Silikozis Hastası Seramik Işçileri: Müfettişler Gidene Kadar Maske Takıyorduk

Konu, 'Meslek Hastalıkları,Tanı ve Bildirimleri' kısmında Musa Kamil Ekin tarafından paylaşıldı.

  1. Musa Kamil Ekin

    Musa Kamil Ekin Yönetim Grubu

    Mesajlar:
    1.849
    [​IMG]


    Diken’den Burcu Karakaş’ın haberine göre, Türkiye’de yılda en az 100 bin meslek hastalığı kayıt altına alınamazken meslek hastalıklarından kaynaklanan ölüm sayısı yılda en az 20 bin civarında seyrediyor.

    Adalet Arayana Destek Grubu tarafından hazırlanan ‘İş Cinayetleri Almanağı 2015’ yayınlandı. 2012 yılından beri hazırlanan almanakta bu sene ‘Meslek Hastalığı Dosyası’ da yer aldı.

    Kitapta Prof. Dr. İbrahim Akkurt’un aktardığına göre, Türkiye’de yılda en az 100 bin meslek hastalığı kayıt altına alınmıyor. ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) yetkililerine göre ise yine Türkiye’de meslek hastalıklarından kaynaklanan ölüm sayısı yılda en az 20 bin civarında seyrediyor.

    Çorum’da meslek hastalığına yakalanan seramik işçilerinin anlattıkları, işyerlerindeki ihmal ve sağlıksız çalışma koşullarını gözler önüne seriyor.

    ‘Çok rapor alanı kovarız’

    Erdal Nugay: 1996’da yanımıza misafir olarak yabancı birisini getirdiler. Ben sırlama yapıyordum. 10 dakika sonra beni idareye çağırdılar. Adam, “Bu adamı böyle çalıştırmayın. Bu tozu yutarsa bu şartlarda iki yılda ölür” dedi. 2007’de midem delindi. Ameliyat oldum. Çok üstünde durmadım. 2009’da nefes darlığı başladı. İşyerinde 2005’ten sonra altı ayda bir ya da yılda bir akciğer filmi çektiler. Bize ne bilgi verdiler ne de filmleri. İşyeri hekiminin muayenesinin çoğunluğu göstermelikti. Hasta olan birkaç kez üst üste rapor aldığında göze batıyordu. “Çok rapor alanı kovarız” diyorlardı. Ağustos 2015’te kalp krizi geçirdim. Doktorum bypass için göğsümü açtığında akciğerlerimi görmüş, yüzde 50’si zaten duvar olmuş. Nefes alırken tehlikeli duruma girmiş. Doktor müdahalesiyle kurtuldum.

    ‘Meslek hastalığı dememek için uğraşıyorlar’
    Faruk Işılak: Yaklaşık 15 yıl dekor tamir ve sırlamada çalıştım. Kabinin havalandırması yetersizdir, tehlikeli bir yerdir. Toz içinde kalırız. İlk tanı aşamasında fabrika yetkilileri şüphelendikleri için üç dört kişiyi kendiliğinden Ankara’ya gönderdi. Bir akşam mesai bitimi patron geldi. “Sizin hastalığınız silikozis hastalığı. Çaresi de yok!” dedi yüzümüze karşı tehdit eder gibi. Patron gitmiş meslek hastalıkları hastanesine. Çorum’un en ünlü kuruyemişçisinden özel paketlerle, tatlılarla doldurmuş arabayı. Doktorları, başhekimi dolaşmış. Meslek hastalıkları hastanesinde‘meslek hastalığı’ dememek için uğraşıyorlar.

    ‘Müfettişler geleceği zaman haberleri oluyordu’
    Muharrem Semerci: Dökümhanede tozlu bir ortam vardı. Müfettişler geleceği zaman önceden haberleri oluyordu. Doktorların verdiği maskelerden veriyorlardı. Onlar gidene kadar takıyorduk. Silikozis hastalığının tedavisi olmadığı için ilaç kullanmıyorum. Hastane raporu gelince işten ayrıldım. Şimdi çelik çatı işinde çalışıyorum. Bazı geceler yatarken nefes almakta zorlanıyorum.

    ‘Yaşadıklarımızı yorgunluktan sanıyorduk’
    Osman Karadeniz: Kuru rötuş bölümündeydim. Kabinde çalışıyordum, aşırı tozdan göz gözü görmüyordu. 2014’te hastalık çıktı, sonra tadilat yaptılar. 2010’da doktorların kullandığı bez maskelerden vermişlerdi. Dosyadaki evraklara hemen hemen bütün polikliniklerde muayene olmuş görünüyoruz! 2012’de göğüs ağrısından nefes alamıyordum. Biz yaşadıklarımızı yorgunluktan sanıyorduk çünkü çok çalışıyorduk.

    ‘Sen bana ciğerini ver, işten kendimiz çıkalım’
    Ömer Çalıkuşu: Lavabo taşını rötuşlarken çıkan toza maruz kalıyorsun. Önce bez maske verdiler, sonra kağıt. Nefes darlığı çekiyorduk. Kışın hastalanıyorduk. Mahkemede“Anlaşmaya gidelim” dediler. “Anlaşırsanız bizimle işe devam edersiniz. Biz size ölünceye kadar bakarız” dediler. Arkadaşlarımızdan biri müdüre, “Sen bana ciğerini ver, anlaşmaya da gelmeyelim. İşten de kendimiz çıkalım” dedi. Bize ölünceye kadar bakacak adam ertesi gün arkadaşımızı çıkarttı. Bilirkişi raporu çıktı. Patron yüzde yüz suçlu bulundu.

    ‘Müfettiş gittikten sonra her şey eski haline dönüyor’
    Özgür Tatlı: Hiçbir can güvenliğimiz olmadan çalışıyoruz. Bir kişi fabrikanın ilk zamanlarında vefat etmiş. Çamur kuyusuna temizlik için girmiş. Üstüne kalıp halinde galon çamuru devrilmiş. Savcı gelene kadar işçiye kaskını, emniyet kemerlerini, bütün iş malzemelerini dört dörtlük hazırlayıp giydirmişler. Tutanaklara öyle geçirilmiş. Maske ne zaman verilir? Müfettiş geleceği zaman… Müfettişin geleceğini işyeri biliyor. Anca o zaman maske, kulak tıkacı, gözlük veriyorlar. Ama müfettiş gittikten sonra her şey eski haline dönüyor. Habersiz gelseler her şeyi olduğu gibi görecekler.

    Tarih: 15 Şubat 2016
    http://www.onlemdergisi.com.tr/sili...ri-mufettisler-gidene-kadar-maske-takiyorduk/
     
    Fatih Özcan bunu beğendi.