Çalışma Ortamı Ve Koşulları

Konu, 'Çalışma Ortamı ve Düzeni' kısmında Musa Kamil Ekin tarafından paylaşıldı.

  1. Musa Kamil Ekin

    Musa Kamil Ekin Yönetim Grubu

    Mesajlar:
    1.849
    1.ÇALIŞMA ORTAMLARI VE KOŞULLARI
    Çalışanlar, kendilerini rahat hissettikleri iş koşullarında verimli çalışabilirler.
    1.1. Hava Koşulları
    Çalışanların rahat çalışabildikleri hava koşullarını iyi ayarlamak
    gerekmektedir.
    İşyerlerinin hava koşullarını etkileyen faktörler;
    1. Hava sıcaklığı
    2. Ortam nemliliği
    3. Hava hareketleri şeklinde özetlenebilir
    1.1.1. Hava Sıcaklığı
    Hava durumuna bağlı olarak insan vücudunun görevi merkezi sinir sistemini ve iç organları sabit bir ısıda tutmaktır. İnsan vücudu devamlı bir ısı dengesine sahiptir. Vücut, dış çevre ile sürekli olarak yaptığı ısı değişimi ile gerekli ısı dengesini sürdürmektedir. Genellikle 36.5 oC olan vücut sıcaklığı, soğuk havalarda oksijenle besin maddeleri yakılarak; sıcak havalarda ise terleme fonksiyonu ile dengede tutulmaktadır. Ancak vücudun ısı dengesinin bu şekilde korunması sınırlı olmaktadır.
    Çalışma alanlarına uygun efektif sıcaklıklar şöyle olmalıdır:
    Oturarak yapılan işler.................................19 oC
    Ayakta yapılan işler.....................................17 oC
    Ağır bedensel işler......................................12 oC
    Bürolar........................................................20 oC
    Laboratuvarlar............................................18 oC
    Alışveriş salonları.......................................19 oC
    Oturarak yapılan zihinsel işlerde.................21-23 oC
    Oturarak yapılan hafif işlerde......................19 oC
    Ayakta yapılan hafif işlerde.........................18 oC
    Ayakta yapılan ağır işlerde..........................17 oC
    Ağır işlerde..................................................15-16 oC
    İşletme yönetiminin görevi, işyeri ortam ısısının belirtilen efektif sıcaklık
    değerleri arasında olmasını sağlamaktır.
    1.1.2. Ortam Nemliliği
    Normal çalışma koşullarında nemin etkisi az olmaktadır. Nemlilik, mevcut
    ortam ısısı koşullarında, işyeri havasını doymuşluk düzeyine kadar getirecek su buharı değerine göre (% 100 nem) yüzde oranı şeklinde ifade edilmektedir.Genelde iş yerlerinde nem oranı, %30-75 arasında tutulmaya çalışılmaktadır.
    Nemin çalışan üzerindeki etkileri, ortam ısısına bağlı olarak değişmektedir.
    Nemin yüksek olması, çalışanın fiziki ve ruhi bakımdan bitkin hale gelmesine, terlemesine, solunumun sıklaşmasına, kalp atışlarının hızlanmasına, yüzde kızarma ve baş dönmesine sebep olmaktadır.
    Çalışılan yerin nem oranı fazlaysa ve ortam ısısı da yüksekse ter buharlaşması önemli ölçüde azalmakta ve sıcaklığa dayanma zorlaşmaktadır. Nem oranının düşük olması ise solunum yolları dokusunda tahriplere, kronik öksürüklere ve solunum yollarının kurumasına bağlı olarak da konuşma güçlüklerine sebep olmaktadır.
    1.1.3. Hava Hareketleri
    Ortam ısısı ve yayılan ısı düzeyleri normal sınırlar içerisinde iken ideal
    hava akımı 150 mm/saniye civarında olmaktadır. Hava hareketi 510
    mm/saniye’nin üzerine çıktığında çalışma ortamı “esintili” olarak; 100
    mm/saniye’nin altında hava değişimi olan yerler ise “havasız” olarak kabul
    edilmektedir.
    Rahat bir hava akımını sağlamak kadar işyerlerindeki hava hareketlerini
    kontrol etmekte oldukça güç olmaktadır. İş yerlerinde yeterli sayıda pencere bulunmaması, tavanın alçak ve kişi başına düşen devinim hacimlerinin dar olması gibi faktörler çalışanların rahatını önlemektedir. İş yerlerindeki teknik tasarımlar ve havalandırma sitemleriyle çalışanları rahatsız eden bu tür sıkıntılar önlenebilmektedir.

    Tablo 1. Çalışma Yerlerinde Sağlanması Gereken Hava Koşullarıyla İlgili
    Sayısal Değerler
    Hava Sıcaklığı................Relatif Nem
    Çalışmanın.En Az.En Uygun.En Çok.En Az.En Uygun.En Çok Hava
    Türü oC .......oC..........oC.........oC.........oC.........oC Akımı m/sn
    Büro İşleri.....18.........21...........24.........30..........50.........70...........0,1
    Oturarak.......18.........20...........24.........30..........50.........70...........0,1
    Yapılan
    Hafif İşler
    Ayakta..........17.........18...........22.........30...........50.........70............0,2 Yapılan İşler
    Ağır İşler.......15.........17..........21..........30...........50.........70...........0,4

    1.2. Havalandırma
    Belli sayıda çalışanın bulunduğu işyerinin hacmi ne kadar küçük tutulursa,
    havalandırmaya o kadar fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Havalandırma, hava
    boşluğu kavramını tanımlayan dinamik bir parametredir. Bir işyerinin havalandırılması; serinlik ve temiz hava ihtiyacının karşılanması, çalışan makinelerin ve insanların yaydığı ısının dağıtılması, hava kirliliğinin hafifletilmesi ve havaya karışan zararlı maddelerin miktarının azaltılması için gereklidir.
    1.3. Aydınlatma
    İşyerlerinde her türlü işlemin kalite standartlarının gerektirdiği uygunlukta
    yapılabilmesi ve çalışanların göz sağlığının korunması iyi bir aydınlatma
    tekniğini gerektirmektedir. Bir iş ortamının aydınlatma ihtiyacı yapılan işlerin özelliklerine,o yerde çalışan insanların göz fonksiyonlarının normalliğine ve işin özelikleri nedeniyle detay algılama gibi kriterlere bağlıdır.
    Herhangi bir iş yerinde iyi bir aydınlatma sistemine sahip olunmak istendiğinde şu özelliklere dikkat edilmesi gerekmektedir:
    • Aydınlatma şiddeti yeterli olmalıdır.
    • Aydınlatma bütün alana eşit yayılmalıdır.
    • Işık yönü ve gölgelemeye dikkat edilmelidir.
    • Işık yansımalarından kaçınılmalıdır.
    • Kullanılan ışığın niteliği uygun olmalıdır.
    • Titreşim ve parlaklık değişmelerini engellemek için aydınlatma sabit
    olmalıdır.
    • İş yerlerinde yansıma ve psikolojik etki açısından uygun renkler seçilmelidir.
    Tablo 2. Yapılan İşe Göre Gerekli Aydınlatma Değerleri
    Yapılan İşler..................... Önerilen Aydınlatma Şiddeti
    Kaba işler..................................80-170 Lüks
    Orta incelikte işler...................170-350 Lüks
    İnce işler.................................350-700 Lüks
    Çok ince işler..........................700-1000 Lüks
    1.4. Renkler
    Renkler, çalışanların sıcaklık ve soğukluk duygularını kontrol eden etkenlerdir. Rengin önemi bütün kurumlar için tartışılmazdır. Herhangi bir çalışma alanının düzenlenmesinde renk kullanımı temel faktörlerden birini oluşturmaktadır. Renklerin uyarı işareti olarak kullanılmasının da bir takım olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Özellikle fiziksel tehlikelerin gösterilmesi ve güvenlik araç-gereçlerinin tanınması bakımından bir takım uyarıcı renk standartları kullanılmaktadır. Bu uyarıcı renkler sırasıyla;
    **Kırmızı: Yangın söndürme araç ve gereçlerinde kullanılmaktadır.
    **Canlı turuncu: Makine ve tezgahların tehlikeli bölgelerinde, kesici, vurucu, dişli ve kayış gibi tehlikeli ve hareketli kısımlarda kullanılmaktadır.
    **Sarı: Fiziksel tehlikelerin olduğu yerlerde kullanılmaktadır.
    **Yeşil: Güvenliği ifade etmektedir. İlk yardım malzemelerinin konulduğu
    yerler bu renge boyanmaktadır.
    **Mor: Radyasyon tehlikesini göstermektedir.
    **Mavi: Uyarı rengi niteliği taşımaktadır.
    **Beyaz: Düzen işareti olarak kullanılmaktadır.
    Renklerin uygun seçimi ve yerinde kullanımı tüm kurumlar için büyük
    önem taşımaktadır. Herhangi bir alanda renkler kullanılacağı zaman şu hususlara dikkat edilmelidir:
    *Kurumun tümü için kendine özgü bir görünüş veren renkler kullanılması,
    *Kullanılacak renklerin birimin karakterini ve burada çalışanların faaliyetlerini belirleyici olması,
    *Çok fazla renk rahatsızlık vereceği için bir arada kullanılmaması,
    *Aynı zamanda çok fazla nötr renk kullanılarak monotonluk yaratılmaması,
    *Uzun süre çalışılan alanlarda dinlendirici etki yapan soğuk renklerin
    kullanılması,
    *Kuzeye bakan çalışma alanlarında kısmen sıcak tonlu renklerin, güneye bakan alanlarda ise soğuk renklerin kullanılması.
    1.5. Gürültü
    Endüstrileşme ve beraberinde gelen mekanizasyon özellikle çalışma
    çevresinde gürültünün başlıca kaynağını oluşturmaktadır. Günümüzde fabrikalarda yüzlerce çeşitte makine çalışmaktadır. Bu makineler ise çok çeşitli şiddette sesler çıkarmaktadır.
    Genel olarak maddenin titreşimi ve bu titreşimlerin hava, su gibi bir ortam
    içinde iletilerek kulağa gelmesi "ses"; hoşa gitmeyen ve rahatsız edici
    sesler ise "gürültü" olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla gürültünün kaynağı ses'tir. Ses özünde bir titreşimdir. Sesin miktarı, frekans ile ölçülmektedir. Frekans ise, sesi meydana getiren titreşimin saniyedeki miktarını ifade etmektedir. Sesin saniyedeki titreşim sayısı ise Herz olarak ifade edilmektedir.
    Ses dalgalarının şiddeti ve yoğunluğu gürültü düzeyini belirlemektedir.
    Gürültü dB (desibel) denen bir birimle ölçülmektedir. Desibel ölçü birimi, ses şiddetinin frekansa göre ayarlanmış şeklidir.
    Gürültü insan sağlığını çeşitli yönlerden etkilemektedir. Bu etki, maruz
    kalınan sesin şiddetine ve sese maruz kalma süresine göre değişmektedir
    (Tablo 4). Gürültünün etkileri, işitme organına etkisi, psikolojik etkisi ve verimliliğe etkisi olmak üzere üç alanda ortaya çıkmaktadır.

    Tablo 4. Gürültü Düzeyine Bağlı Olarak İşletme Kaybı Yüzdeleri
    Gürültü Düzeyi.....................İşitme Yeteneği Kaybı (%)
    dB 5 yıl sonra..... 10 yıl sonra..... 20 yıl sonra
    80...................................0....................0.........................0
    90...................................4...................10.......................16
    100.................................12..................29.......................42
    110..................................26.................55........................78

    Gürültünün en önemli ve kalıcı etkisi işitme organı üzerinde olmaktadır.
    80 desibelin üzerindeki gürültü düzeyi zamanla duyma yeteneğinde azalmaya sebep olmaktadır. Gürültüye bağlı sağırlığın meydana gelmesinde gürültünün şiddeti, frekansı ve gürültüyle karşılaşma süresi etkili olmaktadır (Tablo 5).

    Tablo 5. Gürültüye Dayanma Süresi
    Gürültü Düzeyi.......................................(dB) Dayanma Süresi
    90 ................................................................8 dak./gün
    100 ..............................................................5 dak./gün
    110 ...............................................................3 dak./gün
    120...............................................................28 sn./gün

    Gürültünün insan sağlığı ve iş verimi üzerindeki bu olumsuz etkilerini
    gidermek amacıyla bir dizi önlem önerilmekte ve uygulanmaktadır. Bu önlemleri şu şekilde açıklamak mümkündür:
    • Gürültü kaynağında yok edilmektedir. Bunun için makineler sürekli
    bakımdan geçirilmekte, eskiyen parçaları değiştirilmekte, gerekli yağlama
    işlemleri yapılmakta ve makinelerde sesi absorbe eden maddeler kullanılmaktadır.
    • Gürültünün yayılması önlenmektedir. Gürültülü makinelerin bulundukları
    alanlar, sesin yükselmesini önlemek üzere sesi absorbe eden malzemeler
    ile kaplanmaktadır.
    • Gürültünün insan sağlığına zarar vermesi önlenmeye çalışmaktadır.
    Bunun için çalışanlara pamuk, tıkaç veya kulaklık gibi kişisel koruyucular
    kullandırılmaktadır. Ayrıca çalışanların rotasyona tabii tutulmalarıyla, gürültülü yerlerde çalışanların çalışma saatlerinin azaltılması veya daha sık dinlenme aralarının verilmesi gibi önlemlere de başvurulmaktadır
    1.6. Titreşim
    Titreşim denildiğinde cismin sistematik hareketi anlaşılmaktadır. Kullanılan makinelerin güçleri arttıkça onların meydana getirdiği titreşimde çok fazla rahatsızlık vermektedir.Titreşimin çalışanlar üzerindeki rahatsız edici etkisi,titreşimin doğrultusu,frekansı,süresi ve şiddetiyle önem kazanmaktadır.
    Titreşimin insan sağlığına yönelik zararlı etkilerinden korunabilmek için
    özellikle elle kullanılan araçların tutma yerlerinin kauçuk ve plastik gibi
    izalasyon maddeleriyle kaplanması, çalışanlara özel koruyucu eldivenler
    kullandırılması ve makinelerle ilgili olarak da motor devir sayısının azaltılması ve amortisör kullanılması gerekmektedir.
    1.7. Tozlar ve Toksit Etkenler
    Günümüzde önemli sorunlardan birisi de gelişmiş teknoloji tarafından
    kullanılan, üretilen ve depolanan çok sayıda maddenin neden olduğu tozlar ve toksit maddelerdir. Tozlar ve toksit maddeler çalışanların organizmalarında yarattıkları kayıplarla iş gücünü büyük ölçüde azalttıkları için önem kazanmaktadırlar.
    Meslek hastalıklarının % 70'i tozlardan ve toksit maddelerden ileri gelmektedir. Tozlar, önemli ölçüde solunum fonksiyonu kayıplarına ve allerjik rahatsızlıklara; toksit maddeler ise doku dejenerasyonuna, kanserojen etki ve erken ölüme kadar tedavisi olanaksız pek çok akciğer rahatsızlıklarına sebep olmaktadır.
    Çoğu zaman üretimde kullanılan hammaddeleri değiştirmek yada çalışma
    alanlarına yayılmalarını önlemek mümkün olamadığında, en azından
    bu maddelerin havadaki konsantrasyonlarını çalışanlara zarar vermeyecek düzeye indirmek ilk önce yapılması gereken bir faaliyeti oluşturmaktadır. Bunun yanısıra çalışanların maske, eldiven, koruyucu gözlük ve koruyucu giysi giymeleri sağlanarak zararlı maddelerin ve tozların onlara bulaşması da önlenmektedir.
    1.8. Temizlik ve Bakım
    Temizlik ve bakım, özelliklerle işletmelerde çalışanların enfeksiyona,
    çeşitli rahatsızlıklara, kazalara ve iş hastalıklarına karşı korunmalarına yardımcı olan önemli bir faaliyettir.
    İşletmelerde yeterli ve sağlıklı temizlik ve bakımın sağlanabilmesi
    için;
    *Atölyelerin, koridorların, merdivenlerin ve mikroorganizmalara çekici
    gelen çöplük ve döküntülerin bulunduğu yerlerin temiz tutulması,
    *Çalışma alanlarındaki çöplerin ve atık maddelerinin çevreyi kirletmeden
    ve sağlığa uygun bir şekilde toplanması ve atılması,
    *Tuvaletlerin, duvar ve döşemelerinin kolayca temizlenebilen bir malzeme
    ile kaplanmış olması,
    *Tozların ya da kirlerin toz emici süpürgeler ya da suyla temizlenerek,
    kimyasal maddelerle etkisizleştirilerek ya da sulandırılarak ortadan kaldırılması,
    *Çöp kutularının sızıntı yapmaması, kolayca temizlenebilir olması ve
    temiz tutulması,
    *Her çalışana bir duş kullanma olanağının sağlanması,
    *Çalışanların hem kendi özel giysilerini hem de iş başında giydikleri
    koruyucu giysileri ayrı ayrı asabilecekleri dolapların bulunduğu soyunma
    odalarının düzenlenmesi,
    *Çalışanlara sağlıklı ve yeterli miktarda içme suyunun sağlanması ve
    bu sağlanan suyun temizliğinin periyodik olarak denetlenmesi gerekmektedir.
    1.9. Kişisel ve Makine Koruyucuları
    Günümüzde endüstri hayatında çalışma ortamıyla ilgili tedbirler ne kadar
    iyi olursa olsun riskleri bütünüyle ortadan kaldırmak güçtür. Çalışma
    hayatında tehlike daima vardır. Kişisel koruyucular, bu tehlikelere karşı bir
    önlem niteliğinde olmakla beraber çalışanın kendi tedbirsizliğinden, dikkatsizliğinden ve bilgisizliğinden doğabilecek risklerin önlenmesi yönünden de gerekli olmaktadır. Bunlara bağlı olarak da kişisel ve makine koruyucuları, çalışanların iş kazalarından ve meslek hastalıklarından korunmasını sağlamaya yönelik olan araçlar olarak tanımlanmaktadır.
    Kişisel korunma araçları, vücudu koruduğu bölgeye göre çeşitlilik gösterdiği gibi kendi içerisinde her bir bölge için koruyucu çeşitlenmesi söz konusu olmaktadır.
    *Baş Koruyucuları: Baretler, metal kask ve başlıklar, saç fileleri şapka
    ve kasketler.
    *Kulak Koruyucuları: Kulak tıkaçları, tamponlar, kulaklıklar.
    *Göz ve Yüz Koruyucuları: Etrafı kapalı özel koruyucu gözlük, kaynak
    başlıkları ve koruyucuları, madenci başlıkları ve lambaları, yüz koruyucuları.
    *El ve Kol Koruyucuları: Eldivenler, kolluklar.
    *Bedeni Koruyan Koruyucular: Önlükler.
    *Bacak ve Ayak Koruyucuları: Güvenlik ayakkabıları, botlar, tozluklar,
    dizlikler.
    *Solunum Sistemi Koruyucuları: Gaz maskesi, özel filtreli maske, hava
    tankı donanımlı solunum cihazı.
    *Makine Koruyucuları: Fotoselli, ısı ve insan vücuduna duyarlı özellikle
    kesici makineler.
    1.10. Yangın ve Yangınların Önlenmesi
    Çok büyük maddi zararlara, kazalara ve ölümlere yol açabilecek olan
    yangınların söz konusu olduğu endüstrilerde yangınların önlenmesi çok özel bir önem taşımaktadır.
    Yangınları oluşturan pek çok sebep olmakla beraber asıl ana nedenler
    önem sırasına göre şu şekilde sıralanabilmektedir;
    • Emniyetsiz sigara içme ve kibrit yakma,
    • Elektriğin yanlış kullanımı,
    • Elektrik kontağı,
    • Isıtma sistemindeki arızalar,
    • Kendiliğinden ısınan ve ateş alan cisimler,
    • Boyaların ve diğer yanıcı maddelerin depolanmasında uygun olmayan
    koşullar,
    • Toz ve çöplerin birikmiş olmasıdır.
    Yangınla mücadelenin tek yolu onu önlemektir. Bunu başarabilmek için
    alınacak önlemler iki ana gruba ayrılmaktadır;
    - İnşaat bakımından önleyici tedbirler
    - Bazı tesisatlar bakımından önleyici tedbirler
    **İnşaat Bakımından Önleyici Tedbirler
    *Hem inşaat hem de dekorasyon malzemelerinin mümkün olduğu kadar
    ısıya dayanıklı maddelerden seçilmiş olması gerekmektedir.
    *Normal baca inşaatında ahşap kısımların baca duvarlarına en az 10-
    15 cm açıklıktan geçmesine dikkat etmek gerekmektedir.
    *Yanmayan boyalarla binanın ahşap ve diğer yanıcı kısımlarının boyanması yangını önleyici bir tedbir olarak gösterilmektedir.
    *Yüksek ısı ve sıcaklığa dayanıklı döşeme ve kaplamaların kullanılması
    ve gerekli olan kısımlarının alçı ile kaplanması önerilmektedir.
    *İşletmelerin katları arasında yangın merdivenlerinin bulunması da
    yangın anında oluşabilecek izdihamları önlemektedir.
    **Bazı Tesisatlar Bakımından Önleyici Tedbirler
    *Elektrik tesisatında kullanılan boru ve kabloların izolasyon bakımından
    dayanıklı olması, hem tesisatın ömrünün uzun olmasına hem de kısa
    devrelere sebep olmaması bakımından önem kazanmaktadır.
    *Tesisatta kullanılan kabloların bu tesisattan geçecek olan elektrik
    akımına uygun olması gerekmektedir.
    *Elektrik tesisatının, bir uzman tarafından periyodik olarak belirli aralıklarla
    kontrol edilmesi gerekmektedir.
    *Hem kurumun su ihtiyacını karşılamak bakımından hem de yangın
    halinde devamlı su bulunmasını sağlamak bakımından işletmelerde hidrofor tesisatının bulunması gerekmektedir.
    *Havagazı tertibatının sürekli kontrol edilmesi, borularda delinme, ek
    yerlerinde açılma ve yıpranma sonucu oluşan bozulmaların hemen giderilmesi gerekmektedir.
    *Her işletmede bir ana gaz musluğu bulunmaktadır. Bu musluğun genellikle işletmenin ana giriş kapısının yakınında olması ve bir yangın çıkması durumunda bu musluğun hemen kapatılması gerekmektedir.

    2. ÇALIŞMA ALANLARI VE ERGONOMİK YAPI
    İşletmelerde değişik işlerin yürütüldüğü farklı çalışma alanları bulunmaktadır. Bu çalışma alanlarının üretimde verimliliği arttırmak ve insan faktörünü korumak açısından ergonomik yapıya uygun düzenlenmesi gerekmektedir.
    Ergonomi çalışanların biyolojik, psikolojik özelliklerini ve kapasitelerini
    göz önünde bulundurarak insan-makine-çevre uyumunun doğal ve teknolojik yasalarını ortaya koyan disiplinli bir bilim dalıdır.
    Ergonomik, açıdan çalışma alanlarının düzenlenmesine ilişkin olarak bazı hususlara dikkat edilmelidir;
    • Çalışma alanlarında kullanılan araç-gereçlerin ve malzemelerin belirli
    bir yerde depolanması,
    • Malzeme ve araçların iş akışının sırasına uygun olarak yerleştirilmesi,
    • Geçitlerin, çalışanların ve araçların geçişine ve de acil olaylarda kullanılmaya olanak verecek genişlikte yapılması,
    • Pencere yüzeylerinin taban alanının % 17’sinden az olmayacak bir
    genişlikte tutulması,
    • Her çalışana en az 2 metrelik serbest bir alan sağlanması,
    • Çalışma alanlarının tavan yüksekliğinin 3 metreden az olmaması gerekmektedir.

    3. ÇALIŞMA SÜRELERİNİN DÜZENLENMESİ
    3.1. Çalışma Saatleri
    Günümüzde pek çok ülkede çalışma saatleri yasalarla ve toplu sözleşme uygulamaları ile düzenlenmektedir. Çalışanlar fazla çalışma sorununa
    ekonomik bir kazanç olarak baktıkları için bu tür çalışmaları kolay kabul etmektedirler. Oysa uzun dönemde fazla çalışma üretimin nitelik ve niceliğini ters yönde etkilemektedir. Bu nedenle çalışma saatleri için sınırlar koyulmakta ve bunlara uyulması sağlanmaktadır. Son yıllarda işletmeler verimlilik artışını sağlamak için esnek çalışma saatleri, part- time çalışma vb. yöntemleri kullanmaktadırlar.
    3.2. Aralar
    Bugün genelde son teknolojik gelişmeler, fiziksel işlerin zorluğunu bü-
    yük ölçüde azaltmakla beraber, bu kez artan iş hızı ve iş hazırlama süresinin kısalması psiko-fiziksel iş yükünü artırmaktadır.
    3.3. Kesintisiz (Sürekli) İş Günü
    Kesintisiz iş günü, endüstrileşmenin yarattığı yeni gereksinimlerle, yerleşmiş öğün ve sosyal alışkanlıklar arasında bir uzlaşmaya dayanan ve öğle ortasında hafif bir yemek için verilen kısa bir ara dışında, kesintisiz sürdürülen bir çalışma yöntemidir. Kesintisiz iş gününün uygulandığı işletmelerde çalışanların serbest zamanı azalmakta ve yorgunlukları artmaktadır. Bu durum ise iş kazalarının gerçekleşmesine neden olmaktadır.
    3.4. Dağınık İş Programı
    Günümüzde endüstrileşmiş ülkelerin çoğunda dağınık iş saatleri sisteminin
    uygulanmasına başlanmıştır. Çalışanlar sistemden, belirli saatlerdeki
    trafik yoğunluğunun azalmasına yol açtığı, hafta içinde alışveriş yapma ve
    kamu hizmetlerinden yararlanma olanağı sağladığı için genellikle memnun
    olmaktadırlar. Ancak sürekli bir hat üretiminin sürdürüldüğü işlerde dağınık iş saatlerini düzenlemek ve yürütmek çok zor olmaktadır. Bu sebeple bu tür bir sisteme geçilmeden önce bütün ilgili tarafların bir araya gelmesi ve sistemin sonuçlarının dikkatle incelenmesi gerekmektedir.
    3.5. Esnek Çalışma Saatleri
    Çok çeşitli ve esnek bir nitelik taşıyan bu sistem çalışanlara, işe başlama
    ve bitirme saatlerini kendilerince seçme olanağını vermektedir. Çalışanlar,
    kendi yaşam biçimlerine, bireysel ya da grup çalışma hızına uygun olacak
    çalışma saatlerinin seçimine izin verildiği için çok memnun olmaktadırlar.
    İşletmeler ise esnek çalışma saatleri uygulamasını işgücü ve yönetim arasındaki bazı sorunların çözümlenmesi ve evli kadınların çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla kullanmaktadırlar.
    3.6. Vardiya Çalışması
    Vardiyalı çalışma üç şekilde olmaktadır;
    - Sekizer saatlik iki vardiya (2x8) : İşe gün sonunda ve hafta sonunda
    ara verilmektedir.
    - Sekizer saatlik üç vardiya (3x8) : İşe hafta sonunda ara verilmektedir.
    - Pazar günleri ve resmi tatil günleri de dahil olmak üzere hiç durmaksı-
    zın tam süreli çalışma (4x8 ya da 5x8) : Bu sistemde üçten fazla vardiya
    verilmektedir.
    Vardiya çalışanları ya aynı vardiya ya da vardiya değiştirerek çalışmaktadırlar. Vardiya çalışmaları, çalışanları sağlığını etkileyebilmektedir. Özellikle tam süreli çalışmalarda vardiya değiştirmeleri çalışanlarda sinirsel, sindirim ve dolaşım sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle sürekli gece vardiyasına çalışanların periyodik olarak tıbbi kontrolden geçirilmeleri gerekmektedir.