isgTurkiye - İş Güvenliği Forum

Bugün bizimle ne paylaşmak istersin, ?
221 0 2

Haber İş kazası geçiren işçilerin maaşları nasıl dörtte üç azaltıldı?

Asgari ücretle çalışan bir işçi, 1 Ekim 2008’den önce kaza geçirerek yüzde 25 oranında iş göremez hâle geldiğinde 749 lira 70 kuruş bağlanıyordu. Aynı işçinin kazayı ‘bir gün sonra’ geçirdiği varsayıldığında bağlanacak aylık 187 lira 42 kuruşa düşüyor. Eski kanun yürürlükte olsa 18 bin 203 lira 85 kuruş aylık alacak olan aynı işçiye şu anda yürürlükte olan kanuna göre 4 bin 550 lira 96 kuruş aylık bağlanıyor!​


1736843773464.webp
İş kazası geçirerek mesleklerini eskisi gibi sürdüremeyecek hâle gelen işçilere, SGK’nın bağladığı aylıklarda, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte neredeyse dörtte üç (3/4) oranında bir düşüş gerçekleşmiştir.

Yanlış duymadınız! İşçilerin tabi olduğu mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda iş kazası neticesinde meslekte kazanma gücünü en az yüzde 25 oranında kaybeden işçilere SGK’nın bağlayacağı aylık bakımından bir alt sınır getirilmişti. Bu da brüt asgari ücretin yüzde 70’i idi.Yerine getirilen kanun bu alt sınırı kaldırdı. Böylelikle iş kazası geçiren, meslek hastalığı sonucunda engelli hâle gelen işçilerin çok büyük kısmına bağlanan aylıklar dörtte üç oranında düştü.

Muazzam aylık farkı örnekleri
Asgari ücretle çalışan bir işçinin, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden bir gün önce kaza geçirdiğini ve yüzde 25 oranında iş göremez hâle geldiğini varsayalım. O gün yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre bu işçiye en az 749,70 TL aylık bağlanabilecekti. Aynı işçinin kazayı bir gün sonra yaptığını varsaydığımızda ise, bağlanacak aylık 187,42 TL’sına düşmektedir. Bir de günümüzün parasal değerleriyle kıyaslayalım. Aynı işçiye şu anda yürürlükte olan kanuna göre bugün 4 bin 550 lira 96 kuruş aylık bağlanırken, eski kanun yürürlükte olsaydı, en az 18 bin 203 lira 85 kuruş aylık bağlanacaktı. Görüldüğü gibi fark muazzam düzeydedir.

“Koltuk değneğini fırlatarak isyan edenler…”
Bu konu, iş kazası geçirerek engelli hâle geldikten sonra SGK’nın kendilerine bağladığı düşük aylık sebebiyle depresyon geçiren işçileri görmekten psikolojisinin bozulduğunu söyleyen bir SGK memuru tarafından önüme getirildi. “Koltuk değneklerini fırlatarak, bu parayla nasıl evleneceğiz,nasıl ev geçindireceğiz diye ağlıyorlar” dedi memur. Bu bilgilendirme üzerine konuyu çeşitli akademik çalışmalarda gündeme getirmiş olmama rağmen hâlâ bu konuda farkındalık oluşmadığını görmek üzücü. Umuyorum, bu makaleyle sorun muhataplarına ulaşır.

Bu değişikliği tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’ya uygunluğu bakımından uzun uzun tartışabiliriz. Ama bir gazete makalesine bu tartışmayı sığdırmamız imkânsız. En azından, hukuk güvenliği ilkesinin yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan inançla destekleneceğini söyleyebiliriz.

SGK, yıllarca verdiği taahhüdü bir günde değiştirdi
İş kazası geçiren kişilerin birçoğu 1 Ekim 2008 tarihinden önce de sigortalı olan kişilerdir. İşverenleri, bu işçiler adına sigorta primi ödemiştir. İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirmesinin karşılığı olarak SGK da kaza gerçekleştiğinde işçiye aylık bağlamayı taahhüt etmiştir. Bu aylığın nasıl hesaplanacağı da bu taahhüdün içindedir. Bu bakımdan, SGK bir yükümlülük altına girmiştir. Söz konusu değişiklik ise yıllarca verilen bir taahhüdün kapsamını bir günde değiştirmiştir. Belirtilen tarih öncesi ve sonrasında oluşan bu eşitsizliği haklılaştıracak bir sebep bulmak gerçekten çok zor. Nitekim bu işçilerden, 1 Ekim 2008 tarihi öncesinde kaza geçiren arkadaşlarına bağlanan geliri emsal göstererek kendilerine bağlanan aylığa itiraz edenlerin, sonuç değişmediğinde SGK koridorlarında ağladıklarını söylemişti aynı memur.

Sosyal güvenlik tarihinde bu denli büyük bir değişikliğin dikkatlerden kaçmış olması da en az değişikliğin kendisi kadar çarpıcı. İyi bir sosyal güvenlik sisteminde kanun koyucu sosyal sigorta hakları üzerinde bu düzeyde müdahalede bulunma yetkisine sahip olamaz, olmamalı da. SGK’nın bir kamu kurumu olması, zaman zaman devletin sisteme kaynak desteği yapabiliyor oluşu bu denli müdahaleye olanak tanımamalıdır. Sosyal sigorta sistemi, taraflarını asıl olarak “sigortalı, işveren ve SGK’nın oluşturduğu” ve “prim-edim dengesine” dayanan bir ilişkiye dayanıyor çünkü. Tıpkı özel kişiler arasındaki ilişkiler gibi.

Üstelik Anayasa, devlete sosyal güvenliği sağlayacak önlemleri alma yükümlülüğü getirmiştir. Bu önlemler, mevcut hakların kapsamını genişletmeye yönelik olmalıdır, söz konusu değişiklikte olduğu gibi mevcut hakkı ölçüsüzce daraltmaya değil.

Nasıl gözden kaçtı?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, köklü değişiklikler yaratması sebebiyle, henüz tasarı düzeyindeyken pek çok kurum ve kişi tarafından incelendiği hâlde nasıl olup da böylesine önemli bir değişiklik gözlerden kaçmıştır? Kanımca bir sebebi, yapılan değişikliğin hesaplama yapıldığında ortaya çıkması olabilir. Nitekim bu durum SGK’da görevli şef tarafından önüme getirildiğinde, hesaplama tekniğini öğrenmem için rehberliğe ihtiyaç duymuştum. Diğer bir sebebi de karmaşık, değişken, genelge ve yönetmeliklerle dolu mevzuatı sebebiyle, hukukçuların sosyal sigorta hukukundan uzak durması olabilir. Nitekim mahkemeleri en çok meşgul eden dava türleri arasında sosyal sigorta davaları ön sıralarda yer alırken, uzman hukukçu sayısı oldukça azdır. Muhtemelen bu yüzden söz konusu tasarı, tasarı kanunlaştıktan sonra da kanun, yeterli sayıda uzman hukukçunun denetiminden geçme imkânı elde edememiştir.

Sosyal sigorta kanununda yer alan “maaş, aylık, gelir, ödenek” gibi kavramların çokça birbirine karıştırıldığı dikkati çekmektedir. Nitekim bu makalenin konusunu oluşturan “aylık”ın kanundaki karşılığı “sürekli iş göremezlik geliridir.” Ama siz değerli okuyucuların konuyu daha kolay anlaması bakımından aylık kavramını kullanmayı tercih ettiğimi belirtmeliyim. Hukuksal açıklamalar yapmaktan, hesaplama tekniğinden söz etmekten, kanun maddeleri vermekten özellikle kaçınarak konuyu ana hatlarıyla takdim ettiğimi de eklemeliyim. Yoksa bu konu bir hukukçu tarafından, akademik ya da hukuki bir metinde bu şekilde anlatılmaz. Akademik üslupla yazılsa okuyucular tarafından kolay anlaşılmaz. Nitekim üç ayrı çalışmada gündeme getirdiğim hâlde bu konunun gündem oluşturamaması da akademik çalışmaların okunurluk düzeyinin azlığından, teorinin uygulamaya uzanamamasından kaynaklanmaktadır.

SGK aylıkları ve sosyal yardımlar karşılaştırmasında çarpıcı durum!
Bu aylığın dörtte üç oranında düşürülmesi yanında çarpıcı bir durum daha var ki o da sosyal yardımlarla karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablodur. Örneğin bugün iş kazası geçirerek yüzde 40 oranında sürekli iş göremez olan bir işçiye SGK tarafından 7 bin 281 lira 540 kuruş aylık bağlanacaktır. Aynı oranda engelli olan muhtaç bireylere de devlet, Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla 6 bin 339 lira 36 kuruş sosyal yardım yapmaktadır. Birisi, yıllarca primi alınmış bir sosyal sigorta yardımıyken, diğeri sisteme hiçbir katkısı olmayan kişilere bağlanan bir sosyal yardımdır, bir nevi sosyal sadakadır. Görüldüğü üzere sosyal sigorta yardımının sosyal yardımlarla arasındaki fark çok azdır.

2012 yılında yaptığım bir araştırmaya göre yüzde 40 engeli olan bir kişi 482 TL sosyal yardım alırken, iş kazası neticesinde yüzde 40 engelli hâle gelen işçiye SGK 299,88 TL aylık bağlamaktaydı. O dönem sosyal sigorta yardımları sosyal yardımların çok daha gerisindeydi. Sosyal sigorta yardımlarının, sosyal yardımların çok daha fazla üzerine çıkarılması gereklidir. Bu sonuca sosyal yardımları kısarak ulaşılmaması koşuluyla.

Bu insanları aç mı bırakacağız?
Sonuç olarak iş kazası geçiren ya da meslek hastalığına yakalanan işçileri aldıkları aylıkla geçinebilecek aşamaya getirmek iyi bir sosyal güvenlik sistemi için zorunluluktur. Bu kişilerin aylıkları kesilmeksizin çalışmaları mümkün ise de yeniden iş bulmaları hiç kolay olmamaktadır. Çalışmazlarsa emeklilik şartlarını sağlamaları da neredeyse imkânsızdır. Bağlanan aylıkla geçinmeleri, aile geçindirmeleri de mümkün değildir. Peki bu insanları aç mı bırakacağız? Mesleki bir riske maruz kaldıkları için mağdur olan, engelli hâle gelen fakat sesleri solukları hiç çıkmayan, hatta mahrum bırakıldıkları haklardan da bîhaber olan bu kişiler için bir gündem oluşturma zamanı çoktan geçmiştir.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
255 0 0

İş Kazası 14 yaşında iş kazası

‘Daha kaç çocuk işçi, biz meslek lisesi öğrencileri MESEM’lerde, okullarda iş kazası geçireceğiz? Daha kaçımız canımızdan olacağız?’​


1736801024074.webp
Daha 14 yaşındayız ve yetişkinlerin zar zor kullandığı makinaları kullanıyoruz. Üstelik birçok iş kazası oluyor burası bir fabrika olmadığı halde. Okuldayız ama iş kazası yaşıyoruz. Ailelerimizin bizi sabah güvenle gönderdiği okula biz korkuyla gidiyoruz. Bu korkulardan birisi iş kazaları. Şimdi okulumuzda gerçekleşen binlerce iş kazasından sadece bir tanesini anlatacağım.

14 yaşındaki, makinayla yeni tanışan bir arkadaşımızın parmağına makine iğnesi girdi. Hocalar kullandığımız makinalara parmak koruyucu ekipman takmamıştı. Hastaneye gitti, ameliyat oldu. Üstelik iğne parmağın içinde kırılmış. O iğneler arkadaşımızın kalbine de saplanabilirdi!

Hocalarımızın arkadaşımıza dediği şey ise “Okulda yaşandığını, iş kazası olduğunu doktorlara söylemeyeceksin” oldu. Arkadaşımız o an kendi canı ile uğraşırken hocalarımızın derdi kendi yanlışlarının üzerini örtmek oldu. Yaşanan bu olay bile, arkadaşımızın artık her gün korkarak okula gelmesine neden oldu. Okulumuzda birçok öğrenci iş kazası ve sınıfta kalma korkusu yüzünden MESEM’e geçmeye başladı. Üstelik MESEM, bizim okullarımızdan daha kötüyken...

Daha kaç çocuk işçi, biz meslek lisesi öğrencileri MESEM’lerde, okullarda iş kazası geçireceğiz? Daha kaçımız canımızdan olacağız? Biz okumak isterken bizleri geleceğin işçileri olarak böyle bir eğitim sistemine mahkum edenler, bir de çıkıp “Onlar da daha dikkatli olsun, o zaman ölmezler” diyebiliyor. Bizden dikkat bekleyenler, biz gençleri kendileri zengin olacak diye ölümle burun buruna çalıştırıyorlar. Bizlerin güvenli bir şekilde okuması için bir makina aparatını takmayı bile çok görüyorlar. Biz okumak istiyoruz. Ölmek istemiyoruz!

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
317 0 0

İş Kazası Sakarya'da cam fabrikasında i̇ş kazası

1736799628008.webp
Geyve ilçesinde bir cam üretim fabrikasında meydana gelen iş kazasında, vinç ile taşınan camların devrilmesi sonucu 60 yaşındaki Ayhan Kurt ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Kurt, yapılan müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.​

Sakarya'nın Geyve ilçesinde çalıştığı fabrikada üzerine cam devrilen şahıs kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Olay, Çeltikler Mahallesi Soğanlık Sokak üzerinde bulunan cam üretim fabrikasında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, cam üretim fabrikasında vinç tarafından taşınan camlar, çemberlerin kopması neticesinde devrildi. Camların altında kalan Ayhan Kurt (60), ağır yaralandı. Durumun haber verilmesi üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Kurt, Geyve Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ayhan Kurt, daha sonrasında sevk edildiği Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.

Öte yandan, hayatını kaybeden Ayhan Kurt'un cenazesinin memleketi Mersin'e gönderildiği öğrenilirken konuya ilişkin inceleme başlatıldı.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
251 0 0

İş Kazası Hamur açarken atkısı sonu oldu!

1736798673864.webp
Malatya'da şekerlemecide çalışan bir adam hamur açarken feci biçimde yaşamını yitirdi. Hamur açma makinesinde çalışan adamın atkısı makineye takıldı ve ölümüne sebep oldu.​


Malatya’nın Darende ilçesi Şerefiye Sokak’ta şekerleme işiyle uğraşan 59 yaşındaki İsmail Özoğlu, talihsiz bir iş kazasında hayatını kaybetti. Özoğlu'nun atkısı, hamur açma makinesinin pervanesine takıldı ve makinenin durmaması sonucu nefessiz kalarak yaşamını yitirdi.

Olay, aynı sokaktaki esnaf tarafından fark edilerek yetkililere bildirildi. Olay yerine gelen polis ekipleri ve nöbetçi savcı, gerekli incelemeleri gerçekleştirdi. Özoğlu’nun cansız bedeni, yapılan incelemelerin ardından otopsi için adli tıp morguna kaldırıldı. Olayı duyan yakınları büyük üzüntü yaşarken, bazıları sinir krizleri geçirdi. Polis, kazanın detaylarını aydınlatmak için soruşturma başlattı.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
355 2 0

İş Kazası Sevgilisi için molotof kokteyli attı!

KONYA'da, sevgilisi E.T.'nin 'Bana burada kötü davranıyorlar' mesajı üzerine çalıştığı restorana molotofkokteyli atan Cem T. (19) ve yanındaki arkadaşı Muammer K. (23), polis tarafından gözaltına alındı.​

Olay, dün saat 01.30 sıralarında merkez Karatay ilçesi Doğuş Mahallesi Alaaddin Kap Caddesi’nde meydana geldi. E.T., sevgilisi Cem T.’ye çalıştığı restoranda kendisine kötü davrandıklarına dair mesaj attı. Bunu üzerine Cem T., akaryakıt istasyonundan aldığı benzinle molotofkokteyli yapıp arkadaşı Muammer K. ile birlikte restoranın önüne gitti. Cem T., kapalı olan iş yerine molotofkokteylini fırlattı.


Kırılan camdan iş yerine giren molotofkokteyli şans eseri yangına neden olmadı. Yaşananlar iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine adrese polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. Olaya ilişkin çalışma başlatan Karatay İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, iş yerinin güvenlik kamerası kayıtlarından şüphelilerin kimliklerini belirledi. Ekipler, Cem T. ve Muammer K.'yi saklandıkları evde yakaladı.

Gözaltına alınan Cem T.'nin ilk ifadesinde, "Kız arkadaşım, sabah saatlerinde çalıştığı iş yerini kastederek 'Bana burada kötü davranıyorlar' diyerek mesaj attı. Bunun üzerine ben de sinirlenerek arkadaşım Muammer K.'yi aradım. Akşam buluşmak için randevulaşarak telefonu kapattım. Akşam saatlerinde buluştuk. Arkadaşımın aracında önce alkol aldık. Daha sonra petrolden benzin aldık ve alkol aldığımız şişelere molotofkokteylini hazırladık. Ben hazırladığımız molotofkokteylini iş yerine attım ve olay yerinden kaçtık" dediği öğrenildi.

Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
Fatih Özcan
Fatih Özcan
💡 İş Güvenliği Risk Analizi (Molotofkokteyli) 🔥

Tehlike kaynağıTehlikeOlayOlasılıkSıklıkEtkiRiskKontrol Önlemleri
Molotof kokteyli (yanıcı ve patlayıcı madde)İş yerine yönelik sinirli sevgili tarafından kundaklama girişimi, yangın ve maddi zarar riski.
Molotof kokteylinin iş yerinin camından içeri atılması ve yangına yol açma potansiyeli.
DüşükÇok nadirYüksek
(olası yangın, can kaybı, yaralanma ve ciddi maddi zarar riski)
Orta
(düşük olasılık ve yüksek etki kombinasyonu)
📹 Güvenlik kameraları: İş yeri çevresine yerleştirilerek giriş-çıkışlar sürekli izlenmeli.
💡 Aydınlatma: İş yerinin çevresi iyi aydınlatılarak şüpheli hareketlerin caydırılması sağlanmalı.
🧯 Acil durum ekipmanı: Yangın söndürme tüpleri, yangın alarmları ve yangın söndürme sistemleri düzenli kontrol edilmeli.
👮‍♂️ Güvenlik personeli: Gece saatlerinde devriye gezen güvenlik personeli bulundurulmalı.
🤝 Emniyet ile iş birliği: Yerel emniyet birimleriyle iletişim kurularak riskli bölgelerde devriyeler artırılmalı.
📚 Çalışan eğitimi: Yangın güvenliği, acil durum prosedürleri ve şüpheli durumların bildirilmesi konularında eğitim verilmeli.
🛑 Mobbing ile mücadele: Çalışanlar arasında psikolojik baskı, hakaret veya tehdit içeren davranışların engellenmesi için düzenli eğitimler yapılmalı.

#İşGüvenliği #RiskYönetimi #YangınGüvenliği #Sabotaj #isgTurkiye
Fatih Özcan
Fatih Özcan Fatih Özcan yanıtlanıyor
Tehlike kısmına biraz esprili yaklaşmak istedim. Lakin bu kadar işimiz gücümüz varken birde bunlarla uğraşıyoruz dedirtiyor haber.
  • Haha
Tepkiler: Emrah Bozkurt
253 0 0

Haber Esnaf iş yerlerindeki i̇sg hizmetlerini kendisi yürütebilecek

1736532179330.png
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 50'den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıftaki iş yerlerinin işvereni veya işveren vekillerinin, gerekli eğitimi tamamlayarak iş sağlığı ve güvenliği (İSG) hizmetlerini kendilerinin yürütebileceğini bildirdi.​


Bakanlıktan yapılan açıklamada, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 30 Haziran 2012'de yayımlanmasının ardından kamu iş yerleri ile 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri için "İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri" başlıklı 6. maddesinin 5 kez ertelendiği anımsatıldı.

Bu maddenin 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla tüm iş yerleri için yürürlüğe girdiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Yürürlüğe giren bahse konu yükümlülük, mevcutta var olan ve getirilecek kolaylaştırıcı düzenlemelerle çok düşük maliyetle karşılanabilecek. 50'den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinin işverenleri veya işveren vekilleri, hali hazırda iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini, Bakanlıkla protokol yapan açık öğretim kurumları ve üniversitelerce verilen eğitimi tamamlamak şartıyla İSG profesyoneli (iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi) görevlendirmesi zorunluluğu olmaksızın kendileri yürütebilmektedirler. Bakanlığımız bu kapsamda yer alan bakkal, manav, terzi, emlak bürosu gibi küçük esnafımızın yeni yükle karşılaşmaması için bir dizi yeni alternatif düzenleme üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor."


Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
7K 4 8

Baret Altı Bere

Özellikle soğuk iklimlerde baretin altına bere kullanmak problem yaratmaktadır. Baretin düşmesine sebep olmakta ve işçilerin onlarca şikayet ve bahanesiyle uğraşmak zorunda kalmaktasınız. :) Bunun için baret altı bere dediğimiz bereleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bere barete sabitlenmekte ve düşme ve diğer problemlerin önüne geçilmektedir. Çeşitli model ve eklentileri ile sadece gözler açıkta kalacak şekilde ayarlanabilmektedir.

Baret altı bere = winter helmet liner
ingilizce sitelerde arama yapmak için yukarıdaki ingilizce terminolojiyi kullanabilirsiniz.

6952zoom.webp CIMG2045.webp CIMG2046.webp CIMG2048.webp CIMG2049.webp CIMG2050.webp CIMG2051.webp CIMG2052.webp
471 0 0

Abc sınıfı yada sınavları kaldırılsın

Sayın @Üyeler, Buraya da tarihe not düşmek için yazıyorum. Bu konuyu defalarca bakanlığı etiketleyip LinkedIn de paylaştım.


Screenshot 2025-01-07 101215.png🔔 Bakanlığın duyurusunu, yıllardır birçok kişinin fazladan sınavlara girmek zorunda bırakıldığı yönünde yorumluyorum. Fakat duyuruda ki yaklaşımı da desteklediğim artık geniş bir kesim tarafından anlaşıldığına inanıyorum. 👏 Bakanlıkta bu duyuruda asıl olanın tecrübe olduğunu belirtiyor.

𝒀𝒊𝒏𝒆 𝒗𝒖𝒓𝒈𝒖𝒍𝒂𝒎𝒂𝒌 𝒊𝒔𝒕𝒆𝒓𝒊𝒎: 𝑬𝒔𝒂𝒔 𝒐𝒍𝒂𝒏 𝒕𝒆𝒄𝒓𝒖̈𝒃𝒆𝒅𝒊𝒓.
✅ ABC sınıfı ayrımı kalkmalı.
✅ Kalkmıyorsa bile, bu duyuru esas alınarak sınavlar kaldırılmalı ve tecrübe ile yükselme sağlanmalıdır.
✅ Tecrübenin belirlenmesinde yalnızca İSG-Katip atamaları değil, diğer kanıtlanabilir belgeler de dikkate alınmalıdır.

📌 Duyuruda yer alan "herhangi bir idari yaptırım (askı veya ihtar) almayan kişiler" ifadesine ilişkin olarak, ihtar puanı şartının tekrar gözden geçirilmesini öneriyorum. Sadece askıya alınma şartının korunması daha gerçekçi ve adil olacaktır.

Tecrübeye dayalı bir sistemin, daha amaca yönelik olacğaına ve kaliteyi artıracağına inanıyorum. 🙌
2K 18 1

C sınıfı uzmanlar işsiz bırakıldı

C Sınıfı uzmanlık yaptığım firmada işten çıkarılıyorum üst sınıfa bakma yetkisi kalktığından dolayı. yazılar olsun C sınıfı uzmanalr tamamen işsiz kaldı.
Üst