• Sayın Üyeler,

    Site görünümünün gündüz açık renk tema, gece koyu renk tema olacak şekilde otomatik değişmesini sağlayan bir düzenleme yapılmıştır. Görünümün otomatik değişmesini istemiyorsanız, bu ayarı hesap tercihlerinizden kolaylıkla değiştirebilirsiniz. Açık/Koyu temalar arasında ki geçişin otomatik olmasını istemeyen üyelerimiz üst menüde yer alan simgeler yardımıyla da kolayca geçiş yapabilirler.

    Site renklerinin günün saatine göre ayarlanmasının göz sağlığına faydaları olduğu için böyle bir düzenleme yapılmıştır. Fakat her üye görünüm rengini tercihine göre kullanmaya devam edebilecektir.

Alkolün tüm zararları

Fatih Özcan

Site Kurucusu
Katılım
7 Aralık 2013
Şehir
Yurt Dışı
Sertifika
Diğer Belge
Firma
ABL Group
Öncelikle bilinmesi gerekir ki aşırı alkol almanın, (sarhoş olmanın) temel sebebi, kişilik zaafiyeti ve cesaret azlığı, yani korkaklıktır. Alkolü birçok insan alır ama, erdemli kişiler tadında bırakmasını bilir, asla sarhoş olmazlar. Atatürk’ün, İnönü’nün, Bayar’ın, Vehbi Koç’un alkol aldıkları görüldü ama, sarhoş oldukları hiç görülmedi..!

Ayrıca, yasal sınır olan 0,50 promil ölçüsü de bilimsel değil, keyfîdir. Bu ölçü ve bu kanun tamamen; alkol almayı alışkanlık haline getiren, icraatları her zaman tartışılan ve yolsuzlukları ayyuka çıkan bir devrin sorumsuz parlamenterlerinin marifetidir. Hadiseye akıl yolu ile bakıldığında, trafik ortamında hiçbir surette ve hiçbir ölçüde alkol alınamaz, alınmamalıdır.

Zira, Prof. Dr. Özcan KÖKNEL hocamızın ifadesine göre, bırakın 50 promil almayı, alkolün kokusundan dahi sarhoş olan insanların sayısı çok fazladır…!

Akaryakıt istasyonlarında alkollü içki satılmasına müsaade edilerek, bunca insanın kazalarda yok olmasına göz yummak ve razı olmak; hiçbir medenî anlayışa sığdırılamayacak, hiçbir insaf ölçüsüyle ve hiçbir insanlık duygusuyla bağdaştırılamayacak bir büyük hainliktir…

Alkolün getirdiği riskler:
Alkollü olarak araç kullanılması, pek çok sayıda kazanın sebebini oluşturmaktadır. Çünkü, alkol miktarı arttıkça, kandaki oksijen oranı azalır. Bunun sonucunda yeterince oksijen alamayan beyin, fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Bu durumda sürücü üzerinde çeşitli fiziksel ve psikolojik bozukluklara yol açar. Alkol insan vücudunu sinsice etkilemeye ve ele geçirmeye başlar. Alkol alan sürücüler kendilerinde bir rahatlama ve gevşeme hissederler. Bunun paralelinde kendilerinde sahte bir güven duygusu oluşur. İnsanların çoğu daha fazla içerek bu duyguyu güçlendirmek ister ve bunun sonucunda da alkol limitleri aşılır. Eğer kişi, böylesi durumlarda iken araç kullanmakta ısrar ederse kaza yapması kaçınılmaz hale gelir. Parçalanmış cesetler ve araçlar, etrafa yayılmış içki şişeleri son günlerde karşımıza çıkan kaza sahnelerinin acı görüntülerini oluşturmaktadır.

Alkolün trafik kazalarına sebep olmasının iki temel esası vardır. Bunlar alkolün sürücü üzerinde yaptığı “Uyarıcı” ve “Uyuşturucu” etkilerdir.

Alkolün Uyarıcı Etkileri:
Alkolün sürücüler üzerindeki ilk etkileri psikolojik alanda kendini gösterir. Bu etkiler aynı zamanda alkolün uyarıcı etkilerini oluşturur.

Çok değil, kandaki alkol oranının sadece on binde bir düzeyine çıkması, bu etkilerin belirmesi için yeterlidir. Alkol alındıktan sonra bazı konulardaki çekingenlikler azalır. Bu aklın ve sağduyunun azalması anlamını taşır. Bunların başında korku gelir. Sürücüde korkunun azalması ve kendine güvenin artması alkol alındığında söz konusu olur. (Bunun cesaretle yada korkaklıkla bir ilgisi yoktur) Bu gelişmeler sonucunda sürücü risk almaya yönelik davranışlarda bulunma eğilimine girer. Yüksek hız ve tehlikeli manevralar yapma girişimlerinde büyük bir artış görülür. Bu davranışlarda sürücünün hata ve kaza yapma ihtimali yükseltir. Öncelikle, trafik akışının ve düzeninin bozulmasına sebep olur. Giderek kendi güvenliği ile birlikte yolu kullanan diğer sürücü ve yayalar açısından da tehlikeli olmaya başlar.

Ayrıca alınan alkol, sürücünün kazanılmış pozitif alışkanlıklarından vazgeçmesine ve hatta kendini kontrol edememe durumuna neden olur. Kişi normal hayatında ne kadar kurallara uyan ve diğer insanlara karşı ne kadar saygılı birisi olursa olsun, alkol alınca bu alışkanlıklarından vazgeçebilir. Böylesi bir durum sürücünün kendini kontrol edememesi sonucu bildiklerini yanlış yapmasına sebep olur. Bunun yanı sıra sürücülerde alkol sonucu oluşan akıl yolundan sapmış cesaret artışı, bu kişilerin düzensiz ve dengesiz bir kişilik sergilemelerine sebep olur. Genel sürücü davranışlarında görülen bu etkilerin yanı sıra, alkolün araç kullanma becerisi üzerinde de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Özellikle şuur dışı cesaret artışı sonucu girişilen tehlikeli manevralar sonucunda içine girilen zor durumlarda sürücü kontrolü kaybeder. Alkollü sürücülerin sebep olduğu pek çok kazanın ana nedeni budur.

Alkolün Uyuşturucu Etkileri:
Kandaki alkol miktarının artmasıyla vücudumuzda ve özellikle beynimizde neler oluyor, ona bir bakalım.
Alkolün sürücüler üzerinde kazalara sebep olan ikinci önemli yönü,“uyuşturucu” etkisidir. Bunlar arasında en belirgin olanı yorgunluk ve dikkat azalmasıdır. Bu etki, kandaki az alkol oranlarında dahi kendini gösterir. Alkol miktarı arttıkça, kişinin denge, görme ve işitme gibi beyinsel fonksiyonlarında azalmalar ortaya çıkar. Kas kontrolü ve dikkat gibi çok önemli duyu ve kontrol kabiliyetleri azalır.
Alkollü sürücü etrafında olan ve hızla akıp giden olaylar zincirini kavramakta ve takip etmekte çok güçlük çeker. Genel olarak dikkatsiz ve uyuşuk bir davranış sergileyen sürücüde bu olumsuzluklar sonucunda intikal ve algılama eksikliği başlar ve giderek çoğalır. Bu durumda sürücünün reaksiyon süresi uzar.

Alkolün etkileri altındaki sürücünün önüne, aniden bir canlının veya bir aracın çıkması halinde, alkolsüz sürücüye oranla, kavrama, intikal, fren ve durma mesafesi artar. Bu artışa paralel olarak kaza yapma ihtimali otomatik olarak yükselir.

Alkollü sürücü ani durumlarda gereken tepkileri, gereken süre içinde verememektedir. Verdiği kararların ise yanlış olma ihtimali çok yüksektir.Şunu kesinlikle unutmamalıyız. Her yıl alkollü araç kullanma sonucu pek çok kaza oluşmakta ve pek çok insanımızı bu kazalarda kaybetmekte ve adeta sıranın bize gelmesini beklemekteyiz. Bunu engellemek elbette ki trafiği kullananlar olarak bizim elimizdedir.

Eğlenmek ve keyif almak için alınan alkol yüzünden, karayolunu kullanan diğer yaya ve sürücülerin hayatını karartmaya kimsenin hakkı yoktur ve olmamalıdır.

Alkol ve Kaza İlişkisi :
Alkollü araç kullandığımızda ne tür riskler ortaya çıkmaktadır.
Ne kadar alkolün risk yarattığı konusunda çok yanlış inançlar vardır. Şimdi gelin bu yanlışlar üzerinde duralım.

Kimi sürücüler, alkollü araç kullanırken polis tarafından yakalandıklarında sadece bir kaç duble alkol aldıklarını, bunun bir tehlike yaratmayacağını iddia ederler. Gelin bu iddiaların ne derece doğru ne derecede yanlış olduğunu hep birlikte görelim.

Burada öncelikle promil’in ne anlama geldiğine bir bakalım. Promil; 100 mililitre kandaki alkol miktarını, miligram cinsinden gösterilmesidir.
Yasal sınır olan 0.5 promil değerinden hemen sonra sürücünün kaza yapma ihtimalinde müthiş bir artış eğilimi başlar. Bu ani artış sonucunda ise kanında 1.00 promil alkol tespit edilen sürücülerin % 70 ‘inin çeşitli suç ve kazalara sebep olduğu anlaşılmıştır.

Bazı ülkeler çeşitli ölçüler paralelinde sürücüler için farklı alkol limitleri belirlemişlerdir. Ülkemizde sürücüler için konulmuş yasal alkol sınırı 0.5 promildir. Peki 0.5 promil ne kadar alkole denk gelmektedir? Bir duble rakı, viski, cin, votka ve benzeri içkiler ile 2 kadeh şarap içildiğinde kandaki alkol oranı yasal limitlere ulaşmaktadır. Buradan şu gerçek açığa çıkmaktadır. Bir kaç dubleden bir şey olmaz kanısı tamamen yanlıştır. Çünkü alınacak bir kaç duble alkol yasal sınırları aşmak bir yana, birçoklarını “küfelik” sarhoş etmektedir.

Belirtilmiş olan alkol miktarlarının alınması halinde sürücünün sarhoş olması söz konusu olmayabilir. Ancak alkolün pek çok olumsuz etkisi sürücü bedeninde çeşitli şekillerde belirmeye başlar. Sürücüler her ne kadar bana bir kaç duble ile bir şey olmaz deseler de, alınan her duble alkol hem sürücüleri yeni risklerle yüz yüze bırakır, hem de psikolojik ve fiziksel olarak metabolizmada pek çok probleme sebep olur.

Eğer alınan alkol oranları ile birlikte değişen kaza yapma ihtimalini karşılaştıracak olursak, kanında 0.5 promil alkol bulunan yani 1 duble rakı içen sürücü, hiç alkol almamış sürücüye göre 2 kat daha fazla kaza riski ile karşı karşıyadır. Alkol oranı 1 promil olursa yani 2 duble rakı içildiği varsayılırsa sürücünün aldığı risk, bu defa 10 katına çıkacaktır. Bu miktar sizin için hala yeterli değilse ve siz “ben bir duble daha içerim” diyorsanız almış olacağınız risk tam 25 katına çıkacaktır.

Bu bilgiler ışığında alkollü araç kullanmak, geliyorum diyen kazaya buyur deyip, kapıyı sonuna kadar açmaktan başka bir şey değildir.

Uyuşturucu maddeler ve bazı ilaçların etkileri :
Uyuşturucu maddeler araç kullanırken alkolden farklı olarak ne türlü etkiler yaratırlar? Bu maddeler beynimizde ne tür hasarlara yol açmaktadır? Şimdi bu soruların cevabı üzerinde duracağız.

Uyuşturucu madde kullananlar kendilerine zarar veriyorlar diyebilir miyiz? Uyuşturucu kullanan birinin trafikte olduğunu düşünün. Ne tür riskler ortaya çıkabilir?

Alkol, uyanıklık duygusunu zayıflatan bir araçtır. Bunun dışındaki uyuşturucuların değişik etkileri vardır. Uyanıklığı artıran maddeler arasında kokain ve amfetamin başta gelir.
Bu maddeler kişide, gereğinden fazla etkinlik, ataklık ve neşe duygusu yaratır. Bunun sonucunda kişi dengesiz, aşırı ve beklenmedik davranışlarda bulunur.

Kısa bir kullanımdan sonra ise maddeler, bu defa kişide tedirginlik, güvensizlik duygusu belirmeye başlar ve dikkati bir noktada toplama yeteneğinde zayıflık yaratır.

Yatıştırıcı ilaçlar, tıpkı uyku hapları gibi, uyanıklığı azaltıcı maddeler içine girer. Bu tür ilaçlar, bir gevşemenin ardından, yarı uykulu bir hava getirir. Bu ilaçlar uzunca bir süre kullanıldığında, çoğunlukla bir pasifliğe, uyuşukluğa ve bazı durumlarda da bilinç kaybına yol açar.
Uyuşturuculardan hint keneviri ve haşhaş, kullanan kişilerde algılama bozukluklarına ve dış olaylara tepki verememe durumlarına yol açar.

Bahsedilen uyuşturucu maddelerden veya ilâçlardan almış olan bir sürücünün trafiğe çıkması tam bir intihar girişimidir. Öte yandan, trafikte böylesi bir sürücünün varlığı diğer yol kullanıcılar için de potansiyel bir risk oluşturur.

Alkollü Araç Kullanma ve Cezalar:
Kaza riskleri nedeniyle trafik polisi için, sürücülerin alkol kontrolünün özel bir önemi vardır. Sürücü, alkolmetre ile yapılan test sonucunda alkollü çıkarsa; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5 maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (6) ay süreyle Trafik Polisince geri alınır. Aynı sürücü aynı suçu işlerse; yine Kanunun ilgili maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (2) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır.Aynı sürücü üçüncü kez alkollü olarak araç kullanırken tespit edilirse, kanunun ilgili maddesinde belirtildiği şekilde para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (5) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır. Ayrıca (6) aydan az olmamak üzere hafif hapis cezası uygulanılır. (5) yıl süreyle geri alınan sürücü belgesi sahipleri, 5. yılın sonunda, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi sonrasında durumu uygun olanlara belgeleri iade edilir.

Alkollü araç kullanmaktan dolayı sürücü belgeleri geri alınan sürücüler, Sürücü belgesine el koyan Trafik birimine veya en yakın Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne alıkoyma süresinin bitiminde dilekçe ile başvurarak sürücü belgelerini geri alabilirler. Meydana gelen trafik kazaları incelendiğinde sürücülerin bir anlık dikkatsizlikleri sonucu meydana geldiği görülmektedir. Bu nedenle, alkol almış kişinin de dikkati dağılmaktadır.
Güvenli alkol limiti yoktur en doğrusu, hiç alkol almadan araç kullanmaktır.

Alkolün Sürücülük Becerileri Üzerindeki Etkisi :
Bilimsel araştırmalar alkolün hiç bir seviyesinin sürücülük için güvenli olmadığını göstermektedir. Bütün ülkeler yasal alkol limitini belirlerken konuyu tıbbi, psikolojik ve sosyal yönüyle değerlendirerek bir karara varmakta, belli bir riski kabul ederek bu limitleri belirlemektedirler.

Motorlu araç sayısının artmaya başladığı 1900'lü yılların ilk dönemlerinde, hızla oluşan trafik kurallarının yanı sıra, giderek alkollü sürücülük için de önlem alma ihtiyacı hissedilmiştir. Başlangıçta bu sınırın ne olması gerektiği ve nasıl ölçüleceği konusunda sorunlar yaşanmışsa da dünyada özellikle konuyu inceleyen bilimsel çevrelerin görüşü her zaman kan-alkol sınırının daha da aşağıya çekilmesi yönünde olmuştur. Bir başka deyişle yasal limitin altında olmanın sadece trafik cezasını engellediği, ancak can güvenliğini garantilemediği kabul edilmektedir.

Alkolün etkileri açısından yaş, cinsiyet, sürücülük deneyimi gibi bazı faktörlere bağlı olarak bireyler arasında farklılıklar görülmekteyse de, bunlar güvenli sürücülüğü garantileyecek kadar büyük farklar olmadığı gibi, tartışmalı sonuçlar olarak değerlendirilmektedirler. Bununla birlikte genel olarak araştırmalar 0.2 promil düzeyinden itibaren alkol düzeyi arttıkça sürücülük üzerinde olumsuz etkilerinin de arttığı yönünde birleşmektedir. Bu sınır kimi ülkeler tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır.

Ülkemizde Yasal Alkol Sınırı :
Ülkemizde ticari araç sürücüleri ve kamu hizmetinde çalışan sürücülerin alkollü olarak trafiğe çıkmaları tümüyle yasaklanmış, diğer sürücüler içinse yasal sınır olarak bir litre kanda yarım gram alkole eşit olan, 0.50 Promil belirlenmiştir. Bu halk arasında yanlış bir

biçimde "yüzde elli alkollü olmak" diye ifade edilmekte, hatta bunun mümkün olduğu sanılmaktadır. Bu tümüyle yanlış bir bilgidir. Bu yanlışlık genellikle promil değerinin nasıl hesaplandığının iyi bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.

Promil hesabında alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak bir orantı kurulur. Örneğin 0.50 promil 100 mililitre kanda 50 miligram alkol bulunduğunu gösterir ve buradan gidilerek, 50:100=0.50 promil kabul edilir. Ağırlığı hacme oranlamak matematiksel olarak çok mantıklı değilse de, karmaşık ve çok küçük sayılarla uğraşmak zorunda bırakmadığı için tercih edilen bir ifade biçimidir. Eğer hacim oranları dikkate alınacak olursa, 0.50 promilin gerçekte kanda %0.025 oranında alkole eşit olduğu (on binde 2.5 !) görülür. İnsan vücudu yüzde elli alkol oranı bir yana, %0.5 oranında alkole bile (binde 5 ya da bir litre kanda 4 gram alkol bulunması) tolerans göstermekte çok zorlanır, hatta bu düzeydeki kan-alkol oranı pek çok kişide ölüme yol açar.

Alkol düzeyinin hesaplanması ve alkol-kan oranları (Alttaki tablo)
1.jpg
2.jpg

İçki Türlerine Göre Alkolün Etkileri :
Bir çok içkide bulunan alkol oranı (içkinin alkol derecesi) çok farklıdır ve bu nedenle ne kadar alkol alındığının belirlenmesi çok güç olabilir. Ayrıca alkolün vücutta yakılması zaman isteyen bir iştir ve bu da kişinin vücut ağırlığı, karaciğerinin büyüklüğü, genel sağlık durumu başta olmak üzere pek çok faktöre göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle bir çok kişi aldığı alkol miktarı konusunda yanılgıya düşmektedir.

Vücudunda 6 litre kan bulunduğunu varsaydığımız bir yetişkinin kan dolaşımına 3 gram alkol karışması halinde yasal sınıra ya çok yaklaştığı ya da aştığı düşünülebilir. Aşağıda, içinde yaklaşık olarak 12 gram alkol bulunan içki miktarları belirtilmiştir Bu içkilerin içerdiği alkol miktarı göz önünde bulundurulduğunda bir yetişkinin tehlikeli bir sürücü haline gelmesinin çok zor olmadığı görülür. Özellikle "hafif" içki olduğu düşünülerek bira ve şarabın çok fazla içilmesinin sürücüleri çok zor durumda bırakabileceğine dikkat edilmelidir.

İçki Türlerine Göre Alkolün Etkileri (Tablo altta)
3.jpg

Alkolün Vücuttan Atılması :
Pek çok kişi alkol aldıktan sonra kahve içerek, egzersiz yaparak ya da biraz uyuyarak alkolün vücuttan atılmasını hızlandırabileceğini düşünür. Oysa bunların alkolün yakılması üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bunun için karaciğerin çalışmasına ve zamana ihtiyaçvardır.

Alkol alındıktan sonra muhakeme yeteneği, algılayış giderek bozulurken bunun sonucunda sürücülük becerileri azalmakta, buna karşılık yine bozulan muhakeme yeteneği ve azalan duygusal kontrol nedeniyle kendine güvende yersiz bir artış meydana gelmektedir. İşte bu çelişkili değişim sürücülük için daha da tehlikeli bir duruma yol açmaktadır. Bu nedenle alkol aldıktan sonra ne yapacağını düşünmek yerine içmeye başlamadan önce bazı kararlar almak daha yararlı olabilir. Bunlar eğer araç kullanılacaksa hiç içmemek, eğer içilecekse araç kullanacak bir kişi bulmak olabilir.

Özellikle eğlenmek için çıkılan akşamlarda özel araç kullanmak yerine taksi ya da toplu
taşıma araçlarını tercih etmek uygun olacaktır. Hiç şüphe yok ki alkolün etkileri konusunda doğru bilgilenen ve bu tür kararları alkol almadan önce vermeye çalışan sürücüler bu konuda en doğru davranışı da yine kendileri seçmelidirler.

Alkol Denetimleri :
Alkol denetimlerinde yapılan iş, kanda ne kadar alkol bulunduğunun belirlenmesi ve bu miktarın sürücülük için tehlike yaratacak düzeyde olup olmadığına karar verilmesidir.

Bu denetimin hangi hallerde, nasıl yapılacağı ve neye göre karar verileceği yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Buna göre sürücünün alkollü olabileceğinden şüphe duyulduğunda ya da rutin alkol kontrolleri sırasında alkolmetreyle ölçüm yapılabileceği gibi, alkolmetrenin bulunmadığı hallerde görevliler tarafından sürücünün durumuyla ilgili gözlemlerin kaydedildiği bir alkol test raporu da düzenlenebilir. Ölçüm ya da gözlem sonucunda sürücünün, 0.50 promil düzeyinin üzerinde alkollü olduğu ve araç kullanamayacak durumda olduğu belirlenirse gerekli cezai işlemler yapılır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).

Sürücünün itirazı halinde ise, öncelikle bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuarına gönderilir. Polis kriminal laboratuarlarında tahlilin mümkün olmaması halinde, sürücü kanındaki alkol miktarının tespiti için adli tıp merkezlerine ve Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip olan en yakın sağlık kuruluşlarına gönderilir. Tahlil imkanının bulunmadığı sağlık kuruluşlarında hekim tarafından yapılan muayene sonucuna göre düzenlenen rapor esas alınır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).

Bu çok önemli konudaki son sözü yine; ülkemizin yetiştirdiği nadide şahsiyetlerden, büyük üstat, Prof. Dr. Özcan KÖKNEL hocamıza bırakıyoruz:
“Bırakın 50 promil almayı, alkolün kokusundan dahi sarhoş olan insanların sayısı çok fazladır…!”

Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
 
Üst