Işten Çıkarken Imzalatılan Ibraname Artık Geçerli Değil!

Konu, 'İş Hukuku ve SGK' kısmında Musa Kamil Ekin tarafından paylaşıldı.

  1. Musa Kamil Ekin

    Musa Kamil Ekin Yönetim Grubu

    Mesajlar:
    1.849
    İşten çıkarken imzalatılan ibraname artık geçerli değil!

    tanerozdemir.jpg
    Taner Özdemir

    Makale başlığından “nasıl yani” dediğinizi duyar gibiyim. Konunun detayını yazımda belirtiyorum.

    İşverenlerin işçilerinin iş akdini sonlandırırken işçiye imzalattıkları evrakların en başında ibraname gelmektedir. İbraname, işçinin geçmişteki tüm alacaklarını işverenden aldığına dair ibra ettiğini gösterir bir belgedir. Peki ibraname doğru bir şekilde dolduruluyor mu? Her imzalatılan ibraname geçerli oluyor mu? Yeni Borçlar Kanunu’nda ibranamenin geçerlilik şartları nelerdir? Bu yazımızda bu konulara değineceğim.

    İbraname işçinin işverenden tüm alacağını aldığını ve geçmişe dönük olarak ibra ettiğini gösteren belgedir. 2013 yılının Eylül ayında yeni borçlar kanununda İbranamenin geçerlilik durumları açıkça belirtilmiştir.(m:132-420) Bir ibranamenin geçerli olabilmesi için;

    İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması gerekir.
    – Yazılı olması gerektiği için herhangi bir teknolojik araç vasıtasıyla veya el yazısıyla yazılabilir. Ancak; düzenleme tarihi ile ilgili bir ihtilafın doğması ihtimaline karşı işçinin el yazısı ile düzenlenmesinde fayda vardır.
    – İbranamenin içeriği ile imzalar arasında fazla boşluk olmamalıdır.
    – Farklı renkte kalemler kullanılmamalıdır.

    (Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 4.12.2008 tarihli 2007/30184 E. 2008/33378 K. Sayılı ilamında;

    “Keza ibranameler incelendiğinde, işçi imzasını içeren yazı, ödeme miktarı içeren alacak kalemleri yazısı ile çalışma sürelerini ve çalışma yerini gösteren kalem yazıları farklı el ürünü olduğu çıplak gözle görülmektedir. Davacı işe girerken bu belgenin imzalatıldığını iddia etmiş, davacı tanığı da bunu doğrulamıştır. Kalem farklılıkları ve davacı tanığının beyanı davacının iddiasını kanıtlamaktadır. Sunulan ibranameler belirtilen nedenlerle geçersizdir.”)

    Teknolojik araç ile yazılan ibranamelerde işçinin ad, soyad, adres, imzası ile birlikte mutlaka el yazısı olmalıdır.
    Matbu olarak hazırlanan ve boşluk kısımlarının el yazısı ile doldurulması suretiyle ibraname düzenlememeye dikkat edilmelidir. Mümkünse, ibraname matbu değil işçinin el yazısı ile işçiye hazırlatılmalıdır.
    İbranamede genel ve soyut cümlelere yer verilmemeli, ibra açık ve kesin şekilde düzenlenmelidir.
    İbra tarihi ile iş sözleşmenin sona ermesi anından itibaren en az bir aylık sürenin geçmiş olması gerekir.
    – Buna göre; İş akdi sona ermeden veya sona ermeden itibaren en az bir ay geçmeden ibraname düzenlenemeyecektir. Düzenlense dahi madde ile sabit olduğu üzere hükümsüz olacaktır. İşçinin iradesinin ibra sözleşmesi yapma yönünde olduğuna varılabilmesi için işveren baskısından kurtulması gereklidir.(Buradan şu ifadeyi çıkarabiliriz. İşçinin işten çıkarken çıktığı tarihli ibraname geçersizdir.)

    – 4857 sayılı İş Kanununun 19. maddesinde, feshe itiraz için bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olup, bu süreçte işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir.

    – Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi, kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur.

    Dikkat edilmelidir ki; bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgilidir. İfayı ilgilendiren bir durum değildir. İşçinin fesih ile muaccel hale gelmiş olan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödenmesinin de ertelendiği anlamına gelmemektedir.

    İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi gerekir.
    Yargıtay kararlarına göre de; ibraya konu tazminat ya da alacağın kuşkuya yer vermeyecek şekilde, ayrı ayrı metin içinde rakam ve yazıyla yazılmış olması gerekir. (Maaş, Fazla mesai, Yıllık ücretli izin alacağı, Kıdem ve İhbar tazminatı alacağı vb.) Ayrıca, ibraname içeriğinde çalışma süreleri belirtilmeli ve işçiye verilen para ile ölçülebilir sosyal haklar da düzenlenmelidir.

    Burada açıkça belirtilmesi gereken husus; hak kazanılan işçilik alacağı tutarı değil, yapılan ödeme miktarıdır. Kanunun benimsediği sisteme göre işçiye işverence ödeme yapılmaksızın borcun ibrası olanaksızdır. Kaldı ki; işverence ödenen miktar alacağın tamamını karşılıyorsa borcun ibra değil ifa ile son bulduğu anlamına gelir. Ödenen miktar alacağın bir kısmına ise ve ibra sözleşmesinde bu tutar açıkça yer almışsa ibraname geçerli olabilecektir.

    Sonuç olarak; yalnızca alacak türünün ya da ödenen miktarın yazılı olduğu ibra sözleşmeleri geçersiz sayılmalıdır.

    Ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır.
    Ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi ödemeye dair ispat sorunlarını ortadan kaldırabilecektir. Ayrıca; alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmeleri ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli sayılmıştır.

    Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüz olup, Banka aracılığıyla ödeme ve akabinde ibra imzalanmışsa ödeme miktarı kadar kısmı makbuz sayılacak, ibraname yine geçersiz sayılacaktır.

    Kısaca toparlamak gerekirse;
    İbranamenin işçinin işten çıktığı gün itibariyle değil, aradan 1 aylık süre geçtikten sonra düzenlenip işçiye imzalatılması kanun gereğidir.
    Ödemelerin banka kanalıyla yapılması ve ispat edilebilir nitelikte olması gerekmektedir.
    İbra edilecek alacağın türleri ve miktarları kalemler halinde belirtilip, ödemelerin ayrı ayrı yapılması gerekmektedir.
    İbranamenin düzenlenmesiyle ilgili 4857 sayılı İş Kanununda bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca önceki Borçlar Kanununda da detaylı bir düzenleme bulunmamaktaydı. İbraname 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 132 ve 420. maddeleriyle düzenleme alanı bulmuş olup, ilgili düzenleme uyarınca geçerlilik şartlarına haiz olmayan ibranamelerin kesin olarak hükümsüz olacağını belirtebilirim.
    Sosyal Güvenlik Uzmanı Taner ÖZDEMİR