Soma Davası’nda 6’ncı Celse: Işçiler Fazla Üretime Zorlandı

Konu, 'İş Kazası Haberleri' kısmında Musa Kamil Ekin tarafından paylaşıldı.

  1. Musa Kamil Ekin

    Musa Kamil Ekin Yönetim Grubu

    Mesajlar:
    1.849
    Soma Davası’nda 6’ncı celse: İşçiler fazla üretime zorlandı, tutuklu sanıklar maaş almaya devam ediyor...
    26.08.2015 İşçi Aileleri / Hukuk

    Duruşma ilk olarak Yasin Kurnaz’a bağlı Emniyet Teknikeri Serhat Dinç’in çapraz sorgusuyla başladı. Sanık avukatlarının madende kaç adet tahlisiye cihazı bulunduğuna ilişkin sorularına karşılık, tahlisiyeci olmaması nedeniyle cihaz sayısını bilmediği cevabını veren Dinç, gaz sensörleri hakkındaki sorulara karşılık ise yalnızca seyyar sensör değerlerini not aldığını söyledi. Avukatların Dinç’e savcılıktaki ifadesinde 50-60 PPM arasındaki monoksit değerlerinde müdahale etmediklerini ve 100 PPM’in üzerindeki değerlerde müdahale ettiklerini söylediğini hatırlatması üzerine Dinç, savcılıktaki ifadesinin yanlış anlaşıldığını ve 25 PMM’de bile işi durdurduklarını iddia etti.
    Ocakta kullanılan alev yürütmez malzemeler hakkında herhangi bir bilgisi ve yetkisi olmadığını belirten Dinç, avukatların U3 bölgesinde neden sensör olmadığına ilişkin sorusuna ise “Kontrol ettiğim için kimse gelmedi” şeklinde cevap verdi. Müşteki avukatlarından Denizer Şanlı, Dinç’in savcılıktaki ifadesinde “Üretim esnasında gaz oranının 120 PPM’e çıktığında boğaz yanması oluyordu. Müdahale ediyorduk” dediğini hatırlatarak, “Neden şimdi ifadenizi değiştirdiniz ve 25 PPM’de bile üretimi durdururduk dediniz? Birileri size bilgi mi verdi?” diye sorması üzerine ise Dinç, savcılıktaki ifadesini kabul etmediğini yineledi. Dinç’in bu tavrı üzerine ise müşteki avukatlarından bir kısmı tepki göstererek, sanıkların ve sanık avukatlarının tavrının değişmediği gerekçesiyle soru sormayacaklarını belirtti.
    Öte yandan avukatların Dinç’in defalarca gaz oranlarının yükselmesinden dolayı üretimi durdurduğunu söylediğini ancak savcılıktaki ifadesinde tahliye gerektirecek bir durum olmadığını söylediğini sorması üzerine ise Dinç, “Ben öyle demek istemedim” şeklinde cevap verdi.
    Duruşmada ailelerin tepkisi üzerine Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı tarafından verilen aranın ardından ocakta havalandırmadan sorumlu tutuksuz sanık Fuat Ünal Aydın’ın çapraz sorgusuna geçildi. Sanık avukatlarından Kadir Çelik’in “Ocağa fazla hava vermek bir zarara yol açar mıydı?” sorusuna cevap veren Aydın, “Daha fazla hava, daha fazla emiş demektir. Bu durumda ocakta içinde yanmalar artar ve yangınlar çıkar. O yüzden ocağa her zaman 2 bin metreküp hava verilirdi” dedi.

    Biletsiz tiyatro
    Sanık avukatlarının yine aynı tarzda sorular sorması üzerine madenci aileleri ise “Biletsiz tiyatro izliyoruz” şeklinde tepki gösterirken, müşteki avukatlarından Selçuk Kozağaçlı da araya girerek “Duruşmayı tiyatroya çevirdiniz. Tadını kaçırmayın” dedi. Müşteki avukatlarından Selçuk Kozağaçlı Aydın’a “10 kilometrelik bir madende tek havalandırma mühendisi sizsiniz. Sürekli hava dönüyor ve bu durum 24 saat sürüyor. Siz 09.00-15.00 saatleri arasında çalışıyorsunuz. Bunu tek başınıza mı yapıyorsunuz? Bir de 5-10 dakika daha içeride kalsam bende ölecektim bir daha çalışmam demenize rağmen neden madende çalışmaya devam ediyorsunuz?” diye sordu. Kozağaçlı’nın bu sorusuna ise Aydın, “Evet tek sorumlu bendim. Ama yetişemediğim yerlerde emniyet biriminden yardım alırdım. Madende çalışmaya devam ediyorum çünkü ben maden mühendisiyim ve bu diplomamı kullanmam gerekiyor. O yüzden de aynı madende çalışmaya devam ediyorum” diye cevap verdi.
    Sanık avukatlarının Aydın’a havalandırma konusunda eğitim alıp almadığına dair soru yöneltmesi üzerine Aydın, okulda teorik olarak eğitim aldığını ancak daha çok işe girdiğinde usta çırak ilişkisi ile öğrendiğini ifade etti. İşi yaşamını yitiren mühendis Mehmet Efe’den öğrendiğini belirten Aydın, görevlendirmesinin sözlü olarak yapıldığını söyledi. Avukatların facianın yaşandığı anı sorması üzerine, olay anında 4 insan nefeslikle 5 insan nefeslik arasında olduğunu söyleyen Aydın, gaz izlemede görevli Olcay Erşin’in kendisine U3 panosunda sorun olduğunu ver oraya gitmesi gerektiğini söylediğini aktardı. Müşteki avukatlarından Deniz Erşanlı’nın “Havanın ters çevrilmesi sırasında madenin tek havalandırma mühendisi olarak size danışıldı mı? Havalandırma mühendisliğinin yanında C sınıfı iş güvenliği sertifikasından dolayı bazı sorumluluklarınız var. Siz aslında madende hangi grevi yürütüyorsunuz?” sorusu üzerine ise Aydın, “Hayır benim bu konuda bir fikrim alınmadı. Zaten benim böyle bir tecrübem olmadığı için böyle bir karar vermem de söz konusu olmazdı. C sınıfı İş Güvenliği sertifikam var ve bazı yerlerden ben sorumluyum ama asıl işim havalandırma mühendisliği. Bu bana yazılı olarak değil Mehmet Efe tarafından verilen bir görevdi” diye cevap verdi.
    Ardından patlatmadan sorumlu maden mühendisi Serkan Kocaman’ın çapraz sorgusuna geçildi. Sanık avukatlarının herhangi bir eğitim alıp almadığına dair sorularını yanıtlayan Kocaman, Eynez Maden İşletmelerinde 2009 yılında işe başladığını ve patlatma konusunda herhangi bir eğitim almadığını söyledi. Avukatların tahlisiye eğitimi alıp almadığına dair sorularını yanıtlayan Kocaman, her yıl tahlisiye eğitimi için ocağa bir ekip geldiğini iddia ederek, “2010 yılında tahlisiye eğitimi aldım. Her yıl tahlisiye eğitimi için geliyorlardı. Olay günü de hazırlığımı yapıp içeri girdim. Yanımızda bir çuval ferdi oksijen maskesi vardı. Ancak maskelerin alkali eksik olduğunu fark ettik” dedi. Olay günü U3 bölgesinde görevlendirilmiş bir ateşçi olmadığını söyleyen Kocaman, talep edildiyse U3’e yakın olan 140 panosundan ateşçilerin bölgeye giderek patlatma yapmış olabileceklerini belirtti. Müşteki avukatlarının işçilerin AKP mitinglerine götürüldüğünü ve herhangi bir ücret kesintisi yapılmadığı iddialarını sorması üzerine ise Kocaman susma hakkını kullandı. Mahkemede sanık avukatlarından gelen itirazları kabul ederek sanığın bu soruya cevap vermesini engelledi.
    Ardından elektrik mühendisi Ümit Şahin’in çapraz sorgusuna geçildi. Sanık avukatları Şahin’e bilirkişi raporunda elektrik sisteminin güvenli olmadığına dair iddiaların olduğunu sorması üzerine Şahin, bu iddiayı kabul etmediğini sistemin yönetmeliklere uygun olduğunu iddia etti. Avukatların “Yangın elektrik tesisatından dolayı çıkmış olabilir mi?” sorusuna ise Şahin, “Bana göre olamaz. Kullandığımız kablolar yanmazdı. Ama ortamda alev varsa kablo yanar. Alev kesilirse kabloların yanması dururdu. Yangını aktarmazdı” dedi. Haberleşme konusunda ise gündelik hayatta çay ocaklarında kullanılan megafon sistemi kullanıldığını söyleyen Şahin, telefon ve elektrik akımının geçtiği sistemlerin ise birbirinden bağımsız olduğunu belirtti. Müşteki Avukatlarından Deniz Erşanlı’nın yedek enerji sistemi olup olmadığına dair sorularını cevaplayan Şahin, “Vardı iki jeneratör mevcuttu. Bunlarda en fazla 1 dakika içerisinde devreye girerdi” dedi. Erşanlı’nın “Enerji kaynağı maden dışında olsaydı olay sonrası sensörlerin izlenmesine devam edilebilir miydi” sorusuna ise Şahin, “İzlenilebilirdi ama böyle bir sistem güvenli olmazdı diye düşünüyorum” diye cevap verdi. Ayrıca avukatların elektrik defterlerinin olup olmadığını sorması üzerine ise Şahin, defterlerin var olduğunu ve kendi sorumluluğunda olduğunu söyledi. Avukatın bu defterlerin olay sonrası ibraz edilmediğini söylemesi üzerine ise Şahin, “Evet edilmediğinden haberim var. Saklamadık. O kargaşa da kaybolmuş olabilir. İstedikleri zaman da bulamadık. Lambahanede bulunurdu defterler. Lambahanede bulunduğunu ise elektrikçi arkadaşlar bir de üst düzey şirket yöneticileri bilirdi” diye konuştu.
    Ardından hazırlık bacalarından sorumlu vardiya amiri Harun Yılmaz’ın çapraz sorgusuna geçildi. İşe 2009 yılında başladığını söyleyen Yılmaz, hazırlık aşamasında hiçbir şekilde kendisine üretim konusunda bir baskı yapılmadığını, kendisinin de çalışanlarına bir baskı yapmadığını iddia etti. Müşteki avukatlarının mahkemenin hızlı ilerlemesi açısından soru sormayacaklarını belirtmeleri üzerine bir sonraki sanık olan üretimden sorumlu R mekanize ayak vardiya amiri Nazmicem Yesevioğlu’nun çapraz sorgusuna geçildi. Sanık avukatlarının üretim zorlaması hakkındaki sorularını yanıtlayan Yesevioğlu, R tam mekanize de çalıştığı için üretim zorlaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi. Park Teknik döneminde maden ocağının riskli olduğuna dair TKİ’ye bir rapor verildiğini söyleyen Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, sanığın böyle bir durumdan haberi olup olmadığını sordu. Bunun üzerine Yesevioğlu ise bu durumla ilgili bilgisi olmadığını iddia ederken, sanık avukatları Yesevioğlu’na “Park Teknik ile Soma A.Ş arasında neden üretim farkı vardır” diye sordu. Yesevioğlu ise soruya “Park teknik bana göre tamamen proje hatasından dolayı çalıştıramamıştır. Başka sebebi yoktur diye cevap verirken, müşteki avukatları ise bu cevaba “Park Teknik’in yapamadığını biz yaptık diyen bir sanığa biz soru sormayız” diyerek tepki gösterdi.
    Ardından üretim amiri maden mühendisi ve daimi nezaretçi Hüseyin Alkan’ın çapraz sorgusuna geçildi. Sanık avukatlarının maden içerisinde sıcaklık hissedip hissetmediğine dair sorusuna cevap veren Alkan, çok büyük bir sıcaklık hissetmediğini, ancak yer yer sıcaklık artışı olduğunu söyledi. Sanık avukatlarının şirketin Park Teknik’ten Soma A.Ş.’ye devriyle ilgili olarak “Kimse size ‘Bu madende risk var biz şirketi devrediyoruz’ dedi mi?” şeklindeki sorusuna ise Alkan, “Çok normal bir soru değil bu” diye cevapladı. Alkan’ın bu cevabı üzerine salondaki madenci yakınları ve duruşmayı izleyenler uzun süre kahkaha attı. Ardından sanık avukatlarından Yusuf Koçyiğit ise “Park Teknik döneminde sensörlerin 2000 PPM’leri ölçüğü zamanlar olmuş. Biz burada 50 PPM’leri tartışıyoruz. Siz 2000 PPM’leri gördünüz mü?” diye sorarak müvekkilini savunmaya çalıştı.
    Duruşmanın ardından Sendika.Org’a açıklamalarda bulunan Avukat Sercan Aran işçi sağlığı ve iş güvenliğinden sorumlu vardiya amirlerinin, mühendis ve teknikerlerin iş güvenliğinden anladığı tek şeyin madene inen işçilerin yanlarında co maskelerinin olup olmadığını ve çizme giyip giymediklerini kontrol etmek olduğunu belirtti. Aran, sorumluların risk değerlendrmesi, alan denetimi ve işverene rehberlik yapmadığının ortaya çıktığını da ifade etti. Aran, tutuklu sanıkların maaşlarını almaya devam etmesine ilişkin şunları kaydetti:
    Tutuksuz sanıkların 3 tanesi hariç hepsinin hala Soma AŞ’de çalıştıkları, bir kısmının çalışmadığı halde maaşlarını aldıkları, tutuklu sanıkların tamamının maaşlarını aldığı ortaya çıktı. Aynı zamanda hepsinin sigortaları yatıyor. Bunu şöyle yorumlayabiliriz: 1 gün işe gelmedi diye işçinin 3 günlük yevmiyeyi kesen işveren, çalıştırmadığı işçiler kendi aleyhine ifade vermesin diye maaş veriyor.
    Aran yaptığı açıklamada üretimden sorumlu vardiya amirlerinin üretim miktarına göre prim aldıklarını itiraf ettiğini de söyledi. Bu da işçilerin fazla üretime zorlandığını ortaya koyuyor.
    Aran son olarak şunları söyledi:
    3 vardiya çalışan madende havalandırma, patlatma ve elektrik mühendisi olan 3 kişi sadece sabah vardiyasinda çalışıyor. Diğer vardiyalarda havalandırma, patlatma ve elektrik mühendisi bulunmuyor.

    http://www.guvenlicalisma.org/index...vam-ediyor&catid=127:isci-aileleri&Itemid=217
    Sendika.org
     
    Fatih Özcan bunu beğendi.