücü olan bir akciğer hastalığıdır. Silica, yeryüzü kabuğunun en çok görülen ikinci minerali ve kum, kaya ve diğer mineral ve maden cevherlerinin de başlıca unsurudur. Kristalize silikanin mikroskobik parçacıklarını içeren tozlara aşırı korumasız kalmak akciğerlerde havadan solunum yoluyla alınan oksijen alım yeteneğini düşüren bir scar (ölü doku) dokusuna neden olabilir. Deniz kenarlarında bulunan tipik kum, silikoz tehlikesi tehdidi göstermez. ABD istatistiklerine göre, her yıl 1 milyondan fazla Amerikan işçisi kristal silikaya maruz kalmaktadır. Her yıl, 250 den fazla Amerikan işçisi, silikozdan ölmektedir.

    Bu hastalığın çaresi olmamakla beraber, işverenlerin, işçilerin ve sağlık uzmanlarının bu maruz kalmayı düşürmeğe karşı birlikte davranması halinde, yüzde yüz korunulabilen bir hastalıktır. Silikoz ise ek olarak, kristal silica parçacıklarının solunması, bronşit ve tuberküloz gibi hastalıklara yol açabilir. Bazı çalışmalar sonucunda, akciğer kanseriyle ilişkili olduğu da ortaya çıkarılmıştır.


    Asbestoz: Amyant tozları ile meydana gelen bronkoplumoner fibrozisdir.

    Berillioz: Berilyum tozlarının solunması ile meydana gelen yaygın bronko-pnomokonyozdur.

    Bisinoz: Pamuk lifleri, yaprak, keten ve kenevir tozlarının solunması ile meydana gelen belli zamanlarda kendini gösteren astım nöbetleri ile olan fibrozisdir.

    c-) Sıcak ve soğuk ortamda çalışma:

    İş yerinin ısı, ışık, havalandırma yönlerinden uygun olmaması çeşitli rahatsızlıkları beraberinde getirir bu nedenle çalışma çevresini aşırı sıcak, soğuk, kuruluk, ve nemden korumak gerekmektedir.Soğuk hava akımının olduğu iş yerlerinde nezle-grip vb hastalıklar sık olur ve işgücü kaybına sebebiyet verir. aşırı sıcak karşısında çalışanlarda ise (dökümhane,demir çelik,fırınlar vb) aşırı tuz ve sıvı kaybı yanında sıcak çarpması olaylarına sık rastlanır.kışın açık havada çalışanlarda ise donma vakaları görülebilir.

    d-) Düşük ve yüksek basınçta çalışma:

    Sualtında karşılaşılan basınç farklılığı insanoğlunun başka hiç bir şartta karşılaşamayacağı kadar fazladır. Onbinlerce metre atmosfer sütununun yarattığı basınç suda her on metrede bir ortaya çıkmaktadır. Bu durumdan insan vücudunda içi hava ile dolu boşluklar en fazla etkilenir. "Boyle Kanunu"(Uçucu gazların sıvılaştırılması) uyarınca dalarken olduğu gibi basınç artışında bu boşluklar küçülebilmeli ya da eşitlenebilmeli; çıkış sırasında olduğu gibi basınç azalışında bu boşluklar yine eşitlenebilmeli ya da genleşebilmelidir. Basınç artışı solunan gazın yoğunluğunu arttırarak solunum işi yükünü arttırır. Ayrıca derinlerde belirli bir kısmi basıncın ötesinde solunan gazların, normal atmosferik şartlarda solunurken görülmeyen etkileri ortaya çıkar.

    e-) Radyasyon (iyonize olan ve olmayan)

    X ışınları, ultraviyole ışınlar, görülebilen ışınlar, kızıl ötesi ışınlar, mikro dalgalar, radyo dalgaları ve manyetik alanlar, elektromanyetik spektrumun parçalarıdır. Elektromanyetik parçaları, frekans ve dalga boyları ile tanımlanır. Ultraviyole ve X ışınları çok yüksek frekanslarda olduğundan, elektromanyetik parçalar kimyasal bağları kırabilecek enerjiye sahiptir. Bu bağların kırılması iyonlaşma diye tanımlanır. İyonlaşabilen elektromanyetik radyasyonları, hücrenin genetik materyali olan DNA'yı parçalayabilecek kadar enerji taşımaktadır. DNA'nın zarar görmesi ise hücreleri öldürmektedir. Bunun sonucunda doku zarar görür. DNA'da çok az bir zedelenme, kansere yol açabilecek kalıcı değişikliklere sebep olur. Maden işletme yataklarında, doğal su kaynakları içerisinde ve toprakta; gerek insan faaliyetleri sonucu, gerekse doğal olarak bulunan radyoaktif maddeler besin zincirine (bitkilere) girerek, oradan da hayvan ve insanlara geçmek suretiyle ölümle sonuçlanan çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Radyoaktif kirleticiler özellikle insan, hayvan ve bitki sağlığına olumsuz etkiler yaparak çevreyi ve ekolojik dengeyi bozmaktadır. Ayrıca radyasyon, canlılarda genetik değişikliklere de yol açmaktadır. Radyasyonun etkisi; cins, yaş ve organa göre değişmektedir. Çocuklar ve büyüme çağındaki gençler ile özellikle göz en fazla etkilenen organ olup; görme zayıflığı, katarakt ve göz uyumunun yavaşlamasına sebep olmaktadır. Deri ise, radyasyona karşı daha dayanıklıdır.