Iş Kazalarının Hukuksal Boyutu -1-

Konu, 'İş Hukuku ve SGK' kısmında Musa Kamil Ekin tarafından paylaşıldı.

  1. Musa Kamil Ekin

    Musa Kamil Ekin Yönetim Grubu

    Mesajlar:
    1.849
    [​IMG]

    İş Kazalarının Hukuksal Boyutu – I
    Yazar: Gökhan Küçük Tarih: Aralık 15, 2015

    Bir olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi ile işverenin bu kazadan dolayı sorumlu tutulması ayrı kavramlardır. Bir olay iş kazası olarak nitelendirilebilir ancak işveren bu kazadan dolayı sorumlu tutulmayabilir.

    I-GiRiŞ

    ‘Sosyal Sigortalar Kurumu istatistiklerine göre 2006 yılında 79.027 iş kazası yaşandı ve 574 meslek hastalığı tespit edildi. Meydana gelen iş kazaları sonucunda 1.592, meslek hastalıkları sonucunda da 9 kişi yaşamını kaybetti. 2006 yılında iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu kaybedilen iş günü sayısı ise, 1.895.235 dir. Bu rakamların yanı sıra SSK istatistiklerine yansımayan iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu kayıplar da ayrıca dikkate alınmalıdır.

    Konunun önemi nedeniyle bu makalede iş kazalarının hukuksal boyutu incelenmiştir. İş kazalarının, Sosyal Sigortalar Mevzuatı ve Bireysel İş Hukuku anlamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir, sonuçları birbirinden farklıdır. Bu bölümde, iş kazaları Sosyal Sigortalar Hukuku açısından incelenmiştir.

    II- Sosyal Sigortalar Hukuku Açısından İş Kazası
    İş kazasının tanımına yasalarımızda yer verilmemiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK), iş kazasının tanımını vermekten çok hangi ‘hal ve durumlarda’ bir kazanın iş kazası sayılacağını yer ve zaman açısından sınırlayarak belirtmektedir.

    Burada önemli bir nokta, bir olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi ile işverenin bu kazadan dolayı sorumlu tutulması ayrı kavramlardır. Bir olay iş kazası olarak nitelendirilebilir ancak işveren bu kazadan dolayı sorumlu tutulmayabilir.

    III- İş Kazasının Unsurları

    a) Sigortalı Olma

    İş Kazasından söz edebilmek için herşeyden önce kazaya uğrayanın sigortalı olması gerekmektedir.[ii] SSGSSK’ nin 4. Maddesi, kimlerin sigortalı sayılacağını belirlemiştir. Buna göre ‘bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılır’. Bunun gibi çıraklar ve stajerlerde iş kazası sigortası kapsamında yer alırlar.

    Kanuna göre, işe alınmalarıyla birlikte sigortalı sayılacaklarından bunların işveren tarafından kuruma bildirilmemesi bu niteliklerini ortadan kaldırmaz. Sigortalı/çalışan bu zaman içinde bir kazaya uğrarsa bu kaza iş kazası sayılır. İş kazasının varlığı için belirli bir süre prim ödenme şartı da aranmaz.[iii]

    Öğretide iş kazası ‘sigortalının işverenin otoritesi altında bulunduğu bir sırada gördüğü iş veya işin gereği dolayısıyla aniden ve dıştan gelen bir etkenle sigortalıyı bedence ya da ruhça zarara uğratan bir olay’ biçiminde tanımlanmaktadır.[iv]

    İşyerinde patlama, yangın, bir maddenin çarpması, elektrik akımına kapılma[v] vb. olaylar, örnek olarak gösterilebilir. Buna karşılık, işyerinde meydana gelse dahi sigortalının kronik kalp yetmezliği sonucu ölmesi, beyin kanaması geçirmesi sonucu ölümü, dışarıdan gelen bir etkenle bir ölüm şekli olmadığı halde bu tür kazalar kanundaki ifade (‘sigortalıyı bedence ve ruhça arızaya uğratan olay’ ) karşısında iş kazası olarak kabul edilmektedir ve kanunun bu ifadesi karşısında iş kazasından söz edebilmek için her şeyden önce zarar verici olayın, dıştan gelen bir etkenden kaynaklanması gerektiği görüşüne katılmak çok mümkün değildir. Yargıtay da bu tür kazaları iş kazası saymaktadır.[vi] Örneğin; Yargıtay, gece bekçiliği yapan sigortalının işyerinde iken geçirdiği beyin kanaması sonucu felç olmasını, iş kazası saymaktadır.[vii]

    Belirleyici bir diğer unsur da, meydana gelen olayın sigortalı tarafından istenilmemiş, arzu edilmemiş olmasıdır. Ancak kanunun ifade biçimi karşısında sigortalının kendi kusuru neticesinde uğradığı kazayı da iş kazası olarak saymak gerekecektir. Bu nedenle işyerinde meydana gelen intihar da iş kazası sayılacak ancak sigortalıya yapılacak yardım sadece sağlık yardımı olacaktır.[viii]

    c) Meydana Gelen Kazanın SSGSSK’da Belirtilen Durumlarda Meydana Gelmesi

    Yukarıda sayılan unsurlar yanında, kaza olayının SSGSSK 13. maddesinde belirtilen ‘hal ve durumlardan birinde’ meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bu hal ve durumlar dışında meydana gelen ve sigortalıyı zarara uğratan olay öbür koşullar bulunsa bile iş kazası sayılmayacaktır.

    aa) Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada Kazaya Uğraması (m.13/a)

    Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, hangi nedenle olursa olsun uğradığı her kaza iş kazası sayılacaktır. Örneğin; Grev esnasında grevçi işçinin herhangi bir sebeble işyerinde uğradığı kaza, İşyerine dışarıdan gelen başka bir kimse tarafında sigortalının işyerinde yaralanması,Yargıtay kararlarına konu olan bu örnek olaylar iş kazası sayılmıştır.

    bb) İşveren Tarafından Yürütülmekte Olan İş Nedeniyle Sigortalı Kendi Adına Ve Hesabına Bağımsız Çalışıyorsa Yürütmekte Olduğu Iş Nedeniyle Kazaya Uğraması (M.13/b)

    İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelen kaza, diğer unsurlarında varlığı halinde iş kazasıdır(m.13/A,b). Burada belirleyici olan unsur, kazanın iş görülürken meydana gelmesidir, kazanın işyerinde gerçekleşmiş olması zorunlu değildir.[ix] Örneğin; işverenin sigortalıyı işyeri dışında bir görevle başka bir yere göndermesi sırasında uğradığı kaza iş kazasıdır.[x]

    Yeni 5510 sayılı yasa, 506 sayılı kanunun uygulamasını aynen korumuş, ek olarak sigortalının kendi adına ve hesabına çalıştığı durumlarda meydana gelen kaza iş kazası sayılmıştır. Örneğin; avukatlık mesleğini ifa eden avukatın işi nedeniyle uğradığı kaza iş kazası sayılacaktır.

    cc) Bir İşverene Bağlı Olarak Çalışan Sigortalının, Görevli Olarak İşyeri Dışında Başka Bir Yere Gönderilmesi Nedeniyle Asıl İşini Yapmaksızın Geçen Zamanlarda,

    Bu olasılıkta, sigortalı işverenin işi için başka bir yere gitmektedir ve asıl işyerindeki işini yapmamaktadır. Ancak yine de işverenin otoritesi altındadır.

    Kanun ‘asıl işini yapmaksızın geçen zaman’ ifadesini kullanmış, bu zamanın nasıl geçirileceği hususunda bir açıklama yapmamıştır. Yargıtaya göre, ’Sigortalı işçinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla işyerinden uzaklaştığında boş zamanlarını normal bir yaşantı içerisinde değerlendirilmesi doğaldır. Bu bakımdan sigortalıyı görevle ayrıldığı işyerinden aynı işyerine dönünceye kadar normal yaşantı içerisinde kalmak koşuluyla boş zamanlar da dahil olmak üzere tüm risklere karşı sigortalı saymanın, sosyal sigorta hukukunun ilkelerine uygun düşeceği söz götürmez’[xi]

    Yargıtay kazanın nitelendirmesinde, normal bir yaşantı kıstasını kullanmaktadır. Yargıtayın vermiş olduğu bazı karar örnekleri; görevli olunan yere giderken uğranılan kaza, çalışanın görevli olduğu sırada parkta arkadaşlarıyla otururken patlayan bir bombanın etkisiyle ölmesi, iş kazasıdır. Buna karşılık Yargıtay; uğradığı iş kazası nedeniyle hastanede tedavi edildikten sonra taburcu edilip evine gönderilen sigortalının yolda uğradığı trafik kazasıyla, sigortalının özel arabasıyla görev yerine hareket etmeden önce, ailesi ile vedalaşmak üzere evine gitmekte iken geçirmiş olduğu trafik kazasını iş kazası saymamıştır.[xii]

    dd) Emzikli Kadın Sigortalının Çocuğuna Süt Vermek İçin Ayrılan Zamanlarda Kazaya Uğraması

    İş Kanunun 74. maddesine göre kadın işçilere, küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir.

    Yargıtay uygulamasına göre de sigortalının emzirme süresi içerisinde işyerine gelmek üzere yoldan karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucu ölmesi iş kazasıdır.[xiii]


    ee) Sigortalıların, İşverence Sağlanan Bir Taşıtla İşin Yapıldığı Yere Gidiş Gelişi Sırasında

    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 13/e bendi ile uygulamada tartışmalara neden olan toplu taşıma kavramı terk edilmiş ve ‘Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında’ meydana gelen kazalar iş kazası sayılmıştır.

    Sigortalının araca binerken elini sıkıştırması, dışardan açılan ateş sonucu yaralanması, iş kazalarıdır.[xiv]

    Yargıtay, sigortalının sabah evinden çıkıp işyerine gitmek üzere işverence tahsis edilen ve iş yeri şöförünün kullandığı araca bindiği sırada, teröristlerin silahlı saldırısı sonucu ölmesi olayını SSK m.11/A,e kapsamında iş kazası kabul etmiştir.

    d) Sigortalının, Uğradığı Kaza Sonucu Bedensel veya Ruhsal Bir Zarara Uğraması

    Bir iş kazasından sözedebilmek için, sigortalının karşılaştığı olay nedeniyle hemen veya sonradan bedensel ve ruhsal bir arızayla karşılaşmış olması gerekir. Uğranılan zararın, en azından sosyal sigorta yardımlarının Kurumca sağlanmasını gerektirecek nitelikte ve derecede olması yeterlidir. Bu ölçüde olmayan, örneğin gündelik iş yaşamında sıkça rastlanan önemsiz yaralar, sıyrıklar iş kazası olarak nitelendirilmemelidir.[xv]

    Bunun dışında ruhsal zarara uğramada iş kazası sayılır. Akıl Hastalığı, hafıza kaybı, cinsel iktidarın azalması, kaybolması vücut bütünlüğünün ihlali olarak nitelendilir.

    e) Uygun İlliyet Bağının Varlığı

    İlliyet bağını iki ayrı grupta inceleyebiliriz. Bunlardan ilki ve burada değinilecek olan, Sosyal Sigortalar Kanunu anlamında iş kazasının oluşumunda aranan illiyet bağıdır. Meydana gelen kaza olayı ile sigortalının uğradığı zarar arasında nedensellik (neden-sonuç) bağının bulunması gerekir. İşverenin yürüttüğü iş ile meydana gelen kaza arasında uygun illiyet bağının kurulabildiği durumlarda işveren sorumluluğu sözkonusudur.

    Yapılan iş ile zarar verici olay arasında uygun illiyet bağı ancak işverenin sorumluluğunun doğabilmesi bakımından aranacaktır.

    IV- Sonuç
    Bugün uygulamada, bir olayın iş kazası olup olmaması ile işverenin sorumluluğu hususları birbirine karıştırılmaktadır.[xvi] Önemle ve tekrardan vurgulayalım ki bir kazanın iş kazası sayılması ile işverenin bu kaza nedeniyle SSGSSK m.21 kapsamında sorumluluğu özdeş bir anlam içinde bulunmamaktadır.[xvii] Bu açıdan, her olayı kendi özellikleri içerisinde değerlendirip bir sonuca gitmek, bu sonuca giderkende Sosyal Sigortalar Hukuku’nun genel ilkelerini gözönünde bulundurmak gereklidir.

    Bir sonraki bölümde iş kazalarının ‘Bireysel İş Hukuku’ açısından değerlendirmesi yapılacaktır

    www.ssk.gov.tr

    [ii] Prof Dr. A. Murat Demircioğlu/Prof. D r. Ali Güzel, ‘İşverenin sosyal Sigorta Yükümlülükleri ve Sorumluluğu’,İTO yayınları, İstanbul, Ağustos 2002 , s.174.

    [iii] Arş. Gör. Yalçın BOSTANCI, ‘Yargıtay Kararları Işığında İş Kazası Kavramı’ Kamu-İş, İş Hukuku ve İktisat Dergisi,c.8 s.1 2005 s.44.

    [iv] Demircioğlu /Güzel age. s. 174 vd

    [v] Demircioğlu /Güzel age. s. 175 vd

    [vi] Bostancı, agm.s 45 dn 32’deki Yargıtay Kararları.

    [vii] Yarg..21.H.D. 21.11.2002 9004/10005

    [viii] Yarg. 10.H.D 4465/6425 numaralı 05.07 2004 tarihli kararında ‘sigorta olayına neden olan intihar eyleminin işçilerin ikametine ayrılan ve işyerinin eklentisi konumunda bulunan bu nedenle de işyerinden sayılan işçi yatakhanesinde başka bir anlatımla sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana geldiğinde ve iş kazası olduğunda kuşku yoktur’ diye karar vermiştir.

    [ix] Dr. Levent AKIN, ‘İş Kazasından Doğan maddi Tazminat’ Yetkin Yayınları 2001, s.30 vd.

    [x] Demircioğlu/ Güzel, s.177

    [xi] Bostancı, s.48 vd. ,Y.10HD, 2.6.1983, 2061/3002

    [xii] Demircioğlu/Güzel s.178

    [xiii] YHGK. 10.06.1983, 328/652

    [xiv]Demircioğlu/ Güzels.179

    [xv] Demircioğlu ve Güzel s.179 vd.

    [xvi] Bostancı s.69.

    [xvii] Demircioğlu ve Güzel s.179 vd.

    Not: Bu yazı Önlem Dergisi’nin 6. sayısında yayımlanmıştır.

    http://www.onlemdergisi.com.tr/is-kazalarinin-hukuksal-boyutu-i/