• Sayın Üyeler,

    Site görünümünün gündüz açık renk tema, gece koyu renk tema olacak şekilde otomatik değişmesini sağlayan bir düzenleme yapılmıştır. Görünümün otomatik değişmesini istemiyorsanız, bu ayarı hesap tercihlerinizden kolaylıkla değiştirebilirsiniz. Açık/Koyu temalar arasında ki geçişin otomatik olmasını istemeyen üyelerimiz üst menüde yer alan simgeler yardımıyla da kolayca geçiş yapabilirler.

    Site renklerinin günün saatine göre ayarlanmasının göz sağlığına faydaları olduğu için böyle bir düzenleme yapılmıştır. Fakat her üye görünüm rengini tercihine göre kullanmaya devam edebilecektir.

Çalışma Ortamı Ve Koşulları

Musa Kamil Ekin

Yönetim Grubu
Katılım
6 Nisan 2015
Sertifika
C Sınıfı
Firma
BelKo ltd.şti.
1.ÇALIŞMA ORTAMLARI VE KOŞULLARI
Çalışanlar, kendilerini rahat hissettikleri iş koşullarında verimli çalışabilirler.
1.1. Hava Koşulları
Çalışanların rahat çalışabildikleri hava koşullarını iyi ayarlamak
gerekmektedir.
İşyerlerinin hava koşullarını etkileyen faktörler;
1. Hava sıcaklığı
2. Ortam nemliliği
3. Hava hareketleri şeklinde özetlenebilir
1.1.1. Hava Sıcaklığı
Hava durumuna bağlı olarak insan vücudunun görevi merkezi sinir sistemini ve iç organları sabit bir ısıda tutmaktır. İnsan vücudu devamlı bir ısı dengesine sahiptir. Vücut, dış çevre ile sürekli olarak yaptığı ısı değişimi ile gerekli ısı dengesini sürdürmektedir. Genellikle 36.5 oC olan vücut sıcaklığı, soğuk havalarda oksijenle besin maddeleri yakılarak; sıcak havalarda ise terleme fonksiyonu ile dengede tutulmaktadır. Ancak vücudun ısı dengesinin bu şekilde korunması sınırlı olmaktadır.
Çalışma alanlarına uygun efektif sıcaklıklar şöyle olmalıdır:
Oturarak yapılan işler.................................19 oC
Ayakta yapılan işler.....................................17 oC
Ağır bedensel işler......................................12 oC
Bürolar........................................................20 oC
Laboratuvarlar............................................18 oC
Alışveriş salonları.......................................19 oC
Oturarak yapılan zihinsel işlerde.................21-23 oC
Oturarak yapılan hafif işlerde......................19 oC
Ayakta yapılan hafif işlerde.........................18 oC
Ayakta yapılan ağır işlerde..........................17 oC
Ağır işlerde..................................................15-16 oC
İşletme yönetiminin görevi, işyeri ortam ısısının belirtilen efektif sıcaklık
değerleri arasında olmasını sağlamaktır.
1.1.2. Ortam Nemliliği
Normal çalışma koşullarında nemin etkisi az olmaktadır. Nemlilik, mevcut
ortam ısısı koşullarında, işyeri havasını doymuşluk düzeyine kadar getirecek su buharı değerine göre (% 100 nem) yüzde oranı şeklinde ifade edilmektedir.Genelde iş yerlerinde nem oranı, %30-75 arasında tutulmaya çalışılmaktadır.
Nemin çalışan üzerindeki etkileri, ortam ısısına bağlı olarak değişmektedir.
Nemin yüksek olması, çalışanın fiziki ve ruhi bakımdan bitkin hale gelmesine, terlemesine, solunumun sıklaşmasına, kalp atışlarının hızlanmasına, yüzde kızarma ve baş dönmesine sebep olmaktadır.
Çalışılan yerin nem oranı fazlaysa ve ortam ısısı da yüksekse ter buharlaşması önemli ölçüde azalmakta ve sıcaklığa dayanma zorlaşmaktadır. Nem oranının düşük olması ise solunum yolları dokusunda tahriplere, kronik öksürüklere ve solunum yollarının kurumasına bağlı olarak da konuşma güçlüklerine sebep olmaktadır.
1.1.3. Hava Hareketleri
Ortam ısısı ve yayılan ısı düzeyleri normal sınırlar içerisinde iken ideal
hava akımı 150 mm/saniye civarında olmaktadır. Hava hareketi 510
mm/saniye’nin üzerine çıktığında çalışma ortamı “esintili” olarak; 100
mm/saniye’nin altında hava değişimi olan yerler ise “havasız” olarak kabul
edilmektedir.
Rahat bir hava akımını sağlamak kadar işyerlerindeki hava hareketlerini
kontrol etmekte oldukça güç olmaktadır. İş yerlerinde yeterli sayıda pencere bulunmaması, tavanın alçak ve kişi başına düşen devinim hacimlerinin dar olması gibi faktörler çalışanların rahatını önlemektedir. İş yerlerindeki teknik tasarımlar ve havalandırma sitemleriyle çalışanları rahatsız eden bu tür sıkıntılar önlenebilmektedir.

Tablo 1. Çalışma Yerlerinde Sağlanması Gereken Hava Koşullarıyla İlgili
Sayısal Değerler
Hava Sıcaklığı................Relatif Nem
Çalışmanın.En Az.En Uygun.En Çok.En Az.En Uygun.En Çok Hava
Türü oC .......oC..........oC.........oC.........oC.........oC Akımı m/sn
Büro İşleri.....18.........21...........24.........30..........50.........70...........0,1
Oturarak.......18.........20...........24.........30..........50.........70...........0,1
Yapılan
Hafif İşler
Ayakta..........17.........18...........22.........30...........50.........70............0,2 Yapılan İşler
Ağır İşler.......15.........17..........21..........30...........50.........70...........0,4

1.2. Havalandırma
Belli sayıda çalışanın bulunduğu işyerinin hacmi ne kadar küçük tutulursa,
havalandırmaya o kadar fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Havalandırma, hava
boşluğu kavramını tanımlayan dinamik bir parametredir. Bir işyerinin havalandırılması; serinlik ve temiz hava ihtiyacının karşılanması, çalışan makinelerin ve insanların yaydığı ısının dağıtılması, hava kirliliğinin hafifletilmesi ve havaya karışan zararlı maddelerin miktarının azaltılması için gereklidir.
1.3. Aydınlatma
İşyerlerinde her türlü işlemin kalite standartlarının gerektirdiği uygunlukta
yapılabilmesi ve çalışanların göz sağlığının korunması iyi bir aydınlatma
tekniğini gerektirmektedir. Bir iş ortamının aydınlatma ihtiyacı yapılan işlerin özelliklerine,o yerde çalışan insanların göz fonksiyonlarının normalliğine ve işin özelikleri nedeniyle detay algılama gibi kriterlere bağlıdır.
Herhangi bir iş yerinde iyi bir aydınlatma sistemine sahip olunmak istendiğinde şu özelliklere dikkat edilmesi gerekmektedir:
• Aydınlatma şiddeti yeterli olmalıdır.
• Aydınlatma bütün alana eşit yayılmalıdır.
• Işık yönü ve gölgelemeye dikkat edilmelidir.
• Işık yansımalarından kaçınılmalıdır.
• Kullanılan ışığın niteliği uygun olmalıdır.
• Titreşim ve parlaklık değişmelerini engellemek için aydınlatma sabit
olmalıdır.
• İş yerlerinde yansıma ve psikolojik etki açısından uygun renkler seçilmelidir.
Tablo 2. Yapılan İşe Göre Gerekli Aydınlatma Değerleri
Yapılan İşler..................... Önerilen Aydınlatma Şiddeti
Kaba işler..................................80-170 Lüks
Orta incelikte işler...................170-350 Lüks
İnce işler.................................350-700 Lüks
Çok ince işler..........................700-1000 Lüks
1.4. Renkler
Renkler, çalışanların sıcaklık ve soğukluk duygularını kontrol eden etkenlerdir. Rengin önemi bütün kurumlar için tartışılmazdır. Herhangi bir çalışma alanının düzenlenmesinde renk kullanımı temel faktörlerden birini oluşturmaktadır. Renklerin uyarı işareti olarak kullanılmasının da bir takım olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Özellikle fiziksel tehlikelerin gösterilmesi ve güvenlik araç-gereçlerinin tanınması bakımından bir takım uyarıcı renk standartları kullanılmaktadır. Bu uyarıcı renkler sırasıyla;
**Kırmızı: Yangın söndürme araç ve gereçlerinde kullanılmaktadır.
**Canlı turuncu: Makine ve tezgahların tehlikeli bölgelerinde, kesici, vurucu, dişli ve kayış gibi tehlikeli ve hareketli kısımlarda kullanılmaktadır.
**Sarı: Fiziksel tehlikelerin olduğu yerlerde kullanılmaktadır.
**Yeşil: Güvenliği ifade etmektedir. İlk yardım malzemelerinin konulduğu
yerler bu renge boyanmaktadır.
**Mor: Radyasyon tehlikesini göstermektedir.
**Mavi: Uyarı rengi niteliği taşımaktadır.
**Beyaz: Düzen işareti olarak kullanılmaktadır.
Renklerin uygun seçimi ve yerinde kullanımı tüm kurumlar için büyük
önem taşımaktadır. Herhangi bir alanda renkler kullanılacağı zaman şu hususlara dikkat edilmelidir:
*Kurumun tümü için kendine özgü bir görünüş veren renkler kullanılması,
*Kullanılacak renklerin birimin karakterini ve burada çalışanların faaliyetlerini belirleyici olması,
*Çok fazla renk rahatsızlık vereceği için bir arada kullanılmaması,
*Aynı zamanda çok fazla nötr renk kullanılarak monotonluk yaratılmaması,
*Uzun süre çalışılan alanlarda dinlendirici etki yapan soğuk renklerin
kullanılması,
*Kuzeye bakan çalışma alanlarında kısmen sıcak tonlu renklerin, güneye bakan alanlarda ise soğuk renklerin kullanılması.
1.5. Gürültü
Endüstrileşme ve beraberinde gelen mekanizasyon özellikle çalışma
çevresinde gürültünün başlıca kaynağını oluşturmaktadır. Günümüzde fabrikalarda yüzlerce çeşitte makine çalışmaktadır. Bu makineler ise çok çeşitli şiddette sesler çıkarmaktadır.
Genel olarak maddenin titreşimi ve bu titreşimlerin hava, su gibi bir ortam
içinde iletilerek kulağa gelmesi "ses"; hoşa gitmeyen ve rahatsız edici
sesler ise "gürültü" olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla gürültünün kaynağı ses'tir. Ses özünde bir titreşimdir. Sesin miktarı, frekans ile ölçülmektedir. Frekans ise, sesi meydana getiren titreşimin saniyedeki miktarını ifade etmektedir. Sesin saniyedeki titreşim sayısı ise Herz olarak ifade edilmektedir.
Ses dalgalarının şiddeti ve yoğunluğu gürültü düzeyini belirlemektedir.
Gürültü dB (desibel) denen bir birimle ölçülmektedir. Desibel ölçü birimi, ses şiddetinin frekansa göre ayarlanmış şeklidir.
Gürültü insan sağlığını çeşitli yönlerden etkilemektedir. Bu etki, maruz
kalınan sesin şiddetine ve sese maruz kalma süresine göre değişmektedir
(Tablo 4). Gürültünün etkileri, işitme organına etkisi, psikolojik etkisi ve verimliliğe etkisi olmak üzere üç alanda ortaya çıkmaktadır.

Tablo 4. Gürültü Düzeyine Bağlı Olarak İşletme Kaybı Yüzdeleri
Gürültü Düzeyi.....................İşitme Yeteneği Kaybı (%)
dB 5 yıl sonra..... 10 yıl sonra..... 20 yıl sonra
80...................................0....................0.........................0
90...................................4...................10.......................16
100.................................12..................29.......................42
110..................................26.................55........................78

Gürültünün en önemli ve kalıcı etkisi işitme organı üzerinde olmaktadır.
80 desibelin üzerindeki gürültü düzeyi zamanla duyma yeteneğinde azalmaya sebep olmaktadır. Gürültüye bağlı sağırlığın meydana gelmesinde gürültünün şiddeti, frekansı ve gürültüyle karşılaşma süresi etkili olmaktadır (Tablo 5).

Tablo 5. Gürültüye Dayanma Süresi
Gürültü Düzeyi.......................................(dB) Dayanma Süresi
90 ................................................................8 dak./gün
100 ..............................................................5 dak./gün
110 ...............................................................3 dak./gün
120...............................................................28 sn./gün

Gürültünün insan sağlığı ve iş verimi üzerindeki bu olumsuz etkilerini
gidermek amacıyla bir dizi önlem önerilmekte ve uygulanmaktadır. Bu önlemleri şu şekilde açıklamak mümkündür:
• Gürültü kaynağında yok edilmektedir. Bunun için makineler sürekli
bakımdan geçirilmekte, eskiyen parçaları değiştirilmekte, gerekli yağlama
işlemleri yapılmakta ve makinelerde sesi absorbe eden maddeler kullanılmaktadır.
• Gürültünün yayılması önlenmektedir. Gürültülü makinelerin bulundukları
alanlar, sesin yükselmesini önlemek üzere sesi absorbe eden malzemeler
ile kaplanmaktadır.
• Gürültünün insan sağlığına zarar vermesi önlenmeye çalışmaktadır.
Bunun için çalışanlara pamuk, tıkaç veya kulaklık gibi kişisel koruyucular
kullandırılmaktadır. Ayrıca çalışanların rotasyona tabii tutulmalarıyla, gürültülü yerlerde çalışanların çalışma saatlerinin azaltılması veya daha sık dinlenme aralarının verilmesi gibi önlemlere de başvurulmaktadır
1.6. Titreşim
Titreşim denildiğinde cismin sistematik hareketi anlaşılmaktadır. Kullanılan makinelerin güçleri arttıkça onların meydana getirdiği titreşimde çok fazla rahatsızlık vermektedir.Titreşimin çalışanlar üzerindeki rahatsız edici etkisi,titreşimin doğrultusu,frekansı,süresi ve şiddetiyle önem kazanmaktadır.
Titreşimin insan sağlığına yönelik zararlı etkilerinden korunabilmek için
özellikle elle kullanılan araçların tutma yerlerinin kauçuk ve plastik gibi
izalasyon maddeleriyle kaplanması, çalışanlara özel koruyucu eldivenler
kullandırılması ve makinelerle ilgili olarak da motor devir sayısının azaltılması ve amortisör kullanılması gerekmektedir.
1.7. Tozlar ve Toksit Etkenler
Günümüzde önemli sorunlardan birisi de gelişmiş teknoloji tarafından
kullanılan, üretilen ve depolanan çok sayıda maddenin neden olduğu tozlar ve toksit maddelerdir. Tozlar ve toksit maddeler çalışanların organizmalarında yarattıkları kayıplarla iş gücünü büyük ölçüde azalttıkları için önem kazanmaktadırlar.
Meslek hastalıklarının % 70'i tozlardan ve toksit maddelerden ileri gelmektedir. Tozlar, önemli ölçüde solunum fonksiyonu kayıplarına ve allerjik rahatsızlıklara; toksit maddeler ise doku dejenerasyonuna, kanserojen etki ve erken ölüme kadar tedavisi olanaksız pek çok akciğer rahatsızlıklarına sebep olmaktadır.
Çoğu zaman üretimde kullanılan hammaddeleri değiştirmek yada çalışma
alanlarına yayılmalarını önlemek mümkün olamadığında, en azından
bu maddelerin havadaki konsantrasyonlarını çalışanlara zarar vermeyecek düzeye indirmek ilk önce yapılması gereken bir faaliyeti oluşturmaktadır. Bunun yanısıra çalışanların maske, eldiven, koruyucu gözlük ve koruyucu giysi giymeleri sağlanarak zararlı maddelerin ve tozların onlara bulaşması da önlenmektedir.
1.8. Temizlik ve Bakım
Temizlik ve bakım, özelliklerle işletmelerde çalışanların enfeksiyona,
çeşitli rahatsızlıklara, kazalara ve iş hastalıklarına karşı korunmalarına yardımcı olan önemli bir faaliyettir.
İşletmelerde yeterli ve sağlıklı temizlik ve bakımın sağlanabilmesi
için;
*Atölyelerin, koridorların, merdivenlerin ve mikroorganizmalara çekici
gelen çöplük ve döküntülerin bulunduğu yerlerin temiz tutulması,
*Çalışma alanlarındaki çöplerin ve atık maddelerinin çevreyi kirletmeden
ve sağlığa uygun bir şekilde toplanması ve atılması,
*Tuvaletlerin, duvar ve döşemelerinin kolayca temizlenebilen bir malzeme
ile kaplanmış olması,
*Tozların ya da kirlerin toz emici süpürgeler ya da suyla temizlenerek,
kimyasal maddelerle etkisizleştirilerek ya da sulandırılarak ortadan kaldırılması,
*Çöp kutularının sızıntı yapmaması, kolayca temizlenebilir olması ve
temiz tutulması,
*Her çalışana bir duş kullanma olanağının sağlanması,
*Çalışanların hem kendi özel giysilerini hem de iş başında giydikleri
koruyucu giysileri ayrı ayrı asabilecekleri dolapların bulunduğu soyunma
odalarının düzenlenmesi,
*Çalışanlara sağlıklı ve yeterli miktarda içme suyunun sağlanması ve
bu sağlanan suyun temizliğinin periyodik olarak denetlenmesi gerekmektedir.
1.9. Kişisel ve Makine Koruyucuları
Günümüzde endüstri hayatında çalışma ortamıyla ilgili tedbirler ne kadar
iyi olursa olsun riskleri bütünüyle ortadan kaldırmak güçtür. Çalışma
hayatında tehlike daima vardır. Kişisel koruyucular, bu tehlikelere karşı bir
önlem niteliğinde olmakla beraber çalışanın kendi tedbirsizliğinden, dikkatsizliğinden ve bilgisizliğinden doğabilecek risklerin önlenmesi yönünden de gerekli olmaktadır. Bunlara bağlı olarak da kişisel ve makine koruyucuları, çalışanların iş kazalarından ve meslek hastalıklarından korunmasını sağlamaya yönelik olan araçlar olarak tanımlanmaktadır.
Kişisel korunma araçları, vücudu koruduğu bölgeye göre çeşitlilik gösterdiği gibi kendi içerisinde her bir bölge için koruyucu çeşitlenmesi söz konusu olmaktadır.
*Baş Koruyucuları: Baretler, metal kask ve başlıklar, saç fileleri şapka
ve kasketler.
*Kulak Koruyucuları: Kulak tıkaçları, tamponlar, kulaklıklar.
*Göz ve Yüz Koruyucuları: Etrafı kapalı özel koruyucu gözlük, kaynak
başlıkları ve koruyucuları, madenci başlıkları ve lambaları, yüz koruyucuları.
*El ve Kol Koruyucuları: Eldivenler, kolluklar.
*Bedeni Koruyan Koruyucular: Önlükler.
*Bacak ve Ayak Koruyucuları: Güvenlik ayakkabıları, botlar, tozluklar,
dizlikler.
*Solunum Sistemi Koruyucuları: Gaz maskesi, özel filtreli maske, hava
tankı donanımlı solunum cihazı.
*Makine Koruyucuları: Fotoselli, ısı ve insan vücuduna duyarlı özellikle
kesici makineler.
1.10. Yangın ve Yangınların Önlenmesi
Çok büyük maddi zararlara, kazalara ve ölümlere yol açabilecek olan
yangınların söz konusu olduğu endüstrilerde yangınların önlenmesi çok özel bir önem taşımaktadır.
Yangınları oluşturan pek çok sebep olmakla beraber asıl ana nedenler
önem sırasına göre şu şekilde sıralanabilmektedir;
• Emniyetsiz sigara içme ve kibrit yakma,
• Elektriğin yanlış kullanımı,
• Elektrik kontağı,
• Isıtma sistemindeki arızalar,
• Kendiliğinden ısınan ve ateş alan cisimler,
• Boyaların ve diğer yanıcı maddelerin depolanmasında uygun olmayan
koşullar,
• Toz ve çöplerin birikmiş olmasıdır.
Yangınla mücadelenin tek yolu onu önlemektir. Bunu başarabilmek için
alınacak önlemler iki ana gruba ayrılmaktadır;
- İnşaat bakımından önleyici tedbirler
- Bazı tesisatlar bakımından önleyici tedbirler
**İnşaat Bakımından Önleyici Tedbirler
*Hem inşaat hem de dekorasyon malzemelerinin mümkün olduğu kadar
ısıya dayanıklı maddelerden seçilmiş olması gerekmektedir.
*Normal baca inşaatında ahşap kısımların baca duvarlarına en az 10-
15 cm açıklıktan geçmesine dikkat etmek gerekmektedir.
*Yanmayan boyalarla binanın ahşap ve diğer yanıcı kısımlarının boyanması yangını önleyici bir tedbir olarak gösterilmektedir.
*Yüksek ısı ve sıcaklığa dayanıklı döşeme ve kaplamaların kullanılması
ve gerekli olan kısımlarının alçı ile kaplanması önerilmektedir.
*İşletmelerin katları arasında yangın merdivenlerinin bulunması da
yangın anında oluşabilecek izdihamları önlemektedir.
**Bazı Tesisatlar Bakımından Önleyici Tedbirler
*Elektrik tesisatında kullanılan boru ve kabloların izolasyon bakımından
dayanıklı olması, hem tesisatın ömrünün uzun olmasına hem de kısa
devrelere sebep olmaması bakımından önem kazanmaktadır.
*Tesisatta kullanılan kabloların bu tesisattan geçecek olan elektrik
akımına uygun olması gerekmektedir.
*Elektrik tesisatının, bir uzman tarafından periyodik olarak belirli aralıklarla
kontrol edilmesi gerekmektedir.
*Hem kurumun su ihtiyacını karşılamak bakımından hem de yangın
halinde devamlı su bulunmasını sağlamak bakımından işletmelerde hidrofor tesisatının bulunması gerekmektedir.
*Havagazı tertibatının sürekli kontrol edilmesi, borularda delinme, ek
yerlerinde açılma ve yıpranma sonucu oluşan bozulmaların hemen giderilmesi gerekmektedir.
*Her işletmede bir ana gaz musluğu bulunmaktadır. Bu musluğun genellikle işletmenin ana giriş kapısının yakınında olması ve bir yangın çıkması durumunda bu musluğun hemen kapatılması gerekmektedir.

2. ÇALIŞMA ALANLARI VE ERGONOMİK YAPI
İşletmelerde değişik işlerin yürütüldüğü farklı çalışma alanları bulunmaktadır. Bu çalışma alanlarının üretimde verimliliği arttırmak ve insan faktörünü korumak açısından ergonomik yapıya uygun düzenlenmesi gerekmektedir.
Ergonomi çalışanların biyolojik, psikolojik özelliklerini ve kapasitelerini
göz önünde bulundurarak insan-makine-çevre uyumunun doğal ve teknolojik yasalarını ortaya koyan disiplinli bir bilim dalıdır.
Ergonomik, açıdan çalışma alanlarının düzenlenmesine ilişkin olarak bazı hususlara dikkat edilmelidir;
• Çalışma alanlarında kullanılan araç-gereçlerin ve malzemelerin belirli
bir yerde depolanması,
• Malzeme ve araçların iş akışının sırasına uygun olarak yerleştirilmesi,
• Geçitlerin, çalışanların ve araçların geçişine ve de acil olaylarda kullanılmaya olanak verecek genişlikte yapılması,
• Pencere yüzeylerinin taban alanının % 17’sinden az olmayacak bir
genişlikte tutulması,
• Her çalışana en az 2 metrelik serbest bir alan sağlanması,
• Çalışma alanlarının tavan yüksekliğinin 3 metreden az olmaması gerekmektedir.

3. ÇALIŞMA SÜRELERİNİN DÜZENLENMESİ
3.1. Çalışma Saatleri
Günümüzde pek çok ülkede çalışma saatleri yasalarla ve toplu sözleşme uygulamaları ile düzenlenmektedir. Çalışanlar fazla çalışma sorununa
ekonomik bir kazanç olarak baktıkları için bu tür çalışmaları kolay kabul etmektedirler. Oysa uzun dönemde fazla çalışma üretimin nitelik ve niceliğini ters yönde etkilemektedir. Bu nedenle çalışma saatleri için sınırlar koyulmakta ve bunlara uyulması sağlanmaktadır. Son yıllarda işletmeler verimlilik artışını sağlamak için esnek çalışma saatleri, part- time çalışma vb. yöntemleri kullanmaktadırlar.
3.2. Aralar
Bugün genelde son teknolojik gelişmeler, fiziksel işlerin zorluğunu bü-
yük ölçüde azaltmakla beraber, bu kez artan iş hızı ve iş hazırlama süresinin kısalması psiko-fiziksel iş yükünü artırmaktadır.
3.3. Kesintisiz (Sürekli) İş Günü
Kesintisiz iş günü, endüstrileşmenin yarattığı yeni gereksinimlerle, yerleşmiş öğün ve sosyal alışkanlıklar arasında bir uzlaşmaya dayanan ve öğle ortasında hafif bir yemek için verilen kısa bir ara dışında, kesintisiz sürdürülen bir çalışma yöntemidir. Kesintisiz iş gününün uygulandığı işletmelerde çalışanların serbest zamanı azalmakta ve yorgunlukları artmaktadır. Bu durum ise iş kazalarının gerçekleşmesine neden olmaktadır.
3.4. Dağınık İş Programı
Günümüzde endüstrileşmiş ülkelerin çoğunda dağınık iş saatleri sisteminin
uygulanmasına başlanmıştır. Çalışanlar sistemden, belirli saatlerdeki
trafik yoğunluğunun azalmasına yol açtığı, hafta içinde alışveriş yapma ve
kamu hizmetlerinden yararlanma olanağı sağladığı için genellikle memnun
olmaktadırlar. Ancak sürekli bir hat üretiminin sürdürüldüğü işlerde dağınık iş saatlerini düzenlemek ve yürütmek çok zor olmaktadır. Bu sebeple bu tür bir sisteme geçilmeden önce bütün ilgili tarafların bir araya gelmesi ve sistemin sonuçlarının dikkatle incelenmesi gerekmektedir.
3.5. Esnek Çalışma Saatleri
Çok çeşitli ve esnek bir nitelik taşıyan bu sistem çalışanlara, işe başlama
ve bitirme saatlerini kendilerince seçme olanağını vermektedir. Çalışanlar,
kendi yaşam biçimlerine, bireysel ya da grup çalışma hızına uygun olacak
çalışma saatlerinin seçimine izin verildiği için çok memnun olmaktadırlar.
İşletmeler ise esnek çalışma saatleri uygulamasını işgücü ve yönetim arasındaki bazı sorunların çözümlenmesi ve evli kadınların çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla kullanmaktadırlar.
3.6. Vardiya Çalışması
Vardiyalı çalışma üç şekilde olmaktadır;
- Sekizer saatlik iki vardiya (2x8) : İşe gün sonunda ve hafta sonunda
ara verilmektedir.
- Sekizer saatlik üç vardiya (3x8) : İşe hafta sonunda ara verilmektedir.
- Pazar günleri ve resmi tatil günleri de dahil olmak üzere hiç durmaksı-
zın tam süreli çalışma (4x8 ya da 5x8) : Bu sistemde üçten fazla vardiya
verilmektedir.
Vardiya çalışanları ya aynı vardiya ya da vardiya değiştirerek çalışmaktadırlar. Vardiya çalışmaları, çalışanları sağlığını etkileyebilmektedir. Özellikle tam süreli çalışmalarda vardiya değiştirmeleri çalışanlarda sinirsel, sindirim ve dolaşım sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle sürekli gece vardiyasına çalışanların periyodik olarak tıbbi kontrolden geçirilmeleri gerekmektedir.
 
Üst