Yargıtaydan Işverenleri Çıldırtan Kararlar...

Konu, 'Köşe Yazıları' kısmında Musa Kamil Ekin tarafından paylaşıldı.

  1. Musa Kamil Ekin

    Musa Kamil Ekin Yönetim Grubu

    Mesajlar:
    1.849
    Yargıtaydan İşverenleri Çıldırtan Kararlar...

    [​IMG]

    İşverenleri adeta çileden çıkartmış durumda.

    İş davalarında iş mahkemeleri maalesef işverenleri hırsız, işçinin hakkını yiyen, evrakta sahtecilik yapan , işçileri ise son derece dürüst, hilesi olmayan, kandırılmaya müsait ve devamlı kandırılan hakkı yenilen insanlar olarak görüyor.

    Bu bakış açısı ise işverenleri adeta çileden çıkartıyor.

    Yargıtay 9. hukuk dairesinin 2010/5955 esas no.lu 18.04.2012 tarih ve 2012/13497 sayılı kararı açıkça “Davacının işyerindeki toplam kıdemi 7 yıl 5 ay 10 gündür. Bu kadar bir kıdemi bulunan bir işçinin durup dururken iş sözleşmesini feshetmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.”şeklinde karar vermiş ve diğer mahkemeler de bu karara uymuşlardır.

    Oysa 4857 sayılı iş kanununun 17 -18-19-20-21-22-23-24-25 ve 26 ncı maddelerinde hangi durumlarda kıdem ihbar tazminatı ödenmesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. Mahkemelerin bu kanun hükümleri mevcut iken “hayatın olağan akışı” gibi somut hiç bir dayanağı olmayan bir cümle başlangıcı ile kendini kanun koyucu yerine koyup istifa eden her işçiye kıdem ihbar tazminatı verilmesine karar vermesi hiç bir hukuk prensibi ile bağdaşmaz.

    Bu gün bir işçi 3-5 sene çalıştığı bir iş yerinden elini kolunu sallaya sallaya kendi isteğiyle ayrılıp, on binlerce lira tutarında haksız yere kıdem ve ihbar tazminatları alabiliyor.

    Mahkeme ve yargıtay kararları açıkça “bir işçinin 3-5 sene çalıştığı bir iş yerinden kendi isteğiyle istifa edip ayrılması hayatın olağan akışına aykırıdır” şeklindedir.

    İddia ediyorum ki bu karar bir yorum değil, bir kanun koymadır. İş mahkemesi hakimleri devlet memuru statüsünde olduğu için, bu gerekçe kendileri açısından doğrudur. Hiç bir devlet memuru devlet memurluğundan kendi iradesiyle kolay kolay ayrılamaz , bu hayatın olağan akışına aykırı olabilir, ancak özel sektör için bunu nasıl söyleyebilirsiniz ?

    İstanbul’da çalışan vasıfsız bir işçinin alabileceği ücret bugün itibariyle ve yeni işe başlayanlar için net 1.000-tl civarındadır.

    Eğer bu işçi 5 senelik bir çalışan olsa alabileceği ücret ise 1400-tl civarındadır. Mahkemelerin saf ve kandırılmaya müsait dediği bu çalışanların aslında ne iyi bir finansal matematikçi olduğunu şu hesapla açıklayabiliriz:

    Son ücreti net 1400 tl ve 5 yıl çalışma süresi olan bir işçinin kıdem ve ihbar tazminatları toplam 14.750-TL tutuyor. Eğer bu işçi bu iş yerinden ayrılıp başka bir işe girer ise en kötü ihtimal ile 5 yıl tecrübeli olduğu için 1.200-tl ücret ile işe başlayacaktır. Aradaki fark sadece 200-tl olacaktır. Bu çalışan almış olduğu tazminatı toplu para olarak kullanıp bazı ihtiyaçlarını karşılayabilmekte veya bir birikime sahip olabilmektedir. Eğer bu parayı mevduat yaparsa aylık ortalama 100-tl civarı da bir mevduat faizi olacaktır. Dolayısıyla aradaki maaş farkı 100-TL ye düşecek elinde de 14.750-tl gibi bir birikim olacaktır.

    Bu hesaplamalar gösteriyor ki bir işçinin 3-5 sene çalıştığı bir şirketten tazminatını alıp ayrılmaması hayatın olağan akışına aykırıdır.

    Dolayısıyla iş sorununun olmadığı İstanbul-Bursa-Kocaeli gibi bir çok ilimizde, işçi ücretlerinin bir birine çok yakın olması ve çok rahat iş bulunabilmesi nedeniyle çalışanlar 3-5 seneyi doldurduklarında derhal tazminat alma yollarını aramaktadırlar.

    İş mahkemelerinin iş verenleri çileden çıkartan kararlarıyla ilgili yazılarımıza başka örneklerle devam edeceğiz.

    http://www.muhasebenetwork.com/yargitaydan-isverenleri-cildirtan-kararlar.html

    Muhasebe Network
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Ağustos 2015