isgTurkiye - İş Güvenliği Forum

Bugün bizimle ne paylaşmak istersin, ?
650 2 0

İş Kazası Savcı, afgan işçi nourtani'nin ölümüne 'kusur' dedi, patrona ödül gibi ceza istedi

Zonguldak’ta yanmış cesedi bulunan, kaçak ocakta çalışan Afgan Nourtani'nin ölümüne ilişkin davada savcı patrona ödül gibi ceza istedi.​

1738354428477.png
Zonguldak'ta yanmış cesedi bulunan Afgan VMN'nin ölümüne ilişkin davada savcı, mütalaasını sundu. Ölümün 'iş kazası' nedeniyle olduğunun değerlendirildiği mütalaada, ocak sahipleri Hakan Körnöş ve Enver Gideroğlu ile vinç operatörü S.K. hakkında 'Bilinçli taksirle ölüme neden olma' ile 'Suç delillerini yok etme' suçlarından 14'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Diğer tutuklu sanık Ahmet Aydın hakkında da 8 yıla kadar hapis cezası istendi. Nourtani'nin ailesinin avukatı, davada iş kazası gibi ceza istendiğini belirterek, mütalaayı kabul etmediklerini söyledi.

3 SAYFALIK MÜTALAA SUNULDU
DHA'da yer alan habere göre, Zonguldak 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada savcı, 3 sayfalık mütalaasını sundu. Mütalaada; Afgan madenci VMN'ye vücudundaki kırıklardan dolayı vagon çarptığı değerlendirmesi yapılırken, sanıkların adli işlem kayıtları ve ocağın kaçak olmasından dolayı yetkililere haber vermediklerinin tespit edildiği belirtildi. Mütalaada; iş kazasının bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı vurgulanarak, Nourtani'nin kalp krizi geçirip ray üzerine yatmasının hayatın olağan akışının dışında olduğu ifade edildi.

'BİLİNÇLİ TAKSİR'DEN CEZA İSTENDİ
Ölümün 'iş kazası' nedeniyle olduğunun değerlendirildiği mütalaada; bilirkişi raporlarına göre ocak sahibi Hakan Körnöş ve Enver Gideroğlu'nun asli kusurlu, vinç operatörü S.K. ile ölen Nourtani'nin tali kusurlu olduğu vurgulandı. Mütalaada, sanıklardan Hakan Körnöş, Enver Gideroğlu ve S.K.'nin 'Bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçundan 9 yıla kadar, 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından 5 yıla kadar ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

Nourtani'nin yaralanmasını yetkili kurumlara bildirmeyen, kameralarla oynayıp Nourtani'ye ait kıyafetleri yaktığı için E.D. ile cesede çakmak çaktığını itiraf eden tutuklu sanık Ahmet Aydın hakkında 'Yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirilmemesi' suçundan 3'er ve 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 5'er yıla kadar hapis ile cezalandırılmaları talep eden savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. A.Ç. hakkında 'Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi' suçundan 3 yıla kadar hapis cezası mütalaa edildi. Sanıklardan Hakan Körnöş, Enver Gideroğlu ve S.K. hakkında toplamda 14'er yıla kadar hapis cezası istenirken, Ahmet Aydın ve E.D. hakkında 8, A.Ç. hakkında 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

"KABUL ETMEMİZİN MÜMKÜNATI YOK"
19 Şubat'ta görülecek duruşmada karar beklenirken, Afgan ailenin avukatı Kerim Bahadır Şeker, mütalaaya ilişkin konuştu. Şeker, "Mütalaayı kesinlikle kabul ediyor olmamızın mümkünatı yok. Bu zaman kadar sunmuş olduğumuz bütün talepleri taraflı olarak reddeden mahkeme heyeti ve Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu mütalaası bizi şahsi olarak şaşırtmadı. Ancak dosya çerçevesinde, 'Bilinçli taksirle' cezalandırılmalarını istemeleri hayatın olağan akışına, mantık, fizik, bilim kurallarına aykırıdır. Bir kişinin bilerek ve isteyerek yakılması, bir kişinin bilerek isteyerek yakıldıktan sonra cesedinin gizlenmesi, bundan önce alkol alınarak, cesedi gizlemek için çaba gösterilmesi ve buna rağmen sanki bir iş kazasıymış gibi lanse edilmeye çalışılması Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kesinlikle kabul edilebilir değil. Çünkü sanıklar mahkemede birbirini sürekli yalanlıyorlar" dedi.

"AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET ALMALARINI İSTİYORUZ"
Şeker, "Yalanladıkları sırada da şunu söylüyorlar. 'Eğer asıl meseleyi ortaya çıkarırsan seni öldürürüm' diye birbirini tehdit ediyorlar. Mahkemenin sınırları içerisinde sanık yakınları bizlere dahi sözlü ve fiziki müdahale girişiminde bulunuyorlar. Ancak buna rağmen sanki iş kazasıymış da kaza olduktan sonra hastaneye, ambulansla bildirim yapılmışçasına 'Bilinçli taksir' isteniyor. Keza 'İhmal nedeniyle kasten öldürme' sebebi ortaya konulmalıyken, burada da sanıklar hakkında bilinçli taksirle öldürmeye hükmedilmesi, özetle bir kişiyi yakarak öldüren kişilerin 6 ila 8 yıl arasında cezalandırma istemi ve İnfaz Kanunu'na göre 2 yıl hapis cezasını içeride yattıktan sonra tahliye olacak olmaları, kamuoyu vicdanını derinden yaralayacak. Kesinlikle kabul etmediğimiz ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almaları için bu kişiyi diri diri yaktıklarına ilişkin emareleri sunduk. Bu kişiye 20 bin dolar böbrek teklifi yapılmasına ilişkin tanık ifadelerini, aynı madende çalışan ve sınır dışı edilen Afgan maden işçilerinin beyanlarını sunduk dosyaya. Bizim isteğimiz, fikir ve eylem birliği içerisinde yaptıkları eylemlerden dolayı ağırlaştırılmış müebbet almalarını istiyoruz" diye konuştu.

NE OLMUŞTU?
10 Kasım 2023'te Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak'ta meydana geldi. Yoldan geçenler, yandaki ormanda yanmış cesedi fark edip, ihbarda bulundu. Benzin dökülüp yakıldığı belirlenen cesedin, kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu VMN'ye ait olduğu belirlendi. Otopside Nourtani'nin 9 Kasım'da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi.

Nourtani'nin çalıştığı kaçak maden ocağının sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş'ün kuzeni Ahmet Aydın (52) tutuklandı. Ocak çalışanları S.K. (28), E.D. (22) ve kömür ticareti yapan A.Ç. (46) adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede, Afgan madencinin kaçak ocakta vagon arasına sıkışıp iş kazası geçirdiği, ocak sahiplerinin de 'Olay ortaya çıkarsa ocak kapanır' korkusuyla hareket ettikleri belirtildi.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
Fatih Özcan
Fatih Özcan
Zonguldak’ta Afgan maden işçisi Vezir Mohammad Nourtani'nin cesedinin 9 Kasım 2023'te yakılmış halde bulunması üzerine kaçak madeni işleten 2 sanığa "taksirle öldürme" suçundan 5 yıl 8'er ay, 4 sanığa ise "delil karartma" suçundan 1 yıl 8 ay ile 4 yıl 6 ay arasında hapis cezası verildi. Müdahil avukatı Kerim Bahadır Şeker, Nourtani'nin yakılarak öldürüldüğünü ifade ederek, "Zonguldak'ta hukuk ayaklar altına alındı" dedi ve kararı istinafa taşıyacaklarını bildirdi.

Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında konuşan Nourtani’nin eşi Qamer Gul Meliki, hayatının mahvolduğunu ifade etti.
Sanıkların "çocukları olduğunu" söyleyerek serbest kalmak istediklerini belirten Meliki, "Benim çocuklarım çocuk değil mi? Benim hayatım hayat değil miydi? Siz bir tavuk mu, koyun mu öldürdünüz? Ben kocasız kaldım, çocuklarımı nasıl yetiştireceğim? Ben Türkiye’ye sığınmacı olarak geldim, bu ülkeye sığındım. Artık ne yapacağımı, şikayetimi nereye yapacağımı, sesimi kime duyuracağımı bilmiyorum. Afgan olduğum için sürekli ayrımcılığa uğruyorum. Mahkemede bile ayrımcılığa uğradığımı düşünüyorum. Sürekli dedikleri ‘Afgan öldü’, ‘Afgan’ı getirin'. Kararı size bırakıyorum. Sizden rica hakkımı alacak bir karar olsun" ifadelerini kullandı.

Mahkeme 'taksirle öldürme' suçundan hüküm kurdu​

Mahkeme heyeti "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan maden ocağı sahibi sanıklar Hakan Körnöş ve Enver Gideroğlu'nu "taksirle öldürme" suçundan 5 yıl 8'er ay, Körnöş’ün kuzeni Ahmet Aydın'ı "delil karartma" suçundan 4 yıl 6 ay hapse çarptırdı.

Ocak çalışanları Sercan Kayabaş ve Eray Demiro aynı suçtan 2’şer yıl, Alaattin Çayırlı ise 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildi.

‘Zonguldak’ta hukuk ayaklar altına alındı’​

Nourtani'nin ailesinin avukatı Kerim Bahadır Şeker, mahkemenin kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

"Müvekkilinin yakılarak öldürüldüğünü" söyleyen Şeker, şunları kaydetti:

"Afgan madenci davasında adeta bir garabetle, hukukun ayaklar altına alınmasıyla karşı karşıyaydık. Sanıklara adeta ödül niteliğinde bir ceza verildi. Bir geyik öldürseniz 4 sene hapis cezası alacakken müvekkilimi yakarak öldüren sanıklara 5 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Duruşma salonunda benim avukat olarak bulunmamın engellenmesi, savunma hakkımı kısıtlayarak, salondan çıkartılmama yönelik karar alınması, beyanlarımızın eksik, hatalı şekilde tutanağa geçmesi, defalarca talep etmemize rağmen SEGBİS üzerinden kayıt alınmamasıyla alakalı itiraz hakkımızı kullanacağız."
Kendisinin duruşma salonundan çıkarılmasının ardından müvekkilinin "Bu salonda hukuk, adalet yok" diyerek duruşma salonundan çıkmak istediğini anlatan Şeker, ancak bunun da tutanağa "Ben salondan çıkmak istiyorum" şeklinde geçirildiğini ifade etti.


'Sanıkların 3 ay sonra tahliye olmaları mümkün'​

Sanıkların hak ettikleri cezayı almaları için davanın takipçisi olacağını, kararı istinaf edeceğini, dosyayı gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacağını ifade eden Şeker, "Bizim istediğimiz müvekkilim canlı canlı yakıldığı için sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasıdır, canavarca hisle öldürmeden dolayı. Ancak bu şekilde devam ederse sanıkların tutukluluklarının son bulması ve 3 ay sonra tahliye olmaları mümkün" dedi.

HSK'ye şikayet​

"Böylesi bir garabete, böylesi bir hukuksuzluğa imza atan mahkeme heyeti" hakkında HSK’ye şikayette bulunduğunu belirten Şeker, "Zonguldak’ta hukuk ayaklar altına alındı" diye konuştu.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
Fatih Özcan
Fatih Özcan
Afgan madenci davasında 'iş kazası' cezaları onandı

1762471171524.webp
Afgan madenci davasında 'iş kazası' cezaları onandı

Zonguldak'ta yanmış cesedi bulunan Afganistan uyruklu madenci Vezir Mohammad Nourtani'nin (50) ölümüne ilişkin davada; istinaf, yerel mahkemenin 'iş kazası' değerlendirmesini isabetli bularak, 6 sanığa 'Bilinçli taksirle ölüme neden olma' ve 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından verilen 1 yıl 8 ay ile 5 yıl 8 ay arasında değişen cezaları onadı.

Olay, 10 Kasım 2023'te Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak'ta meydana geldi. Yoldan geçenler, ormanda yanmış cesedi fark edip ihbarda bulundu. Benzin dökülüp yakıldığı belirlenen cesedin, kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani'ye ait olduğu belirlendi. Otopside Nourtani'nin 9 Kasım'da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulundu. Nourtani'nin çalıştığı kaçak maden ocağının sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş'ün kuzeni Ahmet Aydın (52) tutuklandı. Ocak çalışanları Sercan K. (28), Eray D. (22) ve kömür ticareti yapan Alaattin Ç. (46) adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İLK MAHKEMEDE VERİLEN CEZALAR
İddianamede sanıkların 'Olay ortaya çıkarsa ocak kapanır' korkusuyla hareket ettikleri ifade edilerek 'İştirak halinde kasten öldürme' suçundan cezalandırılmaları istendi. Zonguldak 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada, Nourtani'nin 'iş kazası'nda öldüğü kabul edilerek 'Bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçlarından ocak sahipleri Hakan Körnöş ve Enver Gideroğlu'na 5 yıl 8 ay, Ahmet Aydın'a 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay, Sercan K. ve Eray D.'ye aynı suçtan 2 yıl, Alaattin Ç.'ye de aynı suçtan fiil sonrası davranışları dikkate alınarak takdiri indirimli 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Körnöş, Gideroğlu ve Aydın'ın tutukluluk halinin de devamına karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR
Mahkeme, 77 sayfalık gerekçeli kararında; sanıklara suça elverişli kişilikleri, samimi ve muteber pişmanlık göstermedikleri gerekçesiyle iyi hal indirimi uygulanmadığı, Alaattin Ç. hakkında olayı öğrendikten sonra avukatı aracılığıyla savcılığa başvurarak, suçun aydınlatılmasına yardımcı olduğu için indirim uygulandığı belirtildi. Cesedi yaktığını itiraf eden Ahmet Aydın'ın 'Delil karartma' suçunda eylemin 'Vahşi niteliği göz önüne alındığı'nda ifadeleri ile üst sınırdan ceza verildiği kaydedildi.

KARAR İSABETLİ BULDU
Dava dosyası, Cumhuriyet savcısının, sanık ve müşteki avukatlarının itirazlarının incelenmesi için Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2'nci Ceza Dairesi'nde istinaf edildi. İstinaf mahkemesi, tüm talepleri reddederek mahkemenin verdiği kararı isabetli bulduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde düzeltilen husus dışında bir isabetsizlik bulunmadığından sanıklar müdafiilerinin, o yer Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin sair istinaf talepleri yerinde görülmemiştir." Karara göre; 5 yılın altında ceza alan Sercan K., Eray D. ve Alaattin Ç.'nin cezaları, temyiz kanun yolu açık olmak üzere kesinleşti. Diğer yandan sanık avukatları ile Nourtani ailesinin avukatı Kerim Bahadır Şeker'in karara itiraz edeceği belirtildi.

'HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI'
Avukat Kerim Bahadır Şeker, "Hem müşteki hem sanık müdafilerinin hem de Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın vermiş olduğu istinaf dilekçeleri hepsinin reddine karar verilmesi, hayatın olağan akışına, mantık fizik kurallarına aykırıdır. Çünkü bir kişi için diri diri yakılarak öldürülmüş olma ibaresi açık ve net bir şekilde Koç Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda belirtilmişken, bunun hiçbir şekilde dikkate alınmaması, gerekçelerde belirtilmemesi, sadece bununla birlikte de değil; normal şartlarda Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1'inci Ceza Dairesi'nin vermesi gereken bir kararı, -çünkü iddianamenin 'Kasten öldürme'den açılmış olması sebebiyle Sakarya BAM'ın 2'nci Ceza Dairesi tarafından değerlendirmeye alınması-burada 'Taksirle ölüme sebebiyet verme'den direkt olarak kararın verilmesi, bizim itirazlarımız hem istinaf noktasında hem de bakacak ceza dairesi noktasında yanlış noktada ele alınmasıdır" dedi.

'ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ'
Avukat Şeker, "Önümüzde her ne kadar suç delillerini gizleme, yok etme ve ortadan kaldırma noktasında dosya kesinleşmiş olsa da biz, istinaf bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bakması için itirazda bulunacağız. Ayrıca geri kalan sanıklar açısından 'Kasten öldürme'nin nitelikli hali olan, hunharca, canavarca hisle bir kişiyi yakarak öldürmeden Yargıtay'da, Yargıtay olmazsa Anayasa Mahkemesi'nde, Anayasa Mahkemesi de olmazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde müvekkilin hak ve menfaatlerini sonuna kadar savunulması için elimizden geleni yapacağız. Kamuoyuna şunu da belirtmek istiyorum. Burada 'Kimsesi yoktur' diye yakılarak öldürülen bir kimsenin, kamuoyunda kimseleri olduğu için şahsım ve müvekkillerim adına teşekkür ediyorum. Kimsesizlerin kimsesi olduğunuz için sağ olun, var olun" diye konuştu

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
411 2 6

Genel Deneyi̇mli̇ A,b,c Sınıfı İş Güvenli̇ği̇ Uzmanları Aranıyor

iş ilanı.webpDENEYİMLİ A,B,C SINIFI İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARI ARANIYOR
Sektöründe "önce insan" sloganını duvarda poster olarak kullanan, ancak "önce üretim" ilkesiyle çalışan lider (!) firmamıza; aşağıdaki vasıflara sahip, kendini feda etmeye hazır bir İş Güvenliği Uzmanı arıyoruz.

📜 GÖREV TANIMI
● Gerçekte yapılmayan saha denetimlerini yapılmış gibi göstererek "kağıt üzerinde" kusursuz bir sistem kurmak.
● Acil durum tatbikatlarını, üretimi bir saniye bile aksatmadan, mesai bitiminde ve tercihen fotoğraflı olarak raporlamak.
● İşverenin tüm yasal sorumluluklarını (ve vicdani yükünü) tek başına üstlenmek.
● "Tespit ve Öneri Defteri"ni, kimseyi kırmayacak, incitmeyecek ve en önemlisi masraf çıkarmayacak tavsiyelerle doldurmak.
● Olası bir iş kazasında, savcılık sorgusuna işverenden önce ve tek başına katılmak; "Ben uyardım ama yapmadılar" demek yerine, "Gözümden kaçmış" deme erdemini göstermek.
● Üretim müdürünün "Bu böyle olmaz, işi yavaşlatıyorsun!" fırçasını, mesleki bir motivasyon konuşması olarak kabul etmek.

🎯 ARANAN NİTELİKLER
● Mevzuatı çok iyi bilen ama uygulanmasını istemeyen.
● Baskı ve mobbing altında "gülümseyerek evrak imzalama" konusunda yüksek lisans yapmış.
● "İşi durdurma" yetkisini hayatı boyunca hiç kullanmamış ve kullanmayı aklından bile geçirmeyen.
● Risk analizinde "Yüksek Risk" yazabilme cesaretine sahip, ancak hemen altına "Kabul Edilebilir Risk" notunu düşebilecek kadar esnek.
● Maaşını, olası mahkeme ve avukat masrafları için bir fon olarak görebilen finansal bir vizyona sahip.
● "Baret tak!" dediği çalışandan yediği azarı sineye çekebilen, sabırlı bir pedagog.

🎁 SUNDUKLARIMIZ
● Sınırsız Sorumluluk: Tüm fabrikanın ve yönetim kurulunun sorumluluğu sizde!
● Sıfır Yetki: Kararlarınıza saygı duyulmayacağının garantisi.
● Bol Stres ve Adrenalin: Her an bir denetim veya kaza olacakmış hissiyle yaşama fırsatı.
● Ücret: Asgari ücretin bir tık üzeri maaş kabul eden.
● Kariyer: Şanslıysanız meslekten men edilir, şanssızsanız hapis yatarsınız.

ÖNEMLİ NOT: Biz, İSG'yi bir maliyet kalemi ve yasal zorunluluk olarak görüyoruz. Gerçekten işini yapmak isteyen, "önce güvenlik" diyen idealist arkadaşların vaktimizi çalmamasını rica ederiz.
O
ocetinkaya
bir an için ne oluyor demeye başlamıştım. İlk maddeyi okuyunca benim algımda sorun var sanırım derken konu tamam oldu.

Şöyle bir olay duymuştum Eski iş güvenliği artık yeter bu kadar çalışmaya gerek yok diyerek işten ayrılıyor ve yerine yeni bir uzman alıyorlar. Fakat çalışırken sorumlu müdürlüğü üzerine almış ve işten ayrılınca belediyeye gidip ben işten ayrıldım artık müdür değilim diye bilgi vermiş (bunuda ilk defa duydum). firma yeni igu sen ol diye baskı yapıyorlar. oda tam yetki ve sınırsız bütçe isteyince yok demişler ve yönetim kabul etmiyor. böyle olunca igu yok ben kabul etmiyorum o zaman diye ısrarda bulunuyor. firma senden önceki kabul etti sen neden kabul etmiyorsun diye ters düşüyor ve görevi başkasına veriyor (konu ile alakasız birine) o kişide konuları bilmediğinden igu elindeki karar defterini alıyor kendi odasına götürüyor. Haliyle igu işini yapamıyor ve igu bildirim yapıyor sonra bu vatandaşı işten çıkartıyorlar dava devam ediyor diye biliyorum sonucu muhtemelen igu kazanır diye düşünüyorum.

merak ettiğim
Ayrıyetten sorumlu müdür olmak zorunda mı iş yerindeki tüm iş veren ve vekilleri sorumlu değil midir?
Belediye ne alaka?
Ek olarak ise bu tarz demeyelim de resmi makamlara sunulması gereken dosya ve evraklar neler?(kroki olur, acil durum planı olur vs vs )
bu konular beni çok korkutuyor. Eksik evrak yüzünden sıkıntı yaşarım diye.
Fatih Özcan
Fatih Özcan ocetinkaya yanıtlanıyor
:) İş ilanı ağır ironi içerir.

Maalesef mantalite farklı olduğu için eksik evrak korkutuyor. İş güvenliği kimsenin umurunda flaan değil. Kanun var ve birçok firma ceza yememek için yapıyor(muş) gibi görünüyor.
141 0 0

Genel İş Güvenliği Uzmanlarının Kara Tablosu

İş güvenliği uzmanları büyük bir ikilem içerisinde mesleklerini sürdürmeye çalışıyor.

Birçok işyerinde ciddi mobbinge maruz kalıyor, güvenlikleri için çalıştığı işçilerin saldırılarına uğruyor, işi durdurmaları durumunda işveren tarafından işten çıkarılmakla tehdit ediliyor. “Masraf çıkarma” bahanesiyle sürekli aba altından sopa gösteriliyor.

Bu kaos içerisinde rüya gören Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise “hayati tehlike varsa raporla” diyor.
Ama bir şey unutuluyor: Uzmanlar da insan. Ve bu hayat mücadelesinde var olmaya çalışıyorlar.

Aşağıda hafızalardan silinmeyen bazı olayları paylaşıyorum.
📍 2025 – Kartalkaya Otel Yangını: İş Güvenliği Uzmanı Kübra Demir: 21 yıl 4 ay 15’er gün hapis cezası
📍 2024 – OBA Makarna Toz Patlaması: İş Güvenliği UzmanıD.T.: 8 yıl 4 ay hapis cezası
📍 2024 – OBA Makarna Toz Patlaması: Patlamadan Korunma Dokümanı Hazırlayıcısı İ.B.: 11 yıl 8 ay hapis cezası
📍 2023 – Manisa İlçe OSB: İş Güvenliği UzmanıNaile Büşra Sarıgül: Görevi esnasında geçirdiği kazada hayatını kaybetti
📍 2020 – Hendek Havai Fişek Fabrikası Patlaması: İş Güvenliği Uzmanı Aslı D.: 6 yıl 8 ay hapis cezası
📍 2015 – TÜİK Binası İnşaatı: B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı hayati tehlike arz eden eksiklikleri bildirdiği için işten çıkarıldı
📍 2014 – Soma Maden Faciası: İş Güvenliği Başmühendisi Mehmet Efe: Kaza anında yaşamını yitirdi.
📍 2012 – Esenyurt Marmara Park AVM İnşaatı Çadır Yangını: İş Güvenliği Koordinatörü Cem Yıllar: 8 yıl 7 ay hapis cezası

Gözaltına alınmak, ifade vermek mi iş güvenliğinin günlük rutini haline geldi?

(Lütfen yorumlara siz de bildiğiniz olayları ekleyin. Bu liste hepimizin gerçeği.)
3K 5 0

İş Kazası Sakarya'daki havai fişek fabrikası kazası

Sakarya'daki havai fişek fabrikasında 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı patlamanın üzerinden 1 yıl geçti
Aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 7 sanığın "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanması sürüyor.
1646214946538.png

Sakarya'nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin yaralandığı patlama 1 yılı geride bıraktı.

İlçenin Yukarıçalıca mevkisinde yaklaşık 15 dönüm arazi üzerine kurulu fabrikada 3 Temmuz 2020'de saat 11.15'te meydana gelen patlama, olay yerine 50 kilometre mesafedeki kentin birçok noktasından duyuldu.

Patlamanın ardından bölgede sağlık, UMKE, AFAD, itfaiye, jandarma ve polis ekiplerinden oluşan 713 personel, 182 araç, 2 arama köpeği, 2 ambulans helikopter, 2 söndürme helikopteri ve 1 söndürme uçağı görevlendirildi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile dönemin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, patlama bölgesinde inceleme yaptı.

Patlama nedeniyle fabrikanın iki yakasında bulunan Yukarıçalıca ve Akarca mahallelerindeki evlerin camları kırıldı, kapılar eşiklerinden ayrıldı, çatı ve tavanlarda açılmalar meydana geldi. Mahallelerdeki ekinler de savrulan küller nedeniyle zarar gördü.

Hayatını kaybedenlerden Havva Çelik, Sabahattin Tepeçınar, Halis Yılmaz, Muhammet Seyfi Çanakçı, Erhan Ateş ve Muhammet Aygün'ün cenazeleri Sakarya'da, Ramazan Kor'un cenazesi ise Çorum'da toprağa verildi.

Daha sonra, Jandarma Genel Komutanlığı Patlayıcı Madde İmha Timi (PAMİT) personelince bölgedeki patlayıcı maddeleri tahliye ve imha işlemi yürütüldü. Zaman zaman kontrollü patlatmaların gerçekleştirildiği bölgede, fabrika çevresindeki köylerde cami hoparlörlerinden duyuru yapılarak vatandaşlar önceden bilgilendirildi.

Fabrika sahibi tutuklandı
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde soruşturmayı yürüten Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla gözaltına alınan sorumlu müdür Asiye A, ustabaşı Erşan Ö. ve Hasan Ali V. ile iş güvenliği uzmanı Aslı B, 7 Temmuz'da tutuklandı.

Soruşturmayı genişleten Başsavcılığın talimatıyla fabrika sahipleri Yaşar C. ve Ali Rıza Ergenç C. de jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Hendek Adliyesi'nde 8 Temmuz'da hakim karşısına çıkarılan şüphelilerden Yaşar C, tutuklandı, Ali Rıza Ergenç C. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Saldırı ve sabotaj izine rastlanmadı
Fabrikadan alınan numuneler Ankara'ya götürülerek Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvarı'nda incelendi.

Numuneler üzerinde yapılan kimyasal analizlerde patlayıcı maddeye rastlanmadı. Yine numunelerde yangını başlatıcı veya hızlandırıcı petrol türevi de belirlenemedi. İlk incelemeye göre, olay kaza sonucu meydana geldi, saldırı ve sabotaja yönelik bulgu tespit edilmedi.

İkinci patlamada 3 asker şehit oldu
Havai fişek fabrikasına ait patlayıcıların Adapazarı ilçesi Taşkısığı mevkisinde kontrollü imha amacıyla kamyondan indirildiği sırada 9 Temmuz 2020 saat 11.35'te yaşanan bir başka patlamada ise 3 asker şehit oldu, 8 jandarma personeli ile kamyon şoförü yaralandı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, beraberinde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin ile geldiği patlamanın yaşandığı bölgede incelemelerde bulundu.

Fabrikanın ruhsatı iptal edildi
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, fabrikaya ait 180 dönümlük alanın sanayi imarı resen iptal edildi, ardından da fabrikanın ruhsatı Sakarya Valiliğince iptal edildi.

Öte yandan patlamadan etkilenen kişilere ve yakınlarına Türkiye Afet Müdahale Programı (TAMP) kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü psikososyal destek ekibince destek verildi.

Patlamanın şiddeti bilirkişi raporunda
Patlama büyüklükleri, sayısı ve zamanlarının belirlenmesi amacıyla 11 kişiden oluşan heyet tarafından hazırlanan 200 sayfalık bilirkişi raporunda da yaklaşık 30 ton TNT'ye eş değer 12,6 ton piroteknik malzemenin 6 kez infilak ettiği belirtildi.

Sakarya Üniversitesi kampüsünde yer alan SAU1 deprem kayıt istasyonu geniş bant kayıtlarının incelendiği belirtilen raporda, 4 büyük patlama sürecinin gerçekleştiği, patlamaların evresinin 1 dakika 54 saniye sürdüğü bildirildi.

En büyük patlayıcı miktarının 5 bin 700 kilogram gök bombası (13 ton 396 kilogram TNT'ye eş değer) olduğu ve 19 metre çapında çukur oluşturduğu belirtilen bilirkişi raporunda, patlamanın etkisiyle 17 metre, 11 metre, 10 metre, 4 metre ve 10 metre çapında çukurlar oluştuğu bilgisi verildi.

Raporda, fabrikada yasal olmayan ve tüzüğe aykırı üretim ve depolama yapıldığı ve binalarda yapısal olarak eksikliklerin bulunduğu aktarıldı.

Adli süreç
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında fabrika sahipleri Yaşar C. ve Ali Rıza Ergenç C. ile sorumlu müdür Asiye A, ustabaşı Erşan Ö, Hasan Ali V. ve iş güvenliği uzmanı Aslı B. hakkında hazırlanan ve 108 müştekinin bulunduğu 27 sayfalık iddianame, 9 Ekim 2020'de Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Mahkemece 23 Ekim 2020'de kabul edilen iddianamede, 7 şüphelinin "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Sanıkların yargılanmasına 6 Ocak'ta başlandı. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, 5 sanık tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katıldı. Tutuksuz sanıklar ile müştekiler ve taraf avukatları ise duruşmada hazır bulundu.

Ferizli ilçesinde yeni inşa edilen cezaevi kampüsündeki salonda 15 Mart'ta görülen ikinci duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu.

5 gün süren ve zaman zaman gerginliklerin yaşandığı duruşmada sanık savunmaları, müştekilerin ifadeleri ile taraf avukatlarının beyanları dinlendi. Duruşmanın 5'inci gününde ara kararını açıklayan heyet, iş güvenliği uzmanı Aslı B'nin "yurt dışı çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrolle tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.

Heyet, ayrıca elektrik, inşaat, kimya ve makine mühendisleri ile yangın, iş güvenliği, patlayıcı madde ve bilişim alanlarında uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetine dosyanın verilmesini karara bağladı.

Üçüncü duruşmada iki sanık tahliye edildi
Ferizli ilçesindeki salonda 10 Haziran'da görülen üçüncü duruşmada, ikinci celsede beyanı alınamayan müştekilerin kimlik tespitinin ardından ifadesine başvuruldu.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar sorumlu müdür Asiye A. ve ustabaşı Erşan Ö'nün "yurt dışı çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrolle tahliyesine, diğer tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verdi.

Mahkemenin dördüncü duruşması, 13 Eylül'de görülecek. 7 kişilik bilirkişi heyetinin, raporunu dördüncü duruşmaya kadar mahkemeye sunması bekleniyor.

Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
1K 11 0

Haber Oba Makarna Davasında Iş Güvenliği Uzmanına Hapis Cezası

1758792725661.webp
OBA Makarna'da beş kişinin öldüğü patlama: Davada karar açıklandı

Sakarya’nın Hendek ilçesinde 15 Eylül 2024'te OBA Makarna fabrikasında 5 kişinin öldüğü patlamaya ilişkin 1'i tutuklu 6 sanığa 3 yıl 4 ay ile 11 yıl 8 ay arasında hapis cezaları verildi.

Sakarya'nın Hendek ilçesinde geçen yıl 5 kişinin hayatını kaybettiği, 26 kişinin yaralandığı OBA Makarna fabrikasındaki patlamaya ilişkin 1'i tutuklu 6 kişinin yargılandığı davada karar verildi.

Sakarya 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanık fabrika müdürü V.U, tutuksuz yargılanan elektrik bakım sorumlusu Y.T. ile hayatını kaybedenlerin bazı yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Patlamadan korunma dokümanı hazırlayıcısı İ.B. ise duruşmaya, bulunduğu ilden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'yle (SEGBİS) bağlandı.

Mütalaa açıklandı
Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, fabrika müdürü V.U. ile tutuksuz iş güvenliği uzmanı D.T, patlamadan korunma dokümanı hazırlayıcısı İ.B, elektrik bakım sorumlusu Y.T. ve değirmen sorumlusu Ö.K'nin "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15'er yıla kadar, idari işler sorumlusu C.B'nin ise "taksirle bir kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsini, ayrıca V.U'nun tutukluluk halinin devamını talep etti.

Sanıklar beraat talep etti
Söz verilen sanık V.U, avukatının savunmasını kabul ettiğini dile getirerek, "Vicdanınıza bırakıyorum" dedi.

Sanık Y.T. de kendisinin değirmen bölümünde değil, makarna bölümünde elektrik sorumlusu olduğunu belirterek, beraatini istedi.

Sanık İ.B. de suçsuz olduğunu, patlamadan korunma dokümanını hazırlarken ortamın temizlenmesi gerektiğini yazdığını öne sürerek, "Dokümana uygun çalışılmamış. Tozlar temizlenseydi patlama olmayacaktı. Beraatimi istiyorum" savunmasını yaptı.

Sanık avukatları da mütalaayı kabul etmediklerini, yazılı savunmalarını tekrar ettiklerini belirterek, müvekkillerinin tahliyesini ve beraatini, heyet aksi kanaatteyse lehe olan hususların kullanılmasını istedi.

Son sözleri sorulan sanıklar, beraatlerini talep etti.

Kararını açıklayan heyet, "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan sanıklar V.U. ve İ.B'yi 11 yıl 8'er ay, D.T. Y.T. ve Ö.K'yi 8 yıl 4'er ay hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, "taksirle bir kişinin ölümüne neden olma" suçundan sanık C.B'ye 3 yıl 4 ay hapis cezası vererek, V.U'nun adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetti.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
Fatih Özcan
Fatih Özcan
Oba Makarna faciası: 72 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. İ.B. (patlamadan korunma dokümanı hazırlayıcısı) 11 yıl 8'er ay hapis cezası ve D.T. (iş güvenliği uzmanı) 8 yıl 4'er ay hapis cezası aldı. Bu davanın gerekçesine ve bilirkişi raporuna nasıl ulaşabiliriz? Bu kişiler neyi ihmal etmişler ki böyle acımasız bir ceza almışlar?

Screenshot 2025-11-03 155118.webp


Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
O
osman.koyuncu Fatih Özcan yanıtlanıyor
İnternet 'te olayı takip ederken kısmen yayınlanmış yerlerini not etmiştim. Aşağıda paylaşıyorum.

OBA MAKARNA PATLAMA - BİLİRKİŞİ RAPORU TESPİT EDİLEN UYGUNSUZLUKLAR
  • Mevcut Risk Analizi; Oba Makarna büyüklüğünde bir işletmeyi kapsayacak ve tüm yönleriyle karşılayacak seviyede değildir.
  • İş güvenliği uzmanının, un/makarna fabrikası ve değirmende risk analizi hazırlarken dikkat etmesi gereken hususların başında tahıl tozu patlaması riski gelir. Mevcut risk analizinde toz patlaması bir madde olarak belirtilmiş, risk derinlemesine analiz edil(e)memiştir.
  • Değirmen bölümünün çeşitli alanlarında yoğun toz birikimi olduğu tespit edilmiştir.
  • Toz ölçümünün sadece ‘Paketleme’ adı verilen bir yerde yapıldığı anlaşılmamakta olup, yapılan ölçüm sadece iş hijyeni açısından değerlendirildiği görülmektedir. Değirmen bölgesindeki toz oluşum seviyesinin tespit ve takibinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
  • Patlamadan Korunma Dokümanı (PKD) tesisin mevcut faaliyetinin devamını sağlayacak nitelikte hazırlanmış bir rapor olup, tesisteki mevzuata aykırı durumlar ve bu aykırılıklardan kaynaklanabilecek patlama/yangın ve diğer tehlikeler dikkate alınmadan hazırlanmıştır.
  • Elektrik tesisatı patlamaya karşı korumalı şekilde tasarlanması ek, tamir, bant, sargı vs. olmamalıdır. Ancak kaza sonrası sahada yaptığımız incelemede elektrikçi bandıyla ek yapılmış kablolar tespit edilmiştir.
  • Değirmen başta olmak üzere fabrika genelinde elektrik panolarının kapaklarının açık olduğu ve toza maruz kalarak toz birikimine uygun ortam oluşturduğu tespit edilmiştir.
  • İşyerinde İş Güvenliği kültürünün oluşmamış olduğu, iş kazalarının olağan/rutin kazalar olarak değerlendirildiği, ramak kala ve iş kazası sonrası alınması gereken aksiyonların, düzeltici ve önleyici faaliyetlerin etkin biçimde yapılmadığı, iş güveliği uzmanının değerlendirmelerinin tespit ve önerilerinin işyerinde uygulamaya geçmemiş olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
  • Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Musa Özgüçlü, ‘işveren yükümlüklerine aykırı hareketleri sebebiyle’ patlamadan 1. derecede sorumlu
  • Patlamadan Korunma Dokümanını (PKD) hazırlayan İ.B. ‘belgeyi hazırlanırken tesisin incelenmesi için yeterli zamanı ayırmadığı’, ‘bilimsel temelleri yeterince değerlendirilmediği’, ‘toz patlama riskinin en yüksek olduğu alanlarda teknolojik korunma önlemlerini öngörmeyerek riskinin görülmesine engel olduğu’ gerekçesiyle patlamadan 1. derecede sorumlu
  • İş güvenliği uzmanı D.T., ‘tesis için hazırlanması zorunlu olan risk analizini, patlamadan korunma dokümanını ve makine ekipman periyodik kontrolünü tozlu çalışma ortamını dikkate almadan hazırladığı’, ‘temizlik ve bakım işlerinin daha etkin yapılması noktasındaki rehberlik sorumluğunu yerine getirmediği’ ve ‘mevcut riskler(açık pano kapakları, tozlu ortam, toz biriken elektrik panoları) doğrultusunda işveren/işveren vekiline faaliyet durdurma önerilerini yapmadığı’ için 2. derecede sorumlu olarak gösterildi.
  • Değirmen sorumlusu, elektrik sorumlusu, idari işler sorumlusu sorumluluklarını yerine getirmedikleri için patlamadan 2. derecede sorumlu.
  • Beğen
Tepkiler: Fatih Özcan
Fatih Özcan
Fatih Özcan osman.koyuncu yanıtlanıyor
Bu bilirkişi raporuna göre risk analizi hazırlamak iş güvenliği uzmanının sorumluluğu o zaman. PKD raporunu incelemiş olan birisi yazmıştı bir meslektaş mesajımın altına. Ona da PKD nin teknik yeterliliğini sorayım madem.
  • Beğen
Tepkiler: osman.koyuncu
O
osman.koyuncu Fatih Özcan yanıtlanıyor
Dikkat ! Bil (mez) irkişilerin müthiş bir de soyut kararları var... İlk uygunsuzluk tespitini okursanız (Mevcut Risk Analizi; Oba Makarna büyüklüğünde bir işletmeyi kapsayacak ve tüm yönleriyle karşılayacak seviyede değildir.) zaten bir daha bu mesleği yapmazsınız... Kimse de bu rapor karşılığında sormamış ki ; Bu kadar soyut bir tanımlamaya karşılık hazırlanması gereken Risk Analizi 'nin seviyesi ne olmalıydı ?

Yazık , vallahi çok yazık...
  • Beğen
Tepkiler: Fatih Özcan
Fatih Özcan
Fatih Özcan osman.koyuncu yanıtlanıyor
Çok yaşayın, keşke fırsat olsada bu bilirkişilerin hazırladıkları “kapsayıcı” risk analizlerini görebilsek ki hazırlanmasının sorumluluğuda yine işverendeyken yazılmış bu madde.
  • Beğen
Tepkiler: osman.koyuncu
688 3 0

Haber Bolu'daki Otel Yangını Davasında Karar Açıklandı

1761945457583.webp
Bolu'daki Grand Kartal Otel yangını davasında otelin sahibi Halit Ergül'ün de aralarında olduğu 11 sanığa 34'er kez müebbet hapis cezası verildi. Hayatını kaybeden 44 kişi için ise sanıklara ayrıca 24 yıl 11'er ay hapis cezası verildi.


Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda özel olarak oluşturulan salonda görülen duruşmada, sanıklara son sözlerinin sorulmasının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı.

Heyet, tutuklu sanıklar otelin sahibi Halit Ergül, şirketin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu Ergül, Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu, otel müdürü Zeki Yılmaz, Gazelle Otel Genel Müdürü Ahmet Demir, otelin muhasebe müdürü Kadir Özdemir, otelin genel müdürü Emir Aras, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdürü Vekili Kenan Coşkun ve itfaiye eri İrfan Acar'ı, 34 çocuğa karşı "olası kastla öldürme" suçundan 34'er kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.

11 sanık ayrıca, yangında yaşamını yitiren 44 yetişkin yönünden 44'er kez "olası kastla öldürme" suçundan 24 yıl 11'er ay hapse çarptırıldı.

2 sanığın tutuklanmasına karar verildi
Heyet, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan muhasebe personeli Cemal Özer ve Mehmet Salun'u 22 yıl 3'er ay, LPG tesisatı bakım görevlileri Doğan Aydın ve Muharrem Şen ile iş güvenliği uzmanı Kübra Demir'i 21 yıl 4 ay 15'er gün, mutfak personeli Reşat Bölük, teknik personel şefi Tahsin Pekcan, teknik personel Hüseyin Özer, sertifikasyon şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu ve çalışanı Aleyna Beşinci, Mudurnu Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri İbrahim Polat ve İsmail Karagöz, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, eski Bolu İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Mehmet Özel, İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Yeliz Erdoğan'ı 21'er yıl, resepsiyon görevlisi Yiğithan Burak Çetin'i 12 yıl, teknik personel Bayram Ütkü'yü 18 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme heyeti, sanıklar mutfak personeli Faysal Yaver ve Enver Öztürk ile iş güvenliği uzmanı Ece Kayacan'ın beraatine hükmetti.

Hapis cezalarında "takdir indirimi" uygulamayan heyet, tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına, İbrahim Polat ve İsmail Karagöz'ün tutuklanmasına, Doğan Aydın hakkında "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına, bazı sanıklar hakkındaki diğer adli kontrol hükümlerinin devamına karar verdi.

Öte yandan, müştekiler karar açıklanırken alkış tuttu.

78 kişi hayatını kaybetmişti
Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak'ta yangın çıkmış, 78 kişi hayatını kaybetmişti.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
Fatih Özcan
Fatih Özcan
Sayın @Üyeler

Kartalkaya Otel yangını davasında verilen karar, iş güvenliği camiası için bir “ramak kala” değil, doğrudan bir “iş kazası”dır.​
Yıllar önce görev yaptığı bir işletmede, görevinden ayrıldıktan yıllar sonra yaşanan elim bir olay nedeniyle ceza alan meslektaşımızın durumu, iş güvenliği uzmanlarının hukuki ve vicdani olarak ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.​
İşverenin sorumluluğu yasalarla açıkça belirtilmişken, görev süresi sona ermiş bir uzmanın bu şekilde yargılanması, “O halde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu neden var?” sorusunu hepimize sorduruyor. Bende buradan
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
`ne sormak istiyorum, gerçekten bu iş güvenliği kanunları neden var?​
Bugün asıl sormamız gereken soru aslında "Biz iş güvenliği profesyonelleri olarak bu karardan ne ders çıkarıyoruz?"​
Sadece destek mesajları paylaşmakla yetinip, birkaç gün sonra unutacak mıyız? Yoksa bu kararı bir dönüm noktası yapıp, mesleğimizin geleceği için birlikte hareket etmeye mi başlayacağız?​
Artık fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp, tüm iş güvenliği örgütleriyle birlikte ortak bir duruş sergilemenin zamanı geldi. Aksi halde, her ceza alan meslektaşımızın ardından üzülmeye devam ederiz.​
Umarım bu çağrı doğru yerlere ulaşır ve mesleğimiz için daha güçlü bir örgütlenmenin kapısını aralar.​

Bu mesaj altına yorumlarınızı yazabilir yada isterseniz
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
destek verebilirsiniz.
O
ocetinkaya
Yıllar sonra ceza almasındaki sebep olarak görev aldığı zamanda bildirim yapmaması mıdır? Her hangi bir çalışan iş yerinden ayrıldıktan sonra sorumluluğu biter iken neden bir isg uzmanının sorumluluğu yıllar geçsede devam ediyor?
Fatih Özcan
Fatih Özcan ocetinkaya yanıtlanıyor
Heyetin yaklaşımı o yönde görünüyor. Ama uzmanın çalıştığı yıllarda bile ataması yanlış duymadıysam 10dk falanmış. Kazara atama bile olabilir bu durum. Sonuçta aynı işverenin iki oteli var.
2K 10 0

İş Kazası Kartalkaya'da büyük yangın: grand kartal oteli'nde 78 can kaybı, 55 yaralı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki 238 kişinin konakladığı otelde çıkan yangında 66 kişi 76 kişi 78 kişi yaşamını yitirdi. 51 kişi de yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenilirken şu ana kadar 17 vatandaş taburcu oldu. Gece yarısı başlayan yangın, otelin dış cephesinin ahşap kaplama olması nedeniyle hızla yayıldı. Otelde yangın kâbusunu yaşayanlar çarşafları birbirine bağlayıp pencerelerden sarkarak aşağıya inmeye çalıştı, yardım çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, faciaya ilişkin "Olayın aydınlatılması sorumlulardan hesap sorulması için gereken her türlü adım atılacaktır. Acımız büyük." dedi.
1737475098961.png

66 ÖLÜ 76 ÖLÜ 78 ÖLÜ 51 YARALI​

Türkiye’nin önemli kayak merkezlerinden 2 bin 200 rakımlı Kartalkaya’da Grand Kartal Oteli'nde yangın çıktı. Gece yarısı başlayan yangın, otelin dış kaplamalarının ahşap olmasıyla da hızla yayıldı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, yangının meydana geldiği otelin 12 katlı ve 238 kayıtlı misafirin olduğunu açıkladı.

"İKİ ADET YANGIN MERDİVENİ VAR"​

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Acımız büyük. 51 yaralımız var. Bunlardan bir tanesinin durumu ağır ve yoğun bakımda yatmakta. 17'sini taburcu ettik. Durumları iyi." dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, otelin 2021 ve 2024 yılında denetimlerinin yapıldığını ifade edip "Yangın yeterlilik ruhsatları talep edilmiş." dedi. Ersoy, "Bugüne kadar itfaiye tarafından yangın yeterliliği ile ilgili olumsuz bir durum tarafımıza yansımadı." dedi.

Ersoy, otelde iki adet yangın merdiveni olduğunu ifade etti.
1737475126288.png


"4 BAŞMÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ"​

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da büyük bir üzüntü içinde olduklarını ifade ederek, "4 başmüfettişimizi görevlendirdik. Olayla ilgili ayrıntılı teftişlerine başlayacaklar" diye konuştu.

ALEVLER HIZLA YAYILDI​

12 katlı ahşap otelde restoran bölümünde başladığı belirlenen yangında alevler hızla yayıldı.

Sömestr tatili nedeniyle doluluk oranının yüzde 80-90 oranında olduğu belirtilen, 237 kişinin konakladığı otelde alevlerin fark edilmesiyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Binadan tahliye edilenler geçici olarak bölgede bulunan diğer otellere yerleştirildi.

İtfaiye ekiplerinin yangınla mücadelesi saatlerce sürdü.

YAŞAM ÇARŞAFLARI​

Yangında, çarşafları birbirine bağlayıp pencerelerden sarkarak inmeye çalışan kişiler, cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.
1737475180607.png

SORUŞTURMA BAŞLATILDI​

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yangınla ilgili Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmış olup, 6 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini duyurup 5 kişilik de bilirkişi heyeti oluşturulduğunu açıkladı.

Tunç, soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü de belirtti.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
270 1 1

Genel İş Güvenliği Eğitiminde Ölçek Geliştirme Çalışması

Değerli @Üyeler ,

"C Sınıfı İş Güvenliği Eğitimi Veren Kurumların Eğitim Düzeylerini Saptamaya Yönelik Ölçek Geliştirmesi" çalışmasına katılımlarınızı rica ederiz. Bu akademik çalışma Ünye Meslek Yüksekokulu öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Gediz Tatar tarafından yürütülen doktora çalışmasıdır.

Araştırmanın Amacı; Çalışma, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş C sınıfı iş güvenliği eğitimi veren kurumlarda verilen eğitimlerin verimliliğini ve yeterliliğini değerlendirmek amacıyla kullanılacak, geçerlilik ve güvenilirliği sağlanmış bir ölçme aracı geliştirmeyi hedeflemektedir.

Araştırmaya, C sınıfı iş güvenliği sınavına girecek kişilerin katılması beklenmektedir.

Çalışmaya katılım tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır ve araştırmayı tamamlamak için yaklaşık 10 dakika ayırmanız yeterlidir. Sizden, 5’li Likert tipi sorulardan oluşan taslak ölçeğe gerçekçi ve samimi cevaplar vermeniz beklenmektedir. Soruları yanıtlarken her maddeyi dikkatlice okumanız önerilir.

Araştırmada kişisel veriler 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca korunacaktır ve kimlik belirleyici hiçbir bilgi talep edilmeyecektir. Veriler yalnızca araştırmacı tarafından değerlendirilecek ve bilimsel yayınlarda anonim olarak kullanılacaktır.

Çalışma, kişisel rahatsızlık verecek unsurlar içermemektedir. Ancak, herhangi bir sorudan veya nedenden dolayı kendinizi rahatsız hissederseniz, çalışmayı istediğiniz anda bırakabilirsiniz.

Çalışma hakkında daha fazla bilgi almak veya sorularınızı iletmek için [email protected] veya [email protected] adreslerinden iletişime geçebilirsiniz.

Çalışmaya katılmak için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
336 0 2

Rehber Yazı Kafanı Kullan, Kaybetme

İnsan vücudu, hepsi de çeşitli amaçlar için tasarlanmış pek çok farklı parçadan oluşur; hareket, nefes alma, beslenme ve üreme bunlardan sadece birkaçıdır. Bu vücut parçaları amaç, şekil ve boyut bakımından önemli ölçüde çeşitlilik gösterir ve hepsi de bizim için farklı derecelerde önemlidir.
Vücudumuzla ilgili beni hayrete düşüren şey, inanılmaz derecede dirençli olmaları, ciddi hasarlarla ve hatta tamamen eksik parçalarla bile çalışabilmeleridir! Kafanın kendisi bile bazen imkansız gibi görünen yaralanmalara maruz kalabilir ve yine de işlevini yerine getirebilir, peki endişe nedir? Başımız için risk söz konusu çünkü "donanımımızın" en hayati parçası olan beynimizi barındırıyor.

Sinir ağımız
Beynimiz biyolojik süper bilgisayarımızdır. Karar verme süreçlerimizi yönlendirmeye yardımcı olmak için inanılmaz hızlarda binlerce bilgi parçasını işleyebilir. Bu şekilde, ideal bir dünyada kendimize ya da başkalarına zarar vermez ya da onları öldürmeyiz. Bunu beş duyumuzu (görme, koklama, tatma, dokunma ve görme) kullanarak yapar, bu da beyinde kimyasal süreçlerin ve reaksiyonların meydana gelmesine neden olur ve daha sonra bu duyulardan algılanan uyaranları fiziksel ve/veya zihinsel eylemlere ve tepkilere dönüştürebilir. Başka bir deyişle, duyular beynimize deşifre etmesi ya da "anlamlandırması" için bilgi verir. Bunun sonucu da nasıl hareket ettiğimizi, yaşadığımızı ve konuştuğumuzu etkiler.
1761604960252.webp

Bu hayati donanıma gelebilecek herhangi bir zarar, kelime oyununu mazur görün, düşünülemez. Beyni olmayan bir insan, temelde çeşitli sistemler halinde organize olmuş, kendi başına "var olmak" dışında hiçbir şey yapamayan rastgele bir organik madde topluluğudur. Yine kendi bilgisayarınızı, tabletinizi ya da evinizdeki ve işyerinizdeki diğer elektronik cihazları kullandığınızı düşünün. Yapacakları tek şey, onlara ne yapmalarını söylediğinizdir. Yani, eğer onlara hiçbir şey yapmamalarını söylerseniz, elde edeceğiniz şey tam olarak budur. Beyin kafatası içinde yer aldığından, birkaç ince zar tipi katman dışında herhangi bir darbeye karşı gerçek bir " destek " yoktur. Bu zarlar beyin ile kafatası arasındaki katmandır. Kafatası, iskeletimizin geri kalanı gibi sert bir kemiktir. Sinirler ve kan damarları için birkaç küçük açıklık dışında, kafatası beyni tamamen çevreleyerek koruyucu bir kalkan görevi görür. Dolayısıyla, bu "doğal" korumaya rağmen, kafaya alınan tek bir darbe, beyin kafatası içinde basitçe "sarsıldığı" için kalıcı hasara (Tıbbi Terimlerde genellikle TBI veya Travmatik Beyin Hasarı olarak adlandırılır) neden olmasa bile birini öldürmek için yeterli olabilir.
İşyerinde meydana gelen ve sonucu bir "beyin hasarı" olan olayların sadece mağdurun kendisi üzerinde değil, aileleri, arkadaşları, iş arkadaşları ve diğerleri üzerinde de yıkıcı bir etkisi vardır. Küçük bir çocuğu olan ve daha önce hiç çalışmamış bir ebeveyn düşünün, birdenbire sadece iş hayatına atılmak için gerekli bilgi ve becerileri öğrenmeye çalışmak zorunda kalmıyor - bir yandan çocuğuna bakıp büyütürken bir yandan da artık kendine bakamayacak bir yetişkine bakmak zorunda kalıyor. Bu makaleyi okuyan herkesi Hong Kong MTR Corporation tarafından hazırlanan "İnşaat Güvenliği Filmi - Ailenizin Size İhtiyacı Var" adlı güvenlik videosunu izlemeye davet ediyorum. Tasvir ettikleri gerçekçi senaryo tam olarak budur.
Videoya bu YouTube bağlantısı üzerinden ulaşabilirsiniz,

Bu hiç akıllıca değil
Bunu okuyan bazılarınız, beyin hasarı farkındalığının bugün toplumumuzda, özellikle de spor dünyası söz konusu olduğunda, beyin sarsıntısı protokollerinin, beyin sarsıntısı ikamelerinin, yeni kafa korumasına ilişkin kuralların ve hatta futbol toplarına kafa atmanın ve ragbide fiziksel mücadelenin (belirli bir yaşın altındaki katılımcılar için) yasaklanmasıyla birlikte çok daha yaygın hale geldiğini fark etmişsinizdir.

Tüm bunlar, beyin sarsıntısının ve kafaya alınan darbelerin etkisinin ve bunun sonucunda beyin gelişimi üzerinde meydana gelebilecek kronik (uzun vadeli) etkinin artık büyük ölçüde anlaşılmış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yeni anlayış, tekrar tekrar meydana gelebilecek olaylar (futbol topuna kafa atmak, temas sporlarında kafaya darbe almak vb.) bir yana, tek bir darbenin bile beyinde yol açtığı potansiyel hasarı da içermektedir.

Temas sporları yaparken, başım başka bir kişinin dizine temas ettikten sonra beyin sarsıntısı geçirmiş biri olarak, hayatımın hiçbir anını hatırlamadığım beş dakikası olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Olayı hatırlamak için ne kadar uğraşırsam uğraşayım ya da olay sırasında orada olan insanlarla ne kadar tartışırsam tartışayım, gerçek bu. Sanki başka birinin başına gelmiş gibi hissediyorum ve bu da tahmin edebileceğiniz kadar rahatsız edici. Çok şanslıyım ki, bu çok kısa süreli hafıza kaybı dışında, şu ana kadar "uzun vadeli" bir sorunum yok gibi görünüyor.

Az önce bahsettiğim hafıza kaybının yanı sıra, beyin hasarı mağdurlarının davranışları büyük ölçüde değişebilir, bedensel koordinasyonu ve belirli motor fonksiyonları (konuşma, tuvaleti kullanma ve/veya uzuvlarını kullanma gibi) kontrol etme yeteneğini kaybedebilir, vücutta his kaybı ve diğer travmatik sorunlar yaşayabilir.

Morarma, kanama ve diğer sorunlar nedeniyle beyin şişerse, kafatası katı olduğundan ve bu nedenle esneyemediğinden, beyin kafatasına "baskı" yapabilir. Bu basıncın cerrahi müdahale dışında (birçok vakada) serbest bırakılmasının bir yolu olmadığından, bu durum kalıcı hasara neden olabilir ve bazı vakalarda beynin hiç çalışmamasına yol açabilir. Bu durum "beyin ölümü" olarak adlandırılabilir (beyin ölümünün dünyanın hangi bölgesinde yaşadığınıza ve çalıştığınıza bağlı olarak çok farklı kategorilere ayrılabileceğini unutmamanız önemlidir).

Beyindeki yaralanmaları bir kenara bıraksak bile, işçiler kafayla ilgili diğer yaralanmalardan ve sağlık sorunlarından kolayca muzdarip olabilirler; örneğin kısmen veya tamamen kör olabilir, bir veya iki gözünü ve kulağını kaybedebilir ve kafa travmasının bir sonucu olarak sayısız başka yıkıcı sonuçlardan muzdarip olabilirler (hatta aşırı durumlarda tüm kafanın kesilmesi bile olabilir). Modern tıp sürekli ilerliyor olsa da ve artık lazer göz ameliyatı ve işitme cihazları gibi şeylere sahip olsak da, günün sonunda bunlar sadece hafifletici önlemlerdir, sorunu kesin olarak çözmezler. Bu tıbbi müdahalelere güvenmek yerine, işyerlerimizde bu tür sonuçların ortaya çıkmasına en başta izin vermemek için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. İşte bu noktada baş koruması bu önemli görevde hayati bir rol oynayabilir.

Baş koruyucuların tarihçesi
Normal günlük yaşamımızda artık kanıksadığımız pek çok şey gibi, baş korumasının tarihinide askeri köklere dayandırmak mümkündür. Savaş ve çatışma tarihinin çok erken dönemlerinde askerler, düşmanın uzuvlarını kaybetmiş ve diğer görünüşte feci yaralanmalara maruz kalmış olsa bile sizinle savaşmaya devam edebileceğini öğrendi. Ancak kafaya indirilen yeterince sert bir darbe genellikle düşmanı hemen yere serer - en azından "savaşta etkisiz" hale getirir - düşmanın sahip olduğu potansiyel boyut, güç, hız veya diğer avantajları ortadan kaldırır (David ve Goliath'ın hikayesini düşünün, küçük adam devi kafasına indirdiği tek bir darbe ile yener). Miğferler bu yüzden yaratılmıştır.
1761605079847.webp

Günümüzün modern ordularında, mermi ve şarapnel gibi inanılmaz hızlı mermileri saptırmaya yardımcı olan ve/veya bıçaklı, künt ve diğer el silahlarını kullanan düşman savaşçıların yaralamalarına karşı bir bariyer sağlayan "balistik", "taktik" ve diğer çeşitli kask türleri bulunmaktadır. Bu ultra-modern tasarımlar Kevlar, Twaron (ısıya dayanıklı sentetik bir elyaf) ve diğer daha gizli "gelişmiş malzemeler ve maddeler" dahil olmak üzere çeşitli malzemelerden yapılmıştır. Ancak başlangıçta; kafaya takılan ve temel metaller, deri ve diğer hayvan derileri/ürünleri ve diğer malzemelerden yapılan çok basit koruyucular olarak ortaya çıkmışlardır.

Askeri sahneden uzakta, baş koruması 19. yüzyılın sonlarında işyerlerinde çeşitli şekillerde kullanılmaya başlandı. Takdir edeceğiniz gibi, bu ilk tasarımlar dünyadaki en rahat ya da etkili tasarımlar değildi; tıpkı ilk askeri muadilleri gibi genellikle deri, ahşap ve diğer malzemelerden yapılıyorlardı.

Ancak bu malzemeler ve teknoloji geliştikçe ve evrim geçirdikçe, işçilerin kafalarını korumak için her şey çok daha iyi hale geldi. İlk tam yapılı alüminyum baretler üretilmeden önce, daha yüksek bir koruma seviyesi için bu "tasarımların" iç kısmına çelik plakalar gibi metal kaplamalar eklenmeye başlandı. Bu durum kısa süre sonra yerini plastik enjeksiyon kalıplama teknolojilerine bıraktı. Günümüzde, diğerlerinin yanı sıra sentetik elyaf çeşitleri, polimerler, polietilen ve reçine gibi daha gelişmiş malzemelere sahibiz.

Malzeme teknolojisindeki bu gelişmenin yanı sıra, baş koruması da kullanıcıya başka faydalar sunacak şekilde gelişmiştir. Birçok baş koruma çözümü artık çene kayışlarına ve diğer sabitleme araçlarına sahiptir ve genellikle çalışanların kafalarının çeşitli boyutlarını ve şekillerini dikkate alabilmek için ayarlanabilir. Bu ayarlanabilirlik, bazı durumlarda iç dolgunun dahil edilmesiyle birlikte, kullanıcıya daha fazla konfor sağlamıştır. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu konfor faktörü, bir seferde birkaç saat boyunca Baş Koruması takması beklenen çalışanlar için kesinlikle öncelikler listesinde üst sıralarda yer almaktadır.

Baş korumasına dahil edilebilecek diğer ek koruma ve avantajlar arasında kulak koruyucuların, kişisel gaz monitörlerinin, göz korumasının ve iletişim için telsiz gibi diğer cihaz ve ekipmanların takılması için baret kenarındaki yuvalar yer alabilir.

Kültür için bir örnek
Güvenlik ve işyerinin birçok yönü gibi, işgücümüz için baş korumasına karar verirken dikkate almamız gereken birçok faktör ve husus vardır. Genel bir risk değerlendirme yaklaşımında, işyerimizdeki tehlikeler ve riskler; mevcut kontrol önlemleri ve bunların etkinliği; hangi işin, nerede, nasıl ve kim tarafından yapıldığı gibi bakılması ve analiz edilmesi gereken olağan faktörler vardır.
1761605118433.webp

Bununla birlikte başka hususlar da vardır. Farklı ülkelerde baş koruma önlemleri için farklı yasal ve düzenleyici gereklilikler söz konusudur ve ayrıca sözleşme gerekliliklerini ve standartlarını da (müşteri/yüklenici ilişkisi dahilinde) dikkate almamız gerekebilir. Günümüzün modern dünyasında, bir işçinin dini inancı da artık ciddiyetle dikkate alınması gereken bir husustur. Bu biraz yasal bir sorun haline gelebilir, bu nedenle ne işçinin inançlarıda ilgili yasaların tehlikeye atılmaması için büyük özen gösterilmelidir. Çok açık konuşayım, bu konuda dinin kendisi hakkında iyi ya da kötü bir fikrim yok, birçok ülkede yaşamış ve birçok kültür ve halkı deneyimlemiş biri olduğumu düşünürseniz. Ben sadece Güvenlik bakış açısından konuşuyorum.
Bir çalışanın bireysel dini inancıyla ilgili bu faktör, çözümün basitçe çalışanları baş korumasına ihtiyaç duyulmayan işyerlerine, departmanlara, sahalara, faaliyetlere vb. taşımak olabileceği anlamına gelebilir. Alternatif olarak, başörtüsü, tudong ve diğer baş örtüleri sağlanan baş korumasının altına takılabilir. Aslında, bu baş örtülerinin kendilerinde, örneğin yanmaz/yangına dayanıklı malzemelerden yapılmış olanlar gibi güvenlik önlemleri tasarlanabilir.

Size linkini verdiğim aşağıdaki makalede Kanada'da bir işçinin baret takmaya devam ederken başörtüsünü nasıl taktığı anlatılmaktadır (
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
).

Yasaların kendi içinde, dini gerekçelerle baş koruması kullanımına bazı muafiyetler de olabilir. Bunlar şunları içerebilir:
  • Birleşik Krallık'ta türban takan Sihler için Sağlık ve Güvenlik İdaresi tarafından uygulanan yasalarda bulunanlar (
    Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
    )
  • Amerika Birleşik Devletleri'nin OSHA (Mesleki Güvenlik ve Sağlık İdaresi) gereklilikleri kapsamında daha geniş bir muafiyet (
    Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
    )
Yukarıdakilerin hukuki tavsiye olarak değerlendirilmemesi gerektiğini unutmamak önemlidir. Yasal alandaki her şeyde olduğu gibi, emin değilseniz, her zaman bölgenizdeki uygulayıcı makama ve bir hukuk uzmanına danışın.

1761605152304.webp

Sonuç olarak
Dünyada mevcut sayısız farklı baş koruma önlemi türünü ve bunların işgücüne potansiyel fayda ve avantajlarını tartışan pek çok bilgi vardır. Bu bilgileri "sonsuza kadar" (başka bir deyişle, tekrar tekrar) tekrarlamak yerine, umarım bugünkü makale size baş korumasının ilk olarak nasıl geliştiği; işyeri güvenlik önlemlerimizin geri kalanı gibi nasıl geliştiği ve iyileştirildiği konusunda biraz daha fazla fikir, bilgi ve anlayış kazandırmıştır; ve şimdi siz ve iş arkadaşlarınız için hangi baş koruma çözümlerinin uygun olduğuna karar verirken göz önünde bulundurmanız gerekebilecek daha az "düşünülmüş", ancak aynı derecede önemli faktörlerden bazılarını dikkate almanıza olanak tanır. Her zaman olduğu gibi, başınızı sağlam bir şekilde omuzlarınızın üzerinde tutabilmeniz için uzmanlardan, baş koruma tedarikçilerinden, yerel uygulayıcı otoritenizden, endüstri standartlarından ve "en iyi uygulamalardan" mümkün olduğunca çok tavsiye ve rehberlik alın.

Kaynak:
Please, Giriş Yap or Kayıt Ol to view URLs content!
Üst