isgTurkiye - İş Güvenliği Forum

Bugün bizimle ne paylaşmak istersin, ?
440 0 0

İş Kazası Makineyi kapatmasına rağmen kolunu kaybetti

1729627538224.webp
“Makineyi kapatmama rağmen bu olay yaşandı. Bundan bir ay önce de bir arkadaşımın parmağı koptu. Makinenin güvenliğini sorduğumda hep ‘Hallederiz’ diyorlardı. Ancak hiçbir şey yapmadılar.”

Antep’te Özerdem Mensucat fabrikasında çalışan 34 yaşındaki Adem Yıldırım, 10 Temmuz 2024 tarihinde meydana gelen iş kazasında kolunu kaybetti.

Fabrikada kullanılan eski ve güvenlik önlemlerinden yoksun makineler nedeniyle meydana gelen kaza, Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki yapısal sorunları ve şirketlerin kâr odaklı yaklaşımlarını bir kez daha gündeme getirdi.

Makineyi durdurdu ama yeniden çalıştı
Adem Yıldırım, kazanın meydana geldiği sabah, rutin temizlik işini yaparken makinenin beklenmedik şekilde yeniden çalıştığını ve kolunu kaptırdığını anlattı:

“Makineyi kapattım, temizlik yapmaya başladım. Sağ elimle pisliği çekmeye çalıştım ama olmadı. Sol elimle denediğimde, makine aniden elimi kaptı. Kendimi yere attım ama dirseğime kadar makinenin içine girmiştim. O sırada yanımda olan bir arkadaşım koluma tampon yaptı ve bir süre sonra ambulans geldi. Hastaneye yetiştirildim, ancak kolumu kaybettim.”

“Psikolojik destek alıyorum”​

Yıldırım, kazadan sonra üç ameliyat geçirdiğini ve halen psikolojik destek aldığını belirterek, yaşadığı süreci şu şekilde anlattı:

“Çocuklarım beni gördüğünde şok yaşadı. Kızım, 'Baba kolun nerede?' dediğinde yıkıldım. Artık onlarla aynı odada oturmuyorum. Psikolojik destek alıyorum, ilaç kullanıyorum ama hâlâ bu süreci atlatabilmiş değilim.”

“Makinelerde güvenlik sensörü yoktu”​

Yıldırım, fabrikanın mart ayında açılmasına rağmen kullanılan makinelerin ikinci el olduğunu, güvenlik sensörlerinin bulunmadığını ve bunun ciddi iş güvenliği riskleri yarattığını dile getirdi. Daha önce defalarca uyarılarda bulunduğunu, ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirtti.

Kaza öncesinde de iş güvenliği konusunda önlemlerin eksik olduğunu, yaklaşık bir ay önce başka bir işçinin parmağının koptuğunu belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

“İş güvenliği açısından hiçbir önlem yoktu. Ne elektrikçi ne de mekanik bakımcı bulunuyordu. İki start-stop düğmesi vardı. Stop düğmesi kırmızı olması gerekirken, hem stop hem de start düğmesi yeşildi. Makinelerde güvenlik sensörü yoktu. Makineyi kapatmama rağmen bu olay yaşandı. Bundan bir ay önce de bir arkadaşımın parmağı koptu. Makinenin güvenliğini sorduğumda hep ‘Hallederiz’ diyorlardı. Ancak hiçbir şey yapmadılar. Bu makineler canavar gibidir. Dalgınlığına gelse adamı alır götürür, paramparça eder.”

“Şirketten maddi ve manevi destek görmedim”​

Kazanın ardından hastane masrafları fabrika tarafından karşılansa da, protez kol masraflarının tazminattan düşüleceği Adem Yıldırım’a bildirildi. Yıldırım’a destek Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nden geldi. Belediye, Yıldırım’a kolundaki ödemin giderilmesinin ardından protez kol ve el sağlayacaklarını belirtti.

Yıldırım, şirketten maddi ve manevi destek görmediğini vurgulayarak, “Fabrikadan kimse bizi aramadı, ne bir ziyaret ne de bir destek sundular” dedi. Kazanın ardından ailesinin yaşadığı travma nedeniyle çocuklarını köye göndermek zorunda kaldığını ekledi.

Yıldırım’ın avukatı: Tazminat süreci geciktiriliyor​

Adem Yıldırım’ın avukatı Ömer Altundağ, tazminat talebinde bulunduklarını ancak şirketin sorumluluğu kabul etmeyerek süreci geciktirdiğini söyledi.

“Müvekkilimin tedavi süreci devam ediyor ve bu süreçte ciddi psikolojik sorunlar yaşıyor. Maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduk, ancak firma taleplerimizi sürekli erteledi. 100 bin TL tazminat teklif edildi,” diye konuşan Altundağ, bu teklifin Yıldırım’ın yaşadığı kayıpları karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.

Avukat Altundağ, Özerdem Mensucat’ın Erdemoğlu Holding’e bağlı olduğunu belirterek, “Sorumluluklarını kabul etmek yerine, müvekkilimi kusurlu olduğunu iddia ediyorlar. İş güvenliği standartlarına uymayan bu firmada yaşanan kazanın faturasını müvekkilime kesmeye çalışıyorlar” dedi.

Adem Yıldırım ise hakkını aramak için yasal yollara başvurduğunu belirterek, “Adaletin yerini bulacağına inanıyorum” diye konuştu.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
771 2 3

Rehber Yazı Ffp2 ve ffp3 maskeleri arasındaki farkları anlamak: kapsamlı bir kılavuz

1729282021231.pngSolunum koruma alanında, FFP2 ve FFP3 maskeleri yüksek performans gösteren maskeler olarak öne çıkmaktadır. Bu maskeler, zararlı havadaki partiküllere karşı bireyleri korumada önemli bir rol oynar, ancak aralarındaki farkları anlamak, belirli ihtiyaçlarınız için doğru seçimi yapmak açısından önemlidir. Bu makalede, FFP2 ve FFP3 maskeleri arasındaki temel farklılıkları ele alıyor, filtreleme verimliliği, uyum, kullanım amacı, konfor, maliyet ve üretimlerini yöneten düzenleyici standartlar hakkında bilgi veriyoruz.

Filtreleme Verimliliği
FFP2 ve FFP3 maskeleri arasındaki en büyük farklardan biri filtreleme verimliliğidir.
  • FFP2 maskeleri, genellikle 0.3 mikron boyutunda veya daha büyük partiküller için yaklaşık %94 veya daha yüksek filtreleme verimliliğine sahiptir.
  • FFP3 maskeleri ise minimum %99 filtreleme verimliliği sunarak, 0.3 mikron boyutundaki partiküller için daha yüksek bir koruma sağlar.
Bu, FFP3 maskelerinin daha küçük partikülleri, bazı aerosoller ve ince solunum damlacıklarını filtrelemede daha etkili olduğu anlamına gelir.

Sızdırmazlık ve Yüz Uyumu​

Dikkate alınması gereken bir diğer önemli faktör ise maskelerin yüz uyumu ve sızdırmazlık özellikleridir.
  • FFP2 maskeleri, kullanıcının yüzüne sıkıca oturacak şekilde tasarlanmıştır ve doğru şekilde yerleştirildiğinde iyi bir koruma sağlar.
  • FFP3 maskeleri ise daha gelişmiş bir sızdırmazlık mekanizmasına sahiptir ve ayarlanabilir kayışlar veya köpük contalar gibi ek özelliklerle gelir. Bu sayede daha iyi bir uyum sağlar ve hava sızıntısı riskini en aza indirir.
Bu üstün uyum, FFP3 maskelerini, yüksek derecede bulaşıcı aerosollere veya tehlikeli partiküllere maruz kalma riskinin olduğu ortamlar için uygun hale getirir.

Mesleki Kullanım​

FFP3 maskeleri, asbest lifleri veya belirli kimyasal aerosoller gibi zararlı havadaki partiküllere maruz kalmanın yaygın olduğu yüksek riskli mesleki ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanmıştır.

Bu tür ortamlarda, FFP3 maskelerinin daha yüksek filtreleme verimliliği ve daha iyi sızdırmazlık özelliği, çalışanlar için üstün bir koruma sağlar. FFP2 maskeleri ise iyi bir koruma sunmakla birlikte, genellikle daha az tehlikeli durumlarda kullanılır.

Konfor ve Nefes Alabilirlik​

Özellikle uzun süreli kullanımda maskelerin konforu ve nefes alabilirliği önemli faktörlerdir.
  • FFP2 maskeleri, FFP3 maskelerine göre daha düşük filtreleme verimliliği ve nefes alma direncine sahip olduklarından, uzun süreli kullanım için genellikle daha konforludur.
  • FFP3 maskelerinin daha yüksek filtreleme verimliliği, nefes almayı biraz daha zor hale getirebilir, bu da uzun süreli kullanımlar için uygunluğunu sınırlayabilir.

Maliyet​

FFP2 ve FFP3 maskeleri arasında seçim yaparken maliyet de önemli bir faktördür.
  • FFP3 maskeleri, daha yüksek kalitede ve daha iyi koruma sundukları için genellikle FFP2 maskelerinden daha pahalıdır.
  • Seçiminiz, bütçenize ve maskenin kullanılacağı özel duruma bağlı olarak değişebilir.

Düzenleyici Standartlar​

Hem FFP2 hem de FFP3 maskeleri, etkinliklerini ve güvenliklerini sağlamak için belirli düzenleyici standartlara uymalıdır. Avrupa'da, bu standartlar EN 149:2001+ A1:2009 tarafından tanımlanmıştır.
Satın aldığınız maskelerin uygun standartları karşıladığından emin olmanız önemlidir.

Öne Çıkan Noktalar​

FFP2 ve FFP3 maskeleri, solunum koruma açısından değerli araçlardır, ancak filtreleme verimliliği, uyum, kullanım amacı, konfor ve maliyet açısından farklılık gösterir. İkisi arasında seçim yaparken, spesifik durumunuz için gerekli olan koruma düzeyini göz önünde bulundurun.

FFP3 maskeleri, yüksek riskli ortamlar için idealdir, FFP2 maskeleri ise genel kullanım için iyi bir koruma sağlar. Hangi maskeyi seçerseniz seçin, doğru şekilde takmak ve maskenin yüzünüze tam oturduğundan emin olmak, solunum hastalıklarının yayılmasını azaltmada etkinliğini en üst düzeye çıkarmak açısından kritiktir.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
639 0 0

Rehber Yazı Dalma giysisi (immersion suite) solas gereksinimleri

1729288742655.pngDalma Giysisi Nedir?
Dalma giysisi, hayatta kalma giysisi olarak da bilinir ve tek parça, tulum şeklinde giyilebilen bir kıyafettir. Tam vücut, su geçirmez ve yüzdürücü bir deniz acil durum giysisidir. Baş hariç, vücudun hiçbir kısmını açıkta bırakmayacak şekilde kişiyi baştan ayağa kadar kaplar.

Dalma giysisi, mürettebatın bir geminin batma ya da alabora olma durumunda terk edilmesi gerektiğinde veya petrol platformlarında yüksek deniz acil durumları sırasında giyilir. Bu hayatta kalma giysisi, gemiyi terk ettikten sonra kurtarıcılar gelene kadar suda hayatta kalma şansını artırır.

Dalma giysisinin yüzdürücü özelliği, giyen kişinin batmasını engelleyerek onu yüzü yukarı dönük tutar. Su geçirmez olması, tüm vücut suya batırıldıktan sonra bile kişiyi kuru tutmaya yardımcı olur. Soğuk suyun neden olduğu ıslaklık, vücut ısısının kaybına yol açar ve hipotermi ile birlikte denizde ölümlerin en büyük nedenidir.

Dalma giysisi su geçirmezdir ve bu sayede kullanıcıyı soğuk suyla temas etmekten korur. Ayrıca, aşırı dış sıcaklıklara karşı koruma sağlamak için yalıtımlıdır, örneğin yangın sırasında.

Bu can kurtarıcı özelliklerinden dolayı dalma giysisi, hayatta kalma giysisi, yaşam giysisi veya kurtarma giysisi olarak da bilinir. Renk kodu, kurtarma uçakları veya gemileri tarafından daha kolay görülmek için uluslararası fosforlu kırmızı veya acil durum turuncusudur.

Bazı dalma giysilerinde, bir grup kurtulanın birbirine yakın kalmasını sağlayan bağlama ipi sistemi bulunur, bu da kurtarma ekibinin onları bulma şansını artırır.

Dalma Giysisi Türleri (I & II)
Dalma giysilerinin iki çeşidi vardır.

Tip I
İlki, kurtarma ekiplerinin kazazedeleri bulmasının çok uzun sürmediği iç su yollarında ve iç seferlerde kullanılır. Genellikle termal koruma sağlamak ve soğuk koşullarda çalışanları sıcak tutmak için köpük polietilen ve PVC'den yapılır. Bu giysi sürekli olarak giyilir ve derin deniz balıkçıları ve denizciler arasında yaygındır.​
Tip II
Diğer tür ise uluslararası seferlerde kullanılır. Genellikle daha iyi yüzdürücülük ve yüksek düzeyde termal koruma sağlayan süngerimsi neopren malzemeden yapılmıştır. Bu da, yardımın daha uzun sürede ulaştığı bu tür seferlerde hayatta kalma süresini artırır.​

Ancak bu giysi sürekli olarak giyilmez, gemide saklanır ve acil bir çıkış gerektiğinde hızla giyilmek üzere hazırlanır.

Dalma giysisi, su kurtarma için hayati bir cihazdır ve her deniz aracı için olmazsa olmazdır. Su üzerinde uzun süre boyunca enerji harcamadan hayatta kalmayı sağlar. Ancak, doğru şekilde bulunup kullanılabilir ve doğru şekilde giyilebilirse faydalıdır.

Bu nedenle, dalma giysisinin nerede saklandığına ve nasıl bakım yapıldığına özel dikkat gösterilmelidir. Bu, mürettebatın geminin herhangi bir yerinde giysinin nerede bulunabileceğini bilmesini sağlar. Ayrıca, iyi çalışır durumda kalmasını ve gerektiğinde faydalı olmasını sağlar. En önemlisi, giysiyi nasıl doğru ve mümkün olan en hızlı şekilde giyeceğini bilmek hayati önem taşır. Bu üç şey, dalma giysileri söz konusu olduğunda yaşam ve ölüm arasındaki belirleyici faktörler olabilir. Ancak can kurtarma cihazlarının denetiminden sorumlu subaylar, çoğu zaman bu dalma giysilerini dikkatli bir şekilde kontrol etmeyi ihmal ederler. Bu ihmal, gemideki denizcilerin hayatlarını tehlikeye atar. Bu nedenle, uygun eğitimden geçmek, düzenli olarak tatbikatlar yapmak ve dalma giysinizi düzenli olarak kontrol etmek, giysinin iyi durumda olduğundan emin olmak ve ihtiyaç anında güvenilir olmasını sağlamak çok önemlidir.

Dalma giysisi gereksinimlerini anlamak için, denizcilik profesyonelleri, SOLAS ve Can Kurtarma Cihazları (LSA) Kodunda yer alan ilgili bölümlere başvurmalıdır. Bu makalede, bu bölümleri ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

Dalma Giysisi SOLAS Gereklilikleri
Malzeme
Dalma giysisi su geçirmez ve yanmaz yüzdürücü malzemeden yapılacaktır. Normalde neopren bu tanıma uyduğu için yapım için kullanılır. SOLAS onaylı retro-reflektif bant şeritleri kollara, bacaklara, üst gövdeye ve yanlara sabitlenecektir.​
Ölçüler
Gemideki her üye için doğru bedene sahip giysiler sağlanacaktır. Uygun beden küçükten ekstra büyüğe kadar değişir ve genellikle 150 cm ile 205 cm arasındadır. Bazı üreticiler tüm bedenleri S, M, L ve XL olarak üretirken, diğerleri sadece evrensel yetişkin bedenini (XL) sağlar.​
Kaldırma Kuvveti
Beklenen kaldırma kuvveti 142N'ye eşit veya daha büyüktür. Dalma giysisinin ayrıca suya daldırıldıktan sonraki 5 saniye içinde kazazedeyi yüzüstü pozisyondan yüzüstü pozisyona çevirmesi ve yüzünü su yüzeyinden 12 cm yukarı kaldırması beklenmektedir.​
Koruma
Dalma giysisi, giyen kişi suya düştüğünde en az 4,5 m'lik bir düşüşten kaynaklanan hasara karşı dayanıklı olmalıdır.​
Kazazedeyi darbenin neden olabileceği herhangi bir yaralanmaya karşı korumalıdır. Su geçirmez olacak ve uzun saatler suda kaldıktan sonra bile kullanıcıyı kuru tutacaktır.​
Normal sıcaklıkları 0° ile 2° arasında olan suya daldırıldığında, 6 saat boyunca vücudun 2°'den daha fazla soğumasını önleyecektir.​
Eğer bir ateşin içinde kalırsa, malzeme yanıcı olmalı ve en az iki saniye boyunca erimemelidir.​
Hareket kabiliyeti
Yapısı, vücut parçalarının hareketini ve normal çalışma ve tahliye sürecinin yürütülmesini kısıtlamayacaktır. Giyen kişi normal bir şekilde yürüyebilmeli, 5 metrelik bir merdiveni inip çıkabilmeli ve makul bir mesafeyi yüzebilmelidir.​
Maruziyet
Dalma giysisi vücudu açıkta bırakmayacaktır. Baş, vücut, eller ve ayakları tam olarak örtmelidir. Botlar, kapüşon ve eldivenler, halihazırda yerleşik değilse, giysiyle birlikte sağlanmalıdır. Ancak, acil durumlarda 2 dakikanın altında hızlı bir şekilde giyilebilmesi için eldivenler, botlar ve başlık tek bir parça olarak elbiseye dikilmelidir.​

Bir dalma giysisinde aranacak özellikler​

Baş desteği
Dalma giysisi, yastık görevi gören bir baş destek tahtasına veya yüzdürme halkasına sahip olacaktır. Kazazede yatay bir pozisyonda yüzerken baş için dinlenme ve destek sağlamak üzere yapılandırılmıştır.​
Başı desteklemek ve sudan çıkarmak için su içindeyken bir hortumla pompalanan ve aynı zamanda kaldırma kuvveti sağlayan şişirilebilir bir hava kesesi takılıdır.​
Reflektif bant
Cihaz SOLAS onaylı reflektif bant şeritleriyle birlikte hazır olarak gelir. Bu normalde yaklaşık 30 inç karedir ve yeterlidir, bu nedenle daha fazla ilave etmeye gerek yoktur. Bunlar gece veya karanlıkta görünürlüğü artırmak için kolların, üst gövdenin, bacakların ve baş bölgesinin etrafında bulunur.​
Kapatma
Suyun dışarı çıkmasını engellemek için elbisenin ön tarafında su geçirmez bir fermuar ve su girişini engellemek ve kullanıcıyı okyanus spreyinden korumak için şeffaf bir yüz kapağı bulunmalıdır.​
Eldivenler
Eldivenler veya eldivenler giysiye yapıştırılmış/dikilmiş veya çıkarılabilir olabilir. İç kısım, giyme ve tahliye sırasında ihtiyaç duyulan el hareketini sağlamak için esnek olan ince, yalıtımsız, su geçirmez bir malzemeden yapılır. Dış eldiven normalde kalın, yalıtılmış ve bağlanmıştır.​
Ayak bileği bandı
Dalma giysisinin bacak bölgesi çizmeli veya konik olabilir ve ayaklarda sakız gibi görünerek yürümeyi zorlaştırır. Ayak bileği bantları veya kayışları alt kısmı sabitleyerek hareketi kolaylaştırmaya ve hızlandırmaya yardımcı olur.​
Aksesuarlar (düdük, ışık, emniyet kemeri)
Standartlara uygun gemilerin dalma giysilerine düdük ve flaş ışığı takılıdır. Bu aksesuarlar işaret verirken veya yardım çağrısında bulunurken kritik önem taşır. Düdük bir ipe bağlıyken, ışık omuza yakın bir yerde bulunur. Işık veya fener su geçirmez olacak, suya dokunduğunda kendiliğinden etkinleşecek ve pille çalışacaktır.​
Kontrol edilmesi gereken bir diğer aksesuar da emniyet kemeri sistemidir. Bu, dalma giysisinin hayati bir bileşenidir. Kazazedenin bir kurtarma aracına bağlanmasına ve sudan çekilmesine veya kaldırılmasına yardımcı olan kayışların veya kemerlerin bir kombinasyonudur.​
Bir kurtarma hattı da isteğe bağlı bir aksesuar olarak oldukça önemlidir. Birkaç giysiyi birbirine bağlar. Bu şekilde, kurtarma ekibinin tek bir kazazede yerine daha büyük bir grubu görmesi kolaylaşır.​
Ayrıca, bir veya iki kişinin çok uzağa sürüklenmesini ve kaybolmasını önler. Son olarak, hep birlikte bir arada olduklarında hayatta kalanların iradesini, umudunu ve moralini artırır.​


Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view spoiler content!

Dalma Giysisi Giyme Talimatları
Bir dalma giysisini giymek ilk denemede göründüğü kadar kolay değildir. SOLAS gerekliliklerine göre, giysi başka birinden yardım almadan giyilebilecek şekilde inşa edilmeli ve ideal olarak 2 dakikanın altında yeterince hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Bunu doğru bir şekilde yapabilmek için giysi giyme talimatlarını takip eden birkaç alıştırma yapmak gerekir.

İşte Dalma Giysisi Giyme Talimatları

  • Bir çanta bulun ve elbiseyi dikkatlice çıkarın. Ayakkabılarınızı veya giysilerinizi çıkarmanıza gerek yoktur çünkü bunlar daha fazla sıcaklık sağlar ve giysi de bunları alacak kadar geniştir.
  • Elbiseyi güvertenin yüzeyine düz bir şekilde yerleştirin ve aynı yöne bakacak şekilde üzerine oturun. Oturma pozisyonu dengesiz bir teknede size daha fazla vücut kontrolü sağlar.
    Ancak, duruma bağlı olarak ayakta durmayı tercih edebilirsiniz. Bu durumda, giysi tıpkı bir tulum gibi giyilecektir.
  • Giysinin bacaklar için tasarlanmış kısımlarını teker teker giyin.
  • Oturma pozisyonundan diz çökme pozisyonuna geçin. Giysinin baskın olmayan kol tarafını alın. Giyin. Eğer sağ elinizi kullanıyorsanız, bu sol kol tarafı olacaktır ya da tam tersi.
  • Artık baskın el olan diğer serbest elinizi kullanarak kapüşonu başınızın üzerine çekin.
  • Daha sonra giysinin baskın kol tarafını giyin ve fermuarı dikkatlice yukarı doğru çekin ve yüz kapakçığını kapatın.
  • Ayak bileği ve bilek kayışlarını (varsa) ve şişirme hortumunu emniyete alın. Giysinin üzerinde can yeleği olması gerekiyorsa, onu giysinin üzerine giyin.
  • En iyisi kendinizi yavaşça suya indirmektir. Ancak, atlamak tek seçenek olduğunda, hava geçiş yollarını (burun ve ağız) koruyarak çapraz kollarla yapın. Her zaman yüzünüz yukarı bakarken önce ayaklarınızla suya atlayın.
  • Suya daldıktan sonra hortumu/ağızlığı kullanarak hava kesesini şişirin. Bunu asla suya girmeden önce yapmayın.
  • Yeterince yakınsa yakındaki bir cankurtaran botuna, can simidine, cankurtaran filikasına veya başka bir kurtarma cihazına yüzebilirsiniz.
Düzenli tatbikatlarla mürettebat giyme süresini bir dakikaya ve hatta daha sonra saniyelere indirebilmelidir. Karanlıkta bile mümkün olan tüm koşullarda pratik yapılmalıdır.

Giyme talimatları değişiklik gösterir. Bu standart bir taslak olmakla birlikte, üreticinin talimatları varsa bunlara öncelik verilmeli ve uyulmalıdır.

Dalma Giysisinin Bakım ve Onarımı​

Dalma giysisinin kullanım ömrünü uzatmak için rutin bakım gereklidir. Bu aynı zamanda bir hayat kurtarmak için ihtiyaç duyulduğunda elbisenin mükemmel durumda olmasını sağlamak için de gereklidir. İşte dalma giysisinin bakımını düzgün bir şekilde yapmak için birkaç ipucu.

Temizlik
Her kullanımdan sonra dalma giysisi temizlenmelidir. Elbisenin içini ve dışını tatlı suyla iyice durulamak elbiseyi iyice temizlemek için yeterlidir. Elbisenin petrol kuyularında kullanılması veya gresle temas etmesi durumunda, biraz hafif bir temizlik maddesi kullanılabilir. Ancak kuvvetli bir aşındırma uygulanmasına gerek yoktur.​
Giysi, damlaması ve kuruması için ahşap bir askı üzerinde havadar bir gölgelik altına asılabilir. Önce iç kısmını kurutmak için içini dışarı çıkarın, ardından dış kısmını kurutmak için geri çevirin. Dalma giysisini kurutmak için asla kuru temizleme yapmayın veya doğrudan güneşin altına koymayın, çünkü bu zarar verir.​
Depolama
Dalma giysisi temizlendikten ve tamamen kuruduktan sonra temiz bir yüzeye düz bir şekilde yayın. Fermuarı neredeyse dibine kadar açın ve son bir santimini açık bırakın. Kilit vidasını da açın. Giysiyi bacaklardan başlayarak çeneye kadar eşit bir şekilde sarın. Yüz kapakçığını boynun içine sokun. Kol manşonlarını üste doğru katlayın.​
Hava kesesini ve baş desteğini katlamadan kapüşonu hafifçe içeri sokun. Gemi içinde serin, kuru ve erişimi kolay bir yerde bir çanta içinde saklayın. Çantanın üzerine hiçbir şey konulmamalıdır.​
Eğer bir dolapta ise, yeterince geniş olmalıdır. Elbiseyi sıkıştırmak kaldırma kuvvetini ve termal özelliklerini bozar ve işlevselliğini engeller.​
Kontrol
Mürettebat, dalma giysilerinin her zaman kullanıma uygun olmasını sağlamak için aşınma ve yıpranma belirtilerine karşı kendi düzenli kontrollerini yapacaktır. Bununla birlikte, basınç testi her iki yılda bir yetkili bir şirket tarafından veya üreticinin tavsiyelerine göre yapılacaktır.​
Fermuarın ara sıra kontrol edilmesi ve yağlanması korozyonu, sürtünmeyi ve direnci önleyerek sorunsuz bir şekilde kaymasını ve en çok ihtiyaç duyulduğu anda sıkışmamasını sağlar. Fermuar için yalnızca petrol bazlı olmayan yağlayıcılar veya üreticinin önerdiği yağlayıcı kullanılmalıdır.​
Saklama torbası fermuarı da aynı nedenle düzenli olarak yağlanmalıdır. Bunun nedeni, çanta fermuarının çalışmaması durumunda elbiseye erişilemeyecek olmasıdır.​
Hava keseleri şişirilerek ve kabarcık olup olmadığını kontrol etmek için su altına konularak delinme ve sızıntılara karşı kontrol edilecektir. Ya da şişirilecek, kendi haline bırakılacak ve 24 saatlik bir aradan sonra tekrar sağlamlık kontrolü yapılacaktır. Düdük ve ışık/meşale gibi aksesuarlar da işlevsellik açısından kontrol edilecektir.​
Onarım
Açık dikişler, yırtıklar veya delikler rapor edilmeli ve acilen onarılmalıdır. Onarımlar yalnızca üretici veya lisanslı dalma giysisi onarım şirketi tarafından yapılmalıdır.​
Herhangi bir özellik eklemek veya çıkarmak ya da şeklini değiştirmek için elbisenin kendi kendine değiştirilmesi veya modifiye edilmesi, hayat kurtarıcı bir cihaz olarak etkinliğini olumsuz yönde etkileyebilir.​

Kaynaklar
407 0 2

Rehber Yazı P2, ffp2, kn95 ve n95 ve diğer filtreleyici yüz maskesi sınıflarının karşılaştırılması

1729281396434.webp
Filtreleyici Yüz Maskeleri (FFR), bazen tek kullanımlık solunum maskeleri olarak da adlandırılır ve dünya genelinde çeşitli düzenleyici standartlara tabidir. Bu standartlar, solunum maskelerinin belirli fiziksel özelliklere ve performans özelliklerine sahip olmasını zorunlu kılar ve bu standartlara uygunluk iddiasında bulunmalarına izin verir. Pandemi veya acil durumlarda, sağlık otoriteleri genellikle bu standartlara atıfta bulunarak, belirli grupların "N95, FFP2 veya eşdeğeri" bir solunum maskesi kullanmaları gerektiğini belirtir.

Bu belge, özellikle aşağıdaki FFR performans standartlarına ilişkin bazı önemli benzerlikleri açıklamaya yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır:
  • N95 (Amerika Birleşik Devletleri NIOSH-42CFR84)
  • FFP2 (Avrupa EN 149-2001)
  • KN95 (Çin GB2626-2006)
  • P2 (Avustralya/Yeni Zelanda AS/NZA 1716:2012)
  • Kore 1. sınıf (Kore KMOEL - 2017-64)
  • DS (Japonya JMHLW-Bildirim 214, 2018)
Aşağıdaki özet tabloda gösterildiği gibi, bu standartlara uygun olarak sertifikalandırılmış solunum maskelerinin, standartlarda belirtilen performans gerekliliklerine ve uygunluk testleri sırasında doğrulanan özelliklere dayanarak, birbirine çok benzer şekilde çalışması beklenmektedir.

Dikkat çeken bir karşılaştırma noktası, bu standartlar tarafından inhalasyon ve ekshalasyon direnci testleri için belirtilen akış hızlarıdır. İnhalasyon direnci testi akış hızları 40 ila 160L/dk arasında değişirken, ekshalasyon direnci testi akış hızları 30 ila 95 L/dk arasında değişmektedir. Bazı ülkeler testlerin birden fazla akış hızında yapılmasını gerektirirken, diğerleri sadece bu aralıkların yüksek veya düşük uçlarında test yapılmasını talep eder. Bu, standartların solunum direnci (diğer bir adıyla “basınç düşüşü”) gereksinimlerinin birbirinden farklı olduğunu düşündürebilir; ancak bir filtreden geçen herhangi bir akışta, basınç düşüşünün doğal olarak yüksek akış hızlarında daha yüksek, düşük akış hızlarında ise daha düşük olacağını anlamak önemlidir. Solunum maskesi filtreleri için tipik basınç eğrileri göz önüne alındığında, standartların çeşitli basınç düşüşü gereklilikleri aslında oldukça benzerdir. Bu grafik, temsili bir filtre basınç düşüşü eğrisini göstermektedir. Bir filtre yüksek akış hızında test edilirse, basınç düşüş performansı nispeten yüksek olacaktır. Aynı filtre düşük akış hızında test edilirse, basınç düşüş performansı nispeten düşük olacaktır.

1729279711212.webp

Bu karşılaştırmaya dayanarak, Çin KN95, AS/NZ P2, Kore 1. Sınıf ve Japonya DS solunum maskelerinin, ABD NIOSH N95 ve Avrupa FFP2 solunum maskelerine, orman yangınları, PM 2.5 hava kirliliği, volkanik patlamalar veya biyo-aerosoller (örneğin virüsler) gibi yağ bazlı olmayan partikülleri filtreleme açısından “eşdeğer” olarak kabul edilmesi makul görünmektedir. Ancak, bir solunum maskesi seçmeden önce kullanıcıların yerel solunum koruma düzenlemeleri ve gerekliliklerine danışmaları veya yerel halk sağlığı otoritelerinden seçim rehberliği almaları önemlidir.

Sertifikasyon/Sınıf (Standart)N95 (NIOSH-42CFR84)FFP2 (EN 149-2001)KN 95
(GB2626-20 06)
P2
(AS/NZS1716:2012)
Kore 1. Sınıf (KMOEL-2017-64)DS (Japonya JMHLW Bildirimi 214, 2018)
Filtre performansı - (≥ X% verimli olmalıdır)≥ 95%≥ 94%≥ 95%≥ 94%≥ 94%≥ 95%
Test maddesiNaClNaCl ve parafin yağıNaClNaClNaCl ve parafin yağıNaCl
Akış hızı85 L/dak95 L/dak85 L/dak95 L/dak95 L/dak85 L/dak
Toplam içe sızıntı (TIL)* - her biri egzersiz yapan insan denekler üzerinde test edilmiştir.N/A≤ %8 sızıntı (aritmetik ortalama)≤ %8 sızıntı (aritmetik ortalama)≤ %8 sızıntı (tekil ve aritmetik ortalama)≤ %8 sızıntı (aritmetik ortalama)İçe Sızıntı ölçülmüş ve Kullanıcı Talimatlarına dahil edilmiştir
Soluma direnci - maksimum basınç düşüşü≤ 343 Pa≤ 70 Pa (30 L/dak'da) ≤ 240 Pa (95 L/dak'da) ≤ 500 Pa (tıkanma)≤ 350 Pa≤ 70 Pa (30 L/dak'da) ≤ 240 Pa (95 L/dak'da)≤ 70 Pa (30 L/dak'da) ≤ 240 Pa (95 L/dak'da)≤ 70 Pa (valfli)
≤ 50 Pa (valfsiz)
Akış hızı85 L/dakÇeşitlidir - yukarıya bakın40 L/dak üzerinde 85 L/dakÇeşitlidir - yukarıya bakınÇeşitlidir - yukarıya bakın40 L/dak
Soluk verme direnci - maksimum basınç düşüşü≤ 245 Pa≤ 300 Pa≤ 250 Pa≤ 120 Pa≤ 300 Pa≤ 70 Pa (valfli)
≤ 50 Pa (valfsiz)
Akış hızı85 L/dak160 L/dak85 L/dak85 L/dak160 L/dak40 L/dak
Soluk verme valfi sızıntı gereksinimiSızıntı hızı ≤ 30 mL/dakN/ABasıncın 0 Pa'a düşürülmesi ≥ 20 snSızıntı hızı ≤ 30 mL/dak30 saniye için 300 L / dakBasıncın 0 Pa'a düşürülmesi ≥ 15 sn
Uygulanan kuvvet245 PaN/A-249 Pa-250 PaN/A-1470 Pa
CO2 temizleme gereksinimiN/A≤ 1%≤ 1%≤ 1%≤ 1%≤ 1%

Tanımlar​

  • Filtre performansı: Filtreden geçen havadaki belirli aerosollerin konsantrasyonlarının azaltılmasının değerlendirilmesi.
  • Test ajanı: Filtre performans testi sırasında üretilen aerosol.
  • Toplam iç sızıntı (TIL): Bir test odasında belirli bir aerosole maruz kalan bir kullanıcının, maske takarken gerçekleştirdiği bir dizi egzersiz sırasında, filtre penetrasyonu ve yüz contası sızıntısı yoluyla solunum maskesi yüz parçasına giren aerosol miktarı.
  • İç sızıntı (IL): Bir test odasında, belirli bir aerosole maruz kalan bir kullanıcının 3 dakika boyunca normal nefes alıp vermesi sırasında, solunum maskesi yüz parçasına giren aerosol miktarı. Test aerosol boyutu (medyan çap sayımı) yaklaşık 0.5 mikrometredir.
  • Basınç düşüşü: Bir ortamdan (örneğin bir solunum maskesi filtresinden) geçerken havanın maruz kaldığı direnç.
ÖNEMLİ: Her zaman solunum maskesi kullanıcı talimatlarını okuyun ve bunlara uyun.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!

Ekli dosyalar

13K 6 2

Topraklama Direnç Değerleri Kaç Ohm Olmalı?

Topraklama bir tesisin can ve mal güvenliğinin sağlanmasında temel unsurlardan biridir. Topraklama sayesinde bir tesiste hem cihazların sağlıklı şekilde çalışması sağlanırken, hem de insan sağlığı korunur. İyi bir topraklama aynı zamanda aşırı gerilimlerden korurken, tesis boyunca gerilim dengesini sağlar. Topraklama temel olarak işletme topraklaması, koruma topraklaması ve fonksiyon topraklaması olarak 3e ayrılır. Örneğin yıldırımdan korunma topraklaması bir fonksiyon topraklamasıdır. Tesisin yıldırımdan korunma fonksiyonunu yerine getirir. Yasalara göre topraklama ölçümleri düzenli olarak yapılmalıdır.

TOPRAKLAMA DİRENÇ DEĞERLERİ

Topraklamadaki bir diğer önemli unsur, topraklama direnç değerlerinin değeridir. Uluslararası standartlara göre tavsiye edilen topraklama direnç değerleri;

  • Ana enerji dağıtım panoları 0.5 Ohm
  • Büyük tali dağıtım panoları = 1 Ohm
  • Küçük tali dağıtım panoları = 2 Ohm
  • Nötr ucu = 2 Ohm
  • Bağlantı yerleri = 4 Ohm
  • Orta gerilim ağları = 2 Ohm
  • Yıldırım darbe koruyucu = 4 Ohm
  • Kule 20-30 Ohm
topraklama-direnci.jpg

Topraklama direnç değerleri düzenli olarak takip edilmelidir.

TOPRAKLAMA DİRENCİNİ AZALTMAK İÇİN İPUÇLARI
  • Bağlantı kısımlarında oluşan korozyonları ortadan kaldırın. Yine bağlantı yerlerinde meydana gelen deformasyonları engellemeye çalışın.
  • Direnç düşürücü kimyasal kullanın
  • Daha büyük topraklama elektrotu kullanın

Tarih 17 Nisan 2016
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
B
bkobak
Yukarıdaki bilgileri baz almadan yazıyorum derken, topraklama direnç değerlerini kastediyorsunuz herhalde.

Yazdığınız uluslar arası standartlar ve numaraları doğru. Acaba gözümden kaçan birşey var mı diye tekrar inceledim. Fakat hiçbirinde bahsedildiği şekilde bir topraklama direnç değeri yok. Bizim kullanmış olduğumuz yerel "Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği" de uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanmış bir yönetmelik. Bizim yönetmelikte de böyle bir topraklama direnç değeri yoktur.

Topraklama konusunda uzman İTÜEE Fakültesi Öğretim Görevlisi İsa Önder İlisu'nun deyimi ile topraklama direnç değeri;
Ülkemizde yayılma direncine çok önem verilir. Yani bir elektrodun topraklama direncinin kaç ohm olacağı merak edilir ve bu soru eğitimlerde sıkça sorulur. Avrupa ülkeleri ve ABD’de böyle bir değer yoktur. Onun yerine dokunma gerilimi sınır değeri vardır. Bizim yönetmeliğimiz de Avrupa standartlarından tercüme edildiği için aynı şekilde dokunma gerilimine önem verir ve yönetmelikte hiçbir direnç değeri bulunmaz.

Dolayısıyla değerli arkadaşlar topraklama değeri için standart bir değer yoktur. Dokunma gerilimi sınır değerine göre (kuru zeminler için 50 V., ıslak zeminler için 25 V. ) hesap yapılarak topraklama direnç değerinin ne olması gerektiği hesaplanır.

Selamlar
  • Beğen
Tepkiler: Fatih Özcan
Fatih Özcan
Fatih Özcan bkobak yanıtlanıyor
Çok teşekkür ederim değerli bilgiler için, bu konuda uzman değilim o yüzden detay yorum yapmak haddime değil. Yukarıda ki bilgileri baz almadan yazıyorum derken, ohm değerlerini tek tek standartlarda kontrol etmedim demek istemiştim. Aşağıya yukarıda ki standartlarda geçen bazı kısımları bırakıyorum. Eğer bu kısımlar ilgili değilse ve bizleri bilgilendirirseniz çok memnun oluruz.


Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view spoiler content!


Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view spoiler content!


Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view spoiler content!
B
bkobak Fatih Özcan yanıtlanıyor
Ben teşekkür ederim.
Bazı uluslar arası standartlar olmakla beraber topraklama değerleri konusunda avrupa ülkelerinin çoğunun yönetmelikleri birbirinden farklıdır. Bizim ülkemizde de uluslar arası standartlara uygun olacak şekilde yönetmelik hazırlanmış resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

1. madde parafudrun bağlantısı ile ilgili ve burada geçen trafo merkezi topraklama direnci bizim Elektrik Tesislerinde Topraklamalar yönetmeliğinde bu haliyle (5 ohm) yer almamakta. Yukarıda da bahsettiğim gibi tehlikeli olmayan temas gerilimi esas alınarak topraklama direnci hesaplanmaktaır. Bu konuda İsa İlisu hocamızın açıklayıcı bir makalesinin linkini veriyorum.
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!


2.. maddedeki elektrostatik ekipman ile ilgili çok bir bilgim yok. TS EN 50177 ile bu konuda standart düzenlemesi yapılmış. Elimde standart olmadığı için bir yorum yapamayacağım.

3. maddede yazılan konu bizim Elektrik Tesislerinde Topraklamalar yönetmeliğinde yer almaz. Sebebi de topraklama direnci hesaplamalarında tehlikeli olmayan temas (dokunma) geriliminin esas alınmasıdır.

Kabaca bir örnek verirsem:
Bir elektrik panomuz var ve içinde içerisinde C32 yazan bir sigortamız var. Bu sigortadan 32 A.den biraz fazla akım geçtiğinde açma süresi yaklaşık 5 s.dir. Sigortanın ani açması için ise (C değeri ani açma akımının sigorta üzerinde yazan akımın 10 katı olduğunu gösterir) 32x10=320 A. akım geçmelidir. Panomuzda herhangi bir faz-toprak arızasında 320 A. ve daha fazla akım geçerse ani olarak atar ve koruma yapar. Tehlikeli olmayan temas gerilimi 50 V. olduğuna göre, topraklama direnci R=U/I formülünden R=50/320=0,16 Ohm gibi bir değer çıkar ki bu değeri yakalamak çok zordur. Eğer panoda 30 mA. kaçak akım koruma rölesi kullanılırsa 30 mA.lik bir hata akımında (yani kaçak akım oluştuğunda) 20-30 ms. de devreyi açar. Bu durumda topraklama drenci hesabımız R=50/0,03=1666 Ohm olur. Yönetmelikte topraklama direncinin en yüksek değeri 200 Ohm olacağı belirtildiğinden, 30 mA. kaçak akım koruma rölesi kullanılan bir tesisatta 200 Ohm'um altındaki tüm değerler topraklama için uygundur.

Selam ve saygılarımla...
  • Muhteşem
Tepkiler: Fatih Özcan
41K 2 1

Tetanoz nedir, belirtileri nelerdir? tetanoz aşısı ne zaman yaptırılır?

Tetanoz.jpg
Tetanoz, Clostridium tetani adlı bakterinin neden olduğu bir hastalıktır. Bu bakterinin salgıladığı toksinler, sinir sistemini etkileyerek ağrılı kas kasılmalarına sebep olur. Tetanoz, özellikle çene ve boyun kaslarını etkiler ve solunum sistemini tehdit edebilir. Tetanoz aşısı ile önlenebilen bir hastalıktır ancak aşısız bireylerde ve gelişmekte olan ülkelerde hala görülebilir. Tetanozun farklı tipleri vardır: jeneralize, neonatal, lokal ve sefalik tetanoz. Hastalığın nedeni, C. tetani bakterisinin toksinleriyle meydana gelir ve genellikle derin yaralanmalar sonucunda ortaya çıkar. Tetanoz vakaları genellikle aşısız veya aşıları güncel olmayan bireylerde görülür ve insandan insana bulaşmaz. Yaralanmalar, delinmeler, cerrahi operasyonlar, hayvan ısırıkları, enfeksiyonlar ve yetersiz aşılar tetanoza yol açabilir.

Tetanoz Nedir?​

Tetanoz , bireyin sinir sistemini etkileyen, özellikle de çene ve boyun kaslarında ağrılı kas kasılmalarına yol açan clostridium tetani adı verilen bakteriyel bir toksinin neden olduğu ciddi bir hastalıktır. Tetanoz bireyin solunum sistemine müdahale edebilir ve ölümcül bir tehdite yol açabilir.

Halk arasında aynı zamanda kazıklı humma olarak adlandırılan tetanoz belirti ve semptomları antik kaynaklarda da yazılı olan, bilinen en eski hastalıklardan bir tanesidir.

Dünyanın gelişmiş bölgelerinde düzenli uygulanabilen tetanoz aşısı sayesinde tetanoz vakası çok nadir görülürken, aşısını güncellememiş bireyler ve gelişmekte olan ülkeler için halen bir tehdit olarak varlığını sürdürmektedir. Tetanozun aşı ile alınan önlem haricinde doğrudan bir tedavisi yoktur. Bu sebeple yapılan tıbbi müdahaleler tetanoz toksinin etkileri ortadan kalkana kadar komplikasyonları yönetmeye odaklanır.

Tetanoz Türleri Nelerdir?​

Tetanoz temel olarak aşağıda ki dört tip halinde gözlenir.
  • Jeneralize (yaygın) tetanoz
  • Yenidoğan tetanozu
  • Serebral tetanoz
  • Lokalize tetanoz
Jeneralize tetanoz hastalığı tetanozun en yaygın görülen formudur. Hastalık en sık olarak çene kaslarındaki kasılmayla başlamaktadır. Daha sonra kasılmalar boyun, gövde, kol ve bacak kaslarına yaymaktadır. Çok şiddetli, tekrarlayan kasılmalar görülebilir. Jeneralize tetanoz hastalığına yakalanan kişinin uzun süre hastanede yatarak tedavi edilmesi gerekebilir. Uygun tedavi ve yoğun bakım desteğine rağmen hastaların en az %10-30’unun kaybedildiği bildirilmektedir.

Doğum sonrasında annede gelişen tetanoz hastalığı maternal tetanoz, bebekte gelişen tetanoz hastalığı ise yenidoğan tetanozu olarak adlandırılmaktadır. Annenin gebelik sırasında tetanoz aşısı yaptırması anneyi maternal tetanoz bebeği ise yenidoğan tetanozundan korunmaktadır.

Serebral tetanoz hastalığı tutulumu kafa kas ve sinirleri ile sınırlıdır. En sık olarak kafa yaralanmaları, göz yaralanmaları, dişe yönelik girişimler, orta kulak iltihabı gibi nedenlerle ortaya çıkmaktadır.

Tetanoz hastalığının en az görülen türü lokalize tetanozdur. Hastalık tek kas grubunda görülmektedir.

Tetanoz Neden Olur?​

1728457742322.pngTetanoz, toprak, toz ve hayvan dışkısında doğal olarak bulunan Clostridium tetani isimli bakteri sporları tarafından üretilen bir toksinden kaynaklanır. Bu sporlar derinin üst tabakalarını aşan, derin bir et yarasına girdiğinde, güçlü bir toksin olan tetanospazmin üretebilen bakterilere dönüşürler. Bu toksin bireyin kaslarını kontrol eden sinirleri, yani motor nöronları bozar ve bireyde doğrudan tetanozun ana belirti ve semptomları olan kas sertliğine ya da spazmlara neden olabilir.

Neredeyse bütün tetanoz vakaları ya hiç aşılanmamış bireylerde veya 10 yıllık pekiştirme aşılarını uygulamayan bireylerde görülür. Tetanoz, insandan insana bulaşabilen bir hastalık değildir.

Bununla birlikte çeşitli faktörler tetanoz olma riskini artırabilir. Bunlar arasında öncelikle tetanoza karşı güçlendirici aşı olmama veya aşıları güncel tutmamak, tetanoza neden olan bakterinin sporlarının yaralı dokuya girmesine izin verecek türden bir yaralanma veya çivi, iğne ya da kıymık gibi yabancı bir cismin batması sonucunda yaralanma tetanoz vakalarını gelişmesine yardımcı olacaktır.

Vücut piercingi, dövme, ve enjeksiyon ilaçları dahil olmak üzere delinmeden kaynaklanan yaralar, kurşun yaraları, kemiklerde çoklu kırık, yanık, cerrahi yaralar, enjektör ile uyuşturucu kullanımı, hayvan ısırması, böcek sokması, enfeksiyon geçiren ayak ülseri, diş enfeksiyonları ve aşıları yetersiz olan annelerin bebeklerinin göbek bağında gelişebilecek enfeksiyonlar da tetanoza yol açabilir.

Tetanoz Belirtileri Nelerdir?​

Semptomlar.pngTetanozun belirtileri ve semptomları , tetanoz bakterilerinin bireyin vücuduna genellikle bir yara yoluyla girmesinden birkaç gün ila birkaç hafta sonrasında ortaya çıkar. Tetanoz bakterilerinin ortalama kuluçka süresi yedi ila 10 gündür.

Bu süreçte ortaya çıkan en yaygın tetanoz belirtileri:
  • Bireyin trismus adı verilen çene kaslarında kasılmalar, spazmlar ve sertlik hissi,
  • Boyun kaslarında kasılma ve sertlik hissi,
  • Karın kaslarında sertlik, ve yutma zorluğu,
  • Tipik olarak bir rüzgar ya da yüksek ses, fiziksel temas ya da parlak ışık gibi durumlar tarafından tetiklenen ve birkaç dakika süren ağrılı vücut spazmları da tetanoz semptomları arasındadır.
Tetanozun daha nadir olarak görülen belirti ve bulguları arasında:
  • Ateş,
  • Terleme,
  • Yüksek tansiyon,
  • Hızlanan nabız.
Derin ve kirlenen bir yaralanmaya maruz kalan bireyler, özellikle geçen beş yıllık süreç zarfında tetanoz aşısı ya da tetanoz pekiştirme aşısı olmadılarsa doktora başvurmalıdır. Son pekiştirme aşısını ne zaman yaptığından emin olmayan bireyler, mutlaka bu aşıyı yaptırmalıdır.

Tetanoz İle Ortaya Çıkabilecek Komplikasyonlar Nelerdir?​

Tetanoz oldukça ciddi sonuçlara yol açabilecek bir hastalık türüdür. Tetanoz toksini bir deva vücutta sinir uçlarına yapıştıysa, bunları temizlemek imkansızdır. Tetanoz enfeksiyonunun tam iyileşmesi süreci yeni sinir uçlarının büyümesini gerektirir ki, bu bir kaç aylık bir zaman dilimini alabilir.

Tetanoz enfeksiyonu sonucu ortaya çıkabilecek komplikasyonlar arasında öncelikle kemik kırılmaları bulunur. Tetanoz kaynaklı spazmların şiddeti omurganın veya diğer kemiklerin kırılmasına neden olabilir.

Akciğer arterinin tıkanması yani pulmoner emboli de tetanozun bir başka komplikasyonudur. Bireyin vücudunun başka yerlerinden seyahat eden bir kan pıhtısı, akciğer içinde bulunan damarlarda tıkanmaya neden olabilir.

Şiddetli tetanusa bağlı yani tetanik kas spazmları bireyin solunum sistemini etkileyebilir, zorlaştırabilir veya bütünüyle durdurabilir. Tetanoza bağlı solunum yetmezliği en yaygın ölüm nedenidir. Nefes alma zorluğu dolayısıyla ortaya çıkan oksijen eksikliği ayrıca kalp durmasına ve ölüme neden olabilir. Zatürre de başka bir ölüm nedenidir.

Tetanoz Nasıl Teşhis Edilir?​

Doktorlar tetanozu fizik muayeneye, bireyin tıbbi ve bağışıklık geçmişine ve kas spazmları, sertlik ve ağrı gibi belirti ve semptomlara dayanarak teşhis eder. Laboratuvar testleri genellikle tetanoz tanısını daha kolay bir hale getirmez ve fayda sağlamaz.

Tetanoz Nasıl Tedavi Edilir?​

Tetanozun tedavisi yoktur. Tedavi süreci yara bakımı, tetanoz semptomlarını hafifleten ilaçların kullanımı ve bağışıklık sistemini destekleyici bakımdan meydana gelmektedir.

Tetanoz sporlarının büyümesini önlemek için yarayı temizlemek ve tıbbi yara bakımı yapmak hayati önem taşır. Bu bakım kirin, yabancı cisimlerin ve ölü dokunun yaradan çıkarılmasını içerir.

Tetanoz tedavisinde çeşitli ilaçların kullanımı mümkündür. Buna göre doktor bireye tetanoz bağışıklık globulin gibi bir tetanoz antitoksin verebilir. Antitoksin sadece sinir dokusuna henüz bağlanmamış toksinleri etkisiz hale getireceği için halihazırda gelişmiş hasara karşı bir etki oluşturmaz.

Doktor bireye ayrıca tetanoz bakterileriyle savaşmak ve temizlenmelerini hızlandırmak için oral veya enjeksiyon yoluyla antibiyotik verebilir. Buna ek olarak tetanozlu tüm bütün bireylere, durum teşhis edilir edilmez tetanoz aşısı yapılmalıdır.

Tetanozdan kaynaklanan kas spazmlarını kontrol etmek için güçlü yatıştırıcıların kullanılması da mümkündür. Buna ek olarak magnezyum sülfat ve bazı beta blokerler gibi diğer ilaçlar, kalp atışınız ve nefesiniz gibi istemsiz kas aktivitesini düzenlemek için kullanılabilir. Bu amaç ve sedasyon için ayrıca morfin kullanımı da mümkündür.

Şiddetli tetanoz enfeksiyonu olan bireylerin genellikle yoğun bakım altında kalmaları gerekir. Kullanılan güçlü sakinleştiriciler nefes almayı engelleyerek solunum zorluğuna neden olabileceği için, geçici olarak ventilatöre ihtiyaç duyulabilir.

Tetanozda İlk Yardım Nasıl Yapılır?​

Tetanozun ilk yardımında bakteri girişini ve toksin üretimini önlemek için yaralar derhal temizlenmeli ve yaralı sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.

Tetanoz Nasıl Önlenir?​

Tetanoz aşılanarak kolayca önlenir. Tetanoz aşısı uzun yıllar boyunca güvenli bir şekilde kullanılmaktadır ve çok etkilidir.

Bebeklerde ve Çocuklarda tetanoz aşısı uygulaması:​

Tetanos aşısı beşli karma aşı yani DaBT-İPA-Hib şeklinde uygulanır. Bu aşının uygulanma dönemleri 2, 4, 6. aylar ile 18. ayda uygulanır.

Bunlara ek olarak 48. ay, yani dört yaş ila 72. ay yani altı yaş arasında da dörtlü karma aşı yani DaBT-İPA haliyle pekiştirme dozu uygulanır. Yaşı geldiği halde halen ilköğretime başlamamış olan çocukların aşı uygulamaları, ilk girdikleri eğitim ve öğretim döneminde okul aşısı şeklinde gerçekleştirilebilir.

156. ay, yani on üçüncü yaşta ise erişkin tip difteri - tetanoz yani Td aşısı olarak ayrı bir pekiştirme dozu uygulaması devam etmektedir. Bu pekiştirme aşısı normal şartlar altında yetişkinler için de uygulanan ve bağışıklık sistemini hem difteriye hem de tetanoza karşı güçlendiren bir aşı türüdür.

Yetişkinlerde Tetanoz Aşısı Uygulaması:​

Tetanoz aşısı nedir? Daha önce hiç tetanoz aşısı olmamış erişkinler bu aşıyı olmak için doktora başvurmalıdır. Aşı olmamış bireyler bu aşı prosedürü için birinci doz aşının ardından iki hafta geçmesiyle ikinci doz, sonrasında da altı ay geçmesiyle birlikte üçüncü doz aşının yapılmasına ihtiyaç duyarlar. Tetanoz aşısı süresi her 10 senede bir yeni bir pekiştirme aşısının tek doz şeklinde yapılması tavsiye edilmektedir.

Tetanoz aşısı yan etkileri özellikle halihazırda zayıf düşmüş olan bireylerin vücutlarında görülebilir. Günümüzde kullanılan tetanoz aşısı, yaptıran bireylerin vücutlarında ateş yükselmesi, baş ağrısı, halsizlik, aşı konumunda uyuşma, kızarıklık veya şişlik, sindirim sistemi sorunları, idrar ve dışkıda kan oluşumu ya da alerjik reaksiyon gibi yan etkiler görülebilir.

Bu yan etkiler tetanoza yol açan bakterinin vücuttaki kuluçka dönemine ilişkin olarak 7 - 21 günlük süreçte çıkarabileceği belirtilere ek olarak görülebilir. Yan etki durumunda doktora başvurulması önemlidir. Ancak tetanozun potansiyel olarak acılı ve ölümcül bir hastalık olduğu göz önüne alındığında aşı yaptırılması hayati önem taşımaktadır.

Tetanoz Aşısı Kaç Yıl Korur?​

Tetanoz aşısının koruyuculuğu 10 yıldır ve 3 doz şeklinde uygulanır.

Özellikle tetanozun yaygın olabileceği bölgelere giden bireylerin aşılarını güncel tutmaları tavsiye edilmektedir. Bunlara ek olarak bütün aşıların düzenli ve güncel bir takviminin tutulması, bireyin sağlığı için oldukça faydalıdır.

Tetanoz İçin Yaşam Tarzı Değişiklikleri Ve Evde Bakım​

Delinme sonucu meydana gelen yaralar ya da diğer derin kesikler, hayvan ısırıkları veya özellikle kirlenmiş yaralar tetanoz enfeksiyonu riskini artırır. Özellikle en son ne zaman aşılandığından emin olmayan bireyler, derin ve kirli yaralanmalar sonrasında tıbbi yardım almalıdır. Bu yardımı alıncaya kadar bakterileri ve sporları içeride hapsetmemek için yara temizlenmeden bandajlanmamalıdır.

Doktorunun yarayı temizlemesi, bir antibiyotik reçete etmesi ve bireye tetanoz toksoid için bir doz pekiştirme aşısı yapması gerekebilir. Daha önce aşı olan bireylerin vücudu ise bireyi tetanoza karşı korumak için gerekli antikorları hızla üretecektir.

Daha küçük yaralanmalarda atılacak bir takım adımlar, enfeksiyonu önlemek için yardımcı olabilir. Bunun için öncelikle kanama kontrol altına alınmalıdır. Kanamayı kontrol etmek için doğrudan basınç uygulamak gerekebilir. Yara bölgesi temiz tutulmalıdır. Kanama durduktan sonra yara bölgesi temiz olduğu kesin su ile iyice durulanmalı ve yaranın etrafındaki alan sabunla ve bir bezle temizlenmelidir. Yaranın içine toz, toprak parçası da dahil olmak üzere herhangi bir şey gömüldüyse doktora başvurulmalıdır.

Yaranın temizlenmesinden sonra, ince bir tabaka antibiyotik krem veya merhem sürmek faydalı olacaktır. Bu şekilde kullanılan antibiyotikler yaranın daha hızlı iyileşmesini sağlamasa bile özellikle bakteriyel büyümeyi ve bundan kaynaklanan enfeksiyonu engelleyebilir. Ancak bazı merhemlerdeki bazı bileşenler bazı bireylerde hafif döküntülere neden olabilir. Bir kızarıklık ortaya çıkarsa, merhem kullanımı durdurulmalıdır.

Her ne kadar açık havaya maruz kalmak iyileşmeyi hızlandırsa bile, bandajlamak zararlı bakterileri ve sporları dışarıda tutarak yaranın temiz kalmasına yardımcı olacaktır. Temizlenmiş yaranın kabuk oluşuncaya kadar kapalı tutulması uygun olacaktır.

Pansuman ve bandajın düzenli bir şekilde, günde en az bir defa, pansuman ıslandığında veya kirlendiğinde değiştirilmesi gereklidir. Bu enfeksiyonu önleyebilir. yara bantlarında kullanılan yapıştırıcıya alerjik reaksiyon gösteren bireylerin steril gazlı bez veya kağıt bant kullanması gerekebilir.

Tetanoz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular​

Tetanoz Aşısı Ne Zaman Yapılır?​

Bebek ve çocuklarda tetanoz aşısının uygulama dönemleri öncelikle 2, 4, 6. aylar ve 18. aylardır. Sonrasında 4 yaş ve 6 yaş arasında dörtlü karma aşı uygulaması yapılır. Ayrıca 13 yaşında erişkin tetanoz aşısı yani pekiştirme aşısının yapılması gerekir.​
Daha önce aşı olmamış yetişkinlerde birinci doz aşı yapıldıktan iki hafta sonra ikinci doz, 6 ay sonra ise üçüncü doz aşı yapılır. Sonrasında 10 yılda bir olacak şekilde pekiştirme aşısı yapılması gerekir. Daha önceki aşılanma durumu bilinmeyen erişkinlerde tetanos aşılaması ise Td (erişkin tip difteri-tetanos) aşısı şeklindedir.​

Tetanoz Aşısı Ne İşe Yarar?​

Tetanoz hastalığı, toprakta bulunan Clostridium adı verilen bakterinin ciltte bulunan kesik ve yaralar yoluyla vücuda girmesi ve toksin madde üretmesiyle oluşur. Tetanoz aşısı, vücutta tetanoza karşı bağışıklık sağlayarak hastalıktan korunmaya yardımcı olur.​

Tetanoz Aşısı Ne Kadar Korur?​

Tetanoz aşısı 3 doz şeklinde yapıldığı takdirde 10 yıl boyunca koruma sağlar.​

Tetanoz Aşısı Hangi Durumlarda Yapılır?​

Tetanoz aşısı, tozlu, kirli ve paslı yüzeyler ile temas eden bazı cilt zedelenmeleri, cilt kesikleri gibi durumlarda yapılır.​

Tetanoz Aşısı Olmazsak Ne Olur?​

Tetanoz teşhisi sonucunda tetanoz aşısı yapılmazsa var olan semptomlar daha kötü bir hale gelebilir. Tedavinin ertelenmesi durumunda tetanoz toksininin sinir uçlarına yapışması, spazmların şiddeti sonucu kemik kırılmaları, pulmoner emboli, solunum problemleri, zatürre gibi riskler ortaya çıkabilir. Semptomların ilerlemesi çok ciddi problemlere sebep olabilir. Bu sonuçlar ölümcül olabilir.​

Tetanoz Belirtileri Ne Kadar Sürede Ortaya Çıkar?​

Tetanozun kuluçka süresi ortalama 7 ile 10 gün arasındadır. Belirtiler genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkar.​

Hamilelikte Tetanoz Aşısı Ne Zaman Yapılır?​

Gebelikte tetanoz aşısı 25. ve 35. Haftalar arasında uygulanır. Uygulama bu haftalar arasında bebeğim gelişimi açısından daha uygundur.​

Tetanoz Nasıl Bulaşır?​

Tetanoz, toprak, toz ve hayvan dışkısı, paslı ve kirli yüzeyler paslı iğne ve çivi gibi yüzeylerden kaynaklanan yara ve kesikler ya da var olan yara ve kesiklerin bu gibi kirlik bölgelere temas etmesi sonucu bulaşan bir hastalıktır.​

Tetanoz Aşısından Sonra Duş Alınır Mı?​

Tetanoz aşısı sonra 24 saat duş alınmaması önerilir. Aşı bölgesine su değmesi durumunda alerjik bir reaksiyon yaşanabilir.​

Tetanoz Aşısının Yan Etkileri Kaç Gün Sürer?​

Tetanoz aşısının yan etkileri genellikle iki güne kadar geçmektedir.​

Kaynaklar:
  1. Acıbadem:
    Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
  2. Memorial:
    Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
  3. Sağlık Bakanlığı:
    Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
676 3 0

İş güvenliği günlük rapor nasıl olmalı

selam arkadaşlar
İş güvenliği günlük rapor nasıl olmalı yorumlarınız nelerdir
Fatih Özcan
Fatih Özcan
Enver ucu açık bir soru sormuşsun bu nedenle genel bir cevap yazayım. Raporun gözlemlendiğin uygunsuzluğu açık bir şekilde açıklamaları. Uygunsuzluk nedir, bu gözlem neye göre uygunsuzdur yani referans noktan nedir? Bazı resimlerde eklersen gelecek soruları büyük ölçüde engellemiş olursun. Uygunsuzluğun referansında yer alan maddenin tam halini de yazarsan işveren hangi standarda yada yasal gerekliliğe ulaşması gerektiğini de bilir. Bazen standart, yönetmelik yada sağlam bir referans bulamayabilirsin bu durumda da sizlerin risk analizleri referans olabilir.
Fatih Özcan
Fatih Özcan
Enver, yolladığın örneklere baktım ve tahmin ediyorum birçok kişi gözlemlerini excel tablolarında tutuyor. Fakat ben bunu önermiyorum. Raporlar yolladığınız kitleye uygun olmalı. Yönetim kadroları excelde vakit kaybetmek istemez. Ve her zaman daha görsel raporlar daha çok dikkat çeker. Excel tablolarını veritabanı olarak yine tutun bunda bir sakınca yok fakat aşağıdaki gibi bir format öneririm ben yönetim kadrosu yada şantiye içerisinde dağıtılan raporlar için. Proje ihtiyaçlarına göre değişebilir tabi format.

Aynı zamanda ekli örnekte uygunsuzluk sınıfı diye bir alan göreceksin. Eğer saha da olan uygunszulukları güzel bir şekilde kategorize eder ve her uygunsuzluk için bu sınıflandırmayı yaparsanız hangi konularda uygunsuzluklar yükseliyor yada azalıyor yani trend nedir bunu görebilirsiniz.

Ekli dosyalar

  • Beğen
Tepkiler: Enver Çığşar
Ersin Bozkurt
Ersin Bozkurt
Bence günlük rapor olmamalı yada sektöre göre değişir(Saha uygunsuzlukları günlük anlık paylaşılabilir)Günlük rapor istenmesi sen çalışıyor musun yatıyor musun göster bakalım gibi bir şey. Haftalık veya aylık olabilir
496 2 0

Gün içinde atılan iş güvenliği mailleri yada olumsuz durumlarda atılan mailler

selam arkadaşlar
Gün içinde atılan iş güvenliği mailleri yada olumsuz durumlarda atılan mailler nasıl olmalı her şey maile yazılmalı mıdır yorumlarınız nelerdir
Fatih Özcan
Fatih Özcan
Termin veripte düzeltilmeyen uygunsuzlukları yada ciddi risk arz eden uygunsuzlukları yazmayı tercih ederim ben. Önünüze gelen her uygunsuzluğu maille yollamaya başlarsanız bir zaman sonra önemli maillerinizde okunmamaya başlar.
A
alperenyavuz
Uygunsuzluk Görseli-Açıklaması/Önerilen Aksiyon/Termin/Sorumlu/Genel Sorumlu/Danışılan/Bilgilendirilen şeklinde Sorumluluk Matrisi kullanarak atılan mailler kurumsal bir firmada çalışıyorsanız daha faydalı olur. Fatih Hocanın dediği gibi her uygunsuzluğu maille atmak bir zaman sonra sorumlu tarafından dikkate alınmayacağı için etkisini yitirebilir. Ancak iş güvenliği görevi icabı kendinizi korumak adına risk değerlendirmenizde eksik olduğunu düşündüğünüz konuları tespit öneri defterine yazmanızda okunmayacağını bilseniz bile bir excel tablosunda işverene atmanızda fayda var.
  • Beğen
Tepkiler: Fatih Özcan
Üst